Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.

وَاِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّقُوا مَا بَيْنَ اَيْدِيكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

ve iƶā ḳīle lehumu tteḳū mā beyne eydīkum ve mā ḣalfekum leǎllekum turHamūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2قِيلَḳīleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledendiği
3لَهُمُlehumuonlara
4اتَّقُواtteḳūو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişisakının
5مَاolanlardan
6بَيْنَbeyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinönünüzdeki
7اَيْدِيكُمْeydīkumي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitönünüzdeki
8وَمَاve māve olanlardan
9خَلْفَكُمْḣalfekumخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekarkanızdaki
10لَعَلَّكُمْleǎllekumumulur ki
11تُرْحَمُونَturHamūneر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.esirgenirsiniz

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve onlara, önünüzde bulunanla ardınızda olan azaptan çekinin de rahmete erin dendi mi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve onlara, önünüzde bulunanla ardınızda olan azaptan çekinin de rahmete erin dendi mi.

Adem Uğur

Onlara yapmakta olduğunuz ve yapıp arkada bıraktığınız işlerde Allah'tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiğinde (aldırmazlar).

Ahmed Hulusi

Onlara: "Önünüzdekinden (karşılaşacaklarınıza karşı) ve arkanızdakinden (yapmış olduklarınızın sonuçlarından) korunun ki rahmete eresiniz" denildiğinde (yüz çevirirler).

Ahmet Tekin

Onlara: 'Dünyadaki cezadan, âhiretteki azaptan, önünüzdekilerden ve gelecektekilerden korunun, Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arının. Ola ki, merhamete mazhar olursunuz.' denildiği zaman aldırmazlar.

Ahmet Varol

Onlara: 'Önünüzdekinden ve arkanızda olandan korkun. Umulur ki merhamet olunursunuz' dendiğinde (yüz çevirdiler).

Ali Bulaç

Onlara: "Önünüzde ve arkanızda olandan sakının, belki esirgenirsiniz" denildiğinde, (dinlemeyip inkara devam ederler).

Ali Fikri Yavuz

Onlara (o Mekke halkına Peygamber tarafından): “-Önünüzdeki ahiret işinden ve arkanızdaki dünya felâketlerinden korkun ki, merhamet olunasınız.” denildiği zaman (yüz çevirdiler).

Ali Rıza Safa

Onlara, şöyle denilmişti: "Önünüzde olandan da gizli tutulandan da sakının; böylece, belki merhamet edilirsiniz!"

Bayraktar Bayraklı

Onlara, "Önünüzdekinden/ahiret azabından ve arkanızdakinden/dünyanın aldatıcılığından sakınınız ki, size merhamet edilebilsin" denildiğinde hiç aldırmazlar.

Bekir Sadak

Onlari: «Gecmisinizden ve geleceginizden sakinin, belki acinirsiniz» dendigi zaman yuz cevirirler.

Celal Yıldırım

Kendilerine, önünüzdekinden ve arkanızdakinden (Dünya ve Âhiret'te azabı ve rüsvaylığı gerektiren fenalıklardan) korkup sakının ki, merhamet olunasınız, denildiği zaman (aldırış bile etmezler).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlara “Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki rahmet göresiniz” dendiğinde (aldırış etmezler).

Diyanet İşleri

Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.

Diyanet İşleri (eski)

Onlara: 'Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki acınırsınız' dendiği zaman yüz çevirirler.

Diyanet Vakfi

Onlara yapmakta olduğunuz ve yapıp arkada bıraktığınız işlerde Allah'tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiğinde (aldırmazlar).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Durum böyle iken onlara: «Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin» denildiği zaman,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Durum böyle iken onlara: "Önünüzdekini ve arkanızdakini gözetip korunun ki rahmete erişeniz." denildiği zaman;

Elmalılı Hamdi Yazır

Hal böyle iken onlara önünüzdekini ve arkanızdakini gözetip korunun ki rahmete şayan olasınız denildiği zaman

Erhan Aktaş

Onlara: "Sahip olduğunuz ve olacağınız şeylerde takva sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz." denildiği zaman;

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara: "Sahip olduğunuz ve olacağınız şeylerde takva sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz." denildiği zaman;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara: "Sahip olduğunuz ve olacağınız şeylerde takva sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz." denildiği zaman;

Fizilal-il Kuran

Onlara; «geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki esirgenmeniz umulur» dendiği zaman yüz çevirirler.

Gültekin Onan

Onlara: "Önünüzde ve arkanızda olandan sakının, belki esirgenirsiniz" denildiğinde, (dinlemeyip inkara devam ederler).

Hamdi Döndüren

Onlara, “Önünüzdeki ve arkanızdaki işlerde Allah’tan korkun, belki merhamet olunursunuz!” denildiğinde (aldırmazlar).

Hasan Basri Çantay

Onlara "Önümüzdekinden de, arkanızdakinden de sakının. Taki esirgerlesiniz" denildiği zaman (yüz çevirdiler).

Hasib Asutay

'(Onlara) önünüzdeki ve arkanızdaki şeylerden sakının; belki merhamet olunursunuz!' denildiği zaman (aldırmazlar).

Hayrat Neşriyat

Hem onlara: 'Önünüzdekinden ve arkanızdakinden (dünya ve âhiret azâbından)sakının; tâ ki merhamet olunasınız' denildiği zaman (yüz çevirirler).

İbni Kesir

Onlara önünüzde ve arkanızda bulunanlardan sakının. Belki merhamet olunursunuz, denildiğinde.

Mehmet Okuyan

Onlara “Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korunun ki merhamete uğratılasınız” dendiği zaman,

Muhammed Esed

Onlara: "Gözlerinizin önünde olan ve sizden gizli tutulan (her şeyin Allah'ın bilgisi dahilinde olduğu gerçeğini unutmadan) dikkat edin ki Allah'ın rahmetine nail olabilesiniz!" denildiğinde (çoğu duymazlıktan gelir.)

Mustafa İslamoğlu

Kendilerine "Sizi bekleyen (ahiret) ve geride bıraktığınız (hayattan) dolayı sorumluluktan titreyin ki, ilahi merhamete mazhar olabilesiniz" denildiğinde (yüz çevirdiler):

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlara belki merhamet olunursunuz, önlerinizde olandan ve arkanızda olandan sakınınız denildiği zaman (onlar yüz çevirirler).

Ömer Öngüt

Onlara: "Yapmakta olduğunuz ve yapıp arkada bıraktığınız işler hakkında Allah'tan korkun, umulur ki size merhamet olunur!" denildiği zaman (yüz çevirirler).

Suat Yıldırım

Onlara ne zaman: "Hem geçmişte yaptıklarınıza, hem de istikbalde yapacaklarınıza dikkat edin!böylelikle merhamet edilmeye layık olun!" denilse, yüz çevirirler...

Süleyman Ateş

Onlara: "Önünüzdeki ve arkanızdaki (yani sizden önce geçen ve ileride sizi bekleyen) olaylardan sakının ki, esirgenesiniz," dendiği zaman (aldırmazlar).

Süleymaniye Vakfı

Onlara: "Yapmakta olduğunuz ve geçmişte yaptığınız yanlışlardan sakının; belki ikram görürsünüz." denildiğinde

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Bu insanlara önünüzde olan ve arkanızda kalan için tedbirinizi alın ki ikram göresiniz" dendiği zaman (ölçüye uymazlar)

Şaban Piriş

Onlara: -Önünüzdeki ve arkanızdakinden sakının ki merhamet olunasınız, denildiği zaman...

Tefhim-ul Kuran

Onlara: «Önünüzde olandan ve arkanızda olandan korkup sakının, belki esirgenirsiniz» denildiğinde, (dinlemeyip küfre saparlar)

Ümit Şimşek

Onlara 'Önünüzdekilerden ve ardınızdakilerden sakının ki size merhamet edilsin' dendiği zaman yüz çevirirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara, "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki, size merhamet edilebilsin!" denildiğinde, hiç aldırmazlar.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Onlara: “Önünüzdə olan və arxanızca gələndən (dünyada və axirətdə olan əzabdan) qorxun ki, bəlkə sizə rəhm oluna!”– deyildikdə üz çevirirlər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wenn ihnen gesagt wird: ʺFürchtet euch vor ähnlichen Strafen, wie sie früher widerspenstige Völker ereilten und vor der Strafe, die auf euch im Jenseits wartet, auf daß Sich Gott eurer erbarmen möge!ʺ wenden sie sich ab.

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn zu ihnen gesagt wird: ʺHütet euch vor dem, was vor euch, und dem, was hinter euch ist, auf daß ihr Erbarmen finden möget!ʺ (..., wenden sie sich ab.)

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn zu ihnen gesprochen wird: ʺHütet euch vor dem, was vor euch ist und was hinter euch ist, auf daß ihr Erbarmen finden mögetʺ (, so beachten sie die Warnung nicht)

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when they are told: "Fear for your irreverence to Allah and regard with fear the retributive punishment which you might encounter here. Fear also what awaits you Hereafter which is indeed grievous and really severe so that you might hopefully be recipients of Allah’s mercy".

Abdul Haleem

Yet when they are told, ‘Beware of what lies before and behind you, so that you may be given mercy,’

Abdullah Yusuf Ali

When they are told, "Fear ye that which is before you and that which will be after you, in order that ye may receive Mercy," (they turn back).

Abul A'la Maududi

When it is said to such people: "Guard yourselves against what is ahead of you and what has preceded you that mercy be shown to you" (they pay scant heed to it).

Aisha Bewley

They are told, ‘Have taqwa of what is before you and behind you so that hopefully you will have mercy shown to you. ’

Al-Hilali & Khan

And when it is said to them: "Fear of that which is before you (worldly torments), and that which is behind you (torments in the Hereafter), in order that you may receive Mercy (i.e. if you believe in Allâh’s religion - Islâmic Monotheism, and avoid polytheism, and obey Allâh with righteous deeds)."

Ali Quli Qarai

And when they are told, ‘Beware of that which is before you and that which is behind you, so that you may receive [His] mercy. ’

Amatul Rahman Omar

And when it is said to them, `Guard yourself against that (punishment) which is (impending) before you and that which is behind you (and may befall you as a consequence of your evil past) so that you may be shown mercy (they turn away). '

Arthur John Arberry

And when it is said to them, 'Fear what is before you and what is behind you; haply you will find mercy' --

Bijan Moeinian

When the disbelievers are told: "Be mindful of what is awaiting you and what deeds you have left behind" [they do not care. ]

E. Henry Palmer

And when it is said to them, 'Fear what is before you and what is behind you, haply ye may obtain mercy;'

Edip-Layth

When they are told: "Be aware of your present and your past, that you may attain mercy."

George Sale

When it is said unto them, fear that which is before you, and that which is behind you, that ye may obtain mercy; they withdraw from thee:

Hamid S. Aziz

And when it is said to them, "Guard against what is before you and what is behind you, that per chance (or possibly) you may find mercy. ... (they are heedless)

Mahmoud Ghali

And when it is said to them, "Be pious as regards what is before you (Literally: between your hands) and what is behind you, that possibly you would be granted mercy. "

Marmaduke Pickthall

When it is said unto them: Beware of that which is before you and that which is behind you, that haply ye may find mercy (they are heedless).

Mohamed Ahmed - Samira

When it is said to them: "Beware of what is before you and what is past, that you may be treated with kindness;"

Muhammad Asad

And [yet, ] when they are told, "Beware of [God’s insight into] all that lies open before you and all that is hidden from you, so that you might be graced with His mercy," [most men choose to remain deaf;]

Mustafa Khattab

˹Still they turn away˺ when it is said to them, "Beware of what is ahead of you ˹in the Hereafter˺ and what is behind you ˹of destroyed nations˺ so you may be shown mercy."

Progressive Muslims

And when they are told: "Be aware of your present and your past, that you may attain mercy. "

Sahih International

But when it is said to them, "Beware of what is before you and what is behind you; perhaps you will receive mercy. .. "

Sam Gerrans

But when it is said to them: “Be in prudent fear of what is before you, and what is behind you, that you might obtain mercy[...].”

Shabbir Ahmed

And yet, when it is said to them, "Walk aright learning from every yesterday, so that you may build a future worthy of Grace,"

Syed Vickar Ahamed

And when it is said to them: "You fear that which has happened before you, and that which will come after you, so that you may (also) receive (Allah's) Mercy," (then they do not listen and go away).

Taqi Usmani

And (they pay no heed) when it is said to them, "Save yourselves from that (punishment) which is before you (in this world) and that which will come after you (die), so that you may receive mercy".

The Monotheist Group

And when they are told: "Be aware of your present and your past, that you may attain mercy."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand on leur dit: ʺCraignez ce quʹil y a devant vous et ce quʹil y a derrière vous afin que vous ayez la miséricordeʺ!...

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ji wan re bê gotin: ji ezabê dinyayê û yê axiretê xwe biparêzin, da ku rehmet li we bê kirin (ew deng nabin xwe).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer tot hen gezegd wordt: ʺVreest wat er vóór jullie is en wat er achter jullie is; misschien zal aan jullie barmhartigheid bewezen worden.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen tot hen werd gezegd: Vreest hetgeen vóór u en hetgeen achter u is opdat gij genade moogt verwerven, keerden zij van u weg.

Hollandaca — Siregar

En wanneer tot hen wordt gezegd: ʺVreest wat vóór jullie en wat achter jullie is, hopelijk zullen jullie begenadigd worden, (toen keerden zij zich af.)ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда говорится им [тем, которые не принимают истину, которую ниспослал Аллах]: «Остерегайтесь того, что (вас может постичь то, что произошло с теми отвернувшимися от истины, которые были) перед вами [до вас], и (бойтесь) того, что будет после вас [наказания Аллаха в День Суда], (и уверуйте в Аллаха и обратитесь с покаянием к Нему) чтобы вы были помилованы [прощены]!» (но они отворачиваются высокомерно и остаются в своем заблуждении)

Rusça — Osmanov

Когда их призывают: ʺБойтесь того, что было до вас, и того, что будет после, - быть может, вас помилуютʺ, -[они не слушают].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men när de uppmanas: ʺVar på er vakt mot (de faror) som ligger framför er (och som ni har varnats för) men också mot dem som ni inte vet något om - kanske skall (Gud) visa er barmhärtighetʺ- (vänder de sig bort);