Fatır Suresi 45. Ayet — Elfaz
Eğer Allah, insanları kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Nihayet süreleri gelince, (gerekeni yapar). Çünkü Allah, kullarını hakkıyla görmektedir.
1وَلَوْve levve eğerBağlaç+Şart Edatı
2يُؤَاخِذُyu'āḣiƶucezalandıracak olsaydıMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
3اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
4النَّاسَn-nāseinsanlarıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
5بِمَاbimāyüzündenHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
6كَسَبُواkesebūyaptıkları işlerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.
7مَاmāHarf-i Nefi
8تَرَكَterakebırakmazdıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.
9عَلٰىǎlāüzerinde (yeryüzünde)Harf-i Cer
11مِنْminhiçbirHarf-i Cer
12دَابَّةٍdābbetincanlıİsimد ب بyavaşça gitmek, sürünmek/emeklemek/yürümek, vurmak, sona ermek, akmak, atmak
13وَلٰكِنْve lākinfakatBağlaç+İstidrak Edatı
14يُؤَخِّرُهُمْyu'eḣḣiruhumonları erteliyorMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım
15اِلٰٓىilākadarHarf-i Cer
17مُسَمًّىmusemmenbelirtilmişİsimس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)
18فَاِذَاfe iƶāzamanBağlaç+Zaman Zarfı
19جَاءَcā'egeldiğiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
21فَاِنَّfe innekuşkusuzİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nasb
22اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
23كَانَkāneMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
25بَصِيرًاbeSīrangörmektedirSıfatب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı