Fatır Suresi 22. Ayet — Elfaz
Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.
1وَمَاve māve olmazBağlaç+Harf-i Nefi
2يَسْتَوِيyestevīeşitMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviye
3الْاَحْيَٓاءُl-eHyā'udirilerleMarife (Belirlilik Takısı)+İsimح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmek
4وَلَاve lāveBağlaç+Harf-i Nefi
5الْاَمْوَاتُl-emvātuölülerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansız
6اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
7اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
8يُسْمِعُyusmiǔişittirirMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
9مَنْmenkimseyeİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
10يَشَاءُyeşā'udilediğiMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
11وَمَاve māyoksa değilsinBağlaç+Harf-i Nefi
12اَنْتَentesenZamir
13بِمُسْمِعٍbi musmiǐnişittirecekHarf-i Cer+İsimس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
14مَنْmenkimselereİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
15فِيfīiçindekiHarf-i Cer
16الْقُبُورِl-ḳubūrikabirlerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimق ب رÖlüleri gömmek. Gömülmesini sağlamak, mezar günü olmak, birinin gömülmesini sağlamak. Mezar, kabir, ruhun ölümden diriliş gününe kadar yaşadığı ara durum. Mezarlık, gömülme yeri.