Yasin Suresi 10. Ayet — Elfaz
Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
2عَلَيْهِمْǎleyhimonlar içinHarf-i Cer+Zamir
3ءَاَنْذَرْتَهُمْe enƶertehumuyarsan (da)Tesviye (Eşitlik) Edatı+Mazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.
4اَمْemyadaBağlaç
5لَمْlemHarf-i Nefi
6تُنْذِرْهُمْtunƶirhumuyarmasan (da)Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.
7لَاlāHarf-i Nefi
8يُؤْمِنُونَyu'minūneinanmazlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman