Yasin Suresi 18. Ayet — Elfaz
Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."
1قَالُواḳālūdediler kiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2اِنَّاinnādoğrusu bizHarf-i Nasb+Zamir
3تَطَيَّرْنَاteTayyernāuğursuzluğa uğradıkMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · Tefa''ul Bâbıط ي رUçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şans
4بِكُمْbikumsizin yüzünüzdenHarf-i Cer+Zamir
5لَئِنْle ineğerLam-ı Te'kid+Şart Edatı
6لَمْlemHarf-i Nefi
7تَنْتَهُواtentehūvazgeçmezsenizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıن ه يEngellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmak
8لَنَرْجُمَنَّكُمْle nercumennekumsizi mutlaka taşlarızLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kid+ZamirFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrر ج مTaşlamak, taş atmak, taşlayarak öldürmek, lanetlemek, sövmek, kovmak, (mezara) taş koymak, tahmine dayalı konuşmak, tahminler yapmak, tahmin etmek, öngörmek, ayaklarla yere vurma eylemi. Rajmun - tahmin, tahmine dayalı iş, mermi. Rujum - kayan yıldızlar, atmak, lanetlenmek, lanetlenerek atılmak. Marajim - kötü konuşma. Marjum - taşlanmış.
9وَلَيَمَسَّنَّكُمْve le yemessennekumve size dokunurBağlaç+Lam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kid+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibم س سElle bir şeye dokunmak veya hissetmek, bir şeye müdahale veya engel olmadan dokunmak, vurmak veya çarpmak, etkilemek veya başına gelmek, üzücü olmak veya başarılması zor olmak.
10مِنَّاminnābizdenHarf-i Cer+Zamir
11عَذَابٌǎƶābunbir azabİsimع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12
12اَلِيمٌelīmunacıklıSıfatا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmiş