Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler.

وَحِيلَ بَيْنَهُمْ وَبَيْنَ مَا يَشْتَهُونَ كَمَا فُعِلَ بِاَشْيَاعِهِمْ مِنْ قَبْلُ اِنَّهُمْ كَانُوا فِي شَكٍّ مُرِيبٍ

ve Hīle beynehum ve beyne mā yeştehūne ke mā fuǐle bi eşyāǐhim min ḳablu innehum kānū fī şekkin murībin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَحِيلَve Hīleح و لDeğişmek, araya girmek, yanından geçmek için. Dönüştürülmüş veya değiştirilmiş olmak, bir şeyden başka bir şeye dönmek veya dönüşmek, aktarılmak veya taşınmak, hareket etmek veya kaldırmak, eğri veya düzgün olmamak, yolundan veya yönünden veya şeklinden sapma, yerinden kaldırılmak veya taşınmak, bir antlaşmadan/sözleşmeden/anlaşmadan/sözleşmeden geri çekilmek veya uzaklaşmak, sıçramak ve hayvanının veya atının sırtına sıkıca oturmak, geçmek, dönmek ve geçmek, tamamlanmak, bir ayırım/bölme/çit/engel/engel/tıkanma olarak müdahale etmek, birleşmeyi veya iletişimi önlemek için müdahale etmek, dökmek veya akıtmak, bir şeyi saçma/tutarsız/kendisiyle çelişen/gerçek olmayan/imkansız ilan etmek veya telaffuz etmek, bir şeyi beceri/yönetim/tatlı dil/ustalık kullanarak istemek veya aramak, birinin bir şey yapmasını istemek veya çalışmak, neredeyse katılaşmış veya donmuş, bir kişiye keskin veya dikkatli bir şekilde bakmak veya gözlerini dikmek, bir kişiyi kırbaçla vurmak veya vurmak istemek, bir kişiyi hesaplamak, bir kişiyi zayıf olarak değerlendirmek, çekingenlik veya kaçınma uygulamak, bir kişiye karşı hilebazlık veya kurnazlık veya tertip uygulamak, hile yapmak veya tuzak kurmak, strateji uygulamak.perde çekildi
2بَيْنَهُمْbeynehumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinonların arasına
3وَبَيْنَve beyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinve arasına
4مَاşeyler
5يَشْتَهُونَyeştehūneش ه وİstemek, arzulamak, cinsel istek duymak, şehvet duymak, arzu etmek, özlemekarzu ettikleri
6كَمَاke māgibi
7فُعِلَfuǐleف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapıldığı
8بِاَشْيَاعِهِمْbi eşyāǐhimش ي عYayılmak, dağılmak, başka biriyle uyumlu olmak, dostça davranmak, birlikte gitmek, benzer olmak, takipçi/yardımcı/arkadaş/yoldaş/ortak, ayrı parti/mezhep, doktrin/sistem/uygulama yolubenzerlerine
9مِنْmin
10قَبْلُḳabluق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekbundan önce
11اِنَّهُمْinnehumdoğrusu onlar
12كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
13فِيiçindedirler
14شَكٍّşekkinش ك كşüphelenmekbir kuşku
15مُرِيبٍmurībinر ي بbelirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmekkatmerli

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlarla dileyip arzuladıkları şeylerin arasına bir engeldir çekildi artık, nitekim daha önce onların yolunu tutanlara da böyle olmuştu; şüphe yok ki onlar, tereddüt içindeydiler, şüpheye düşmüşlerdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlarla dileyip arzuladıkları şeylerin arasına bir engeldir çekildi artık, nitekim daha önce onların yolunu tutanlara da böyle olmuştu; şüphe yok ki onlar, tereddüt içindeydiler, şüpheye düşmüşlerdi.

Adem Uğur

Artık, bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzu ettikleri şey arasına perde çekilmiştir. Şüphesiz onlar, kendilerini endişeye düşüren bir korku içindeydiler.

Ahmed Hulusi

Daha önce benzerlerine yapıldığı gibi onlarla, iştahla arzuladıkları şey arasına engel konmuştur! Muhakkak ki onlar kendilerini huzursuz kılan kuşku içindedirler.

Ahmet Tekin

Bundan önce, izlerinden giderek inkârda, isyanda, ilâhî kuralları tanımamada devamları oldukları; Allah’ın kitabından, sünnetten ve ümmetten ayrılan, baskıcı, zorba, medeniyetten nasiplenmemiş, ayrılıkçı, kapalı geçmiş toplumlara yapıldığı gibi, kendileriyle arzu ettikleri şey arasına set çekilmiş, ayrılık girmiştir... Hâlâ onlar, hak kitaba, Kuran’a karşı sû-i zanlarının-art niyetlerinin beslediği şüpheler içindedirler.

Ahmet Varol

Daha önce benzerlerine yapıldığı gibi kendileriyle arzuladıkları şeyler arasına engel konmuştur. Onlar gocundurucu bir tereddüt içindeydiler.

Ali Bulaç

(Şimdi) Kendileriyle istek duydukları şeyler arasında perde çekilmiştir; daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü onlar, kuşku verici bir tereddüt içinde idiler.

Ali Fikri Yavuz

Artık kendileriyle (dünyaya dönüş) arzularının arasına engel çekilmiştir. Nitekim bundan evvel emsallerine de böyle yapılmıştı. Çünkü onlar (azab ve kıyamet hakkında) endişe veren bir şüphe içinde idiler.

Ali Rıza Safa

Bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle istedikleri şeyler arasına bir engel konulmuştur. Aslında, onlar, derin bir kuşku içindeydiler.

Bayraktar Bayraklı

Bundan önce de benzerlerine yapıldığı gibi, kendileri ile arzuladıkları iman arasına engel konulacak. Çünkü onlar, derin bir şüphe içindeydiler.

Bekir Sadak

Kendileriyle, arzuladiklari seyler arasina artik engel konur; nitekim, daha once, kendilerine benzeyenlere de ayni sey yapilmisti. Cunku onlar suphe ve endise icindeydiler. *

Celal Yıldırım

Artık onlarla arzuladıkları şey arasına bir perde gerilmiştir. Daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. Doğrusu onlar hep zan ve iftiraya itici bir şüphe içindeydiler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Artık kendileriyle arzuladıkları arasına bir set çekilmiştir; tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü onlar sürekli şaşkınlığa iten bir kuşku içindeydiler.

Diyanet İşleri

Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler.

Diyanet İşleri (eski)

Kendileriyle, arzuladıkları şeyler arasına artık engel konur; nitekim, daha önce, kendilerine benzeyenlere de aynı şey yapılmıştı. Çünkü onlar şüphe ve endişe içindeydiler.

Diyanet Vakfi

Artık, bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzu ettikleri şey arasına perde çekilmiştir. Şüphesiz onlar, kendilerini endişeye düşüren bir korku içindeydiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Artık kendileriyle arzularının arasına set çekilmiştir. Tıpkı bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü hepsi işkilli bir şüphe içinde bulunuyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Artık kendileriyle arzuladıklarının arasına set çekilmiştir; tıpkı bundan önce emsallerine yapıldığı gibi. Çünkü hepsi işkilli bir şüphe içinde bulunuyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık kendileriyle arzularının arasına sed çekilmiştir, tıpkı bundan evvel emsallerine yapıldığı gibi, çünkü hepsi işkilli bir şek bulunuyorlardı

Erhan Aktaş

Tıpkı bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi; artık canlarının arzu ettiğini yapamayacaklar. Onlar kaygı verici ikilem içindeydiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Tıpkı bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi; artık canlarının arzu ettiğini yapamayacaklar. Onlar kaygı verici ikilem içindeydiler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Tıpkı bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi; artık canlarının arzu ettiğini yapamayacaklar. Onlar derin bir kuşku içindeydiler.

Fizilal-il Kuran

Şimdi kendileri ile özlemleri arasına perde gerildi. Tıpkı daha önceki yoldaşlarına yapıldığı gibi. Hiç kuşkusuz onlar koyu bir şüphe içinde idiler.

Gültekin Onan

(Şimdi) Kendileriyle istek duydukları şeyler arasında perde çekilmiştir; daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü onlar, kuşku verici bir tereddüt içinde idiler.

Hamdi Döndüren

Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi kendileriyle (iman etme) istekleri arasına perde çekilmiştir. Doğrusu onlar derin bir kuşku içindedirler.

Hasan Basri Çantay

(Artık) kendileriyle arzu edegeldikleri şeylerin arasına bir sed çekilmişdir, bundan evvel benzerlerine de yapıldığı gibi. Çünkü hepsi de (insanları) kötü zanna düşüren bir şübhe içinde idiler.

Hasib Asutay

Artık bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzu ettikleri şey arasında perde çekilmiştir. Şüphesiz onlar, kuşku verici bir şüphe içinde idiler.

Hayrat Neşriyat

Artık, onlarla canlarının çekmekte oldukları şeyler arasına engel konulmuştur. Nitekim daha önce benzerlerine de böyle yapılmıştı. Çünki onlar, (kendilerine) kuşku veren bir şübhe içinde idiler.

İbni Kesir

Onlarla arzuladıkları şeylerin arasına bir engel konulmuştur. Daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. Şüphesiz onlar şiddetli bir tereddüt ve şüphe içindedirler.

Mehmet Okuyan

Bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzu ettikleri şey arasına perde çekilmiş (olacak)tır. Şüphesiz ki onlar kuşkulandıran bir şüphe içindeydiler.

Muhammed Esed

Böylece, kendileri ile istek ve özlemleri arasına bir set çekilecektir, tıpkı onlardan önce yaşayıp gitmiş olanlara yapıldığı gibi; çünkü ötekiler (de) şüpheye varan bir tereddüt içinde boğulup gitmişlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Artık kendileriyle arzu ve özlemleri arasına bir set çekilmiştir; tıpkı kendilerinden önce geçip gitmiş kafadarlarına yapıldığı gibi: çünkü ötekiler de korku ve endişeyle karışık bir kuşku içinde (helak) olup gitmişlerdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık kendileriyle arzu ettikleri şey arasına bir ayrılık girmiştir. Nasıl ki, evvelce onların benzerleri hakkında da yapılmıştı. Muhakkak ki onlar, şüpheye düşüren bir tereddüt içinde idiler.

Ömer Öngüt

Daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzu ettikleri şeyler arasına perde çekilir. Çünkü onlar şüphe ve endişe içinde idiler.

Suat Yıldırım

Neticede, tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzu ettikleri şey arasına sed çekilir.Çünkü onlar, kıyamet hakkında gerçekten insanları kötü zanna düşüren bir şüphe içindeydiler.

Süleyman Ateş

Tıpkı bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzu ettikleri şey arasına perde çekildi. Doğrusu, onlar katmerli bir kuşku içindedirler.

Süleymaniye Vakfı

Tıpkı bundan önce emsallerine yapıldığı gibi onlarla çok arzu ettikleri şey arasına set çekilmiştir. Onlar, kendilerini ikilemde bırakan bir şüphe içinde idiler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlarla çok istedikleri şey arasına da engel konmuş olacaktır. O engel, daha önce kendi yandaşlarına da konmuştu. Bunlar şüphe duyup ikileme düşmüşlerdi. hepsi korkutucu bir şüphe içindedirler.

Şaban Piriş

Arzu duydukları şeyler ile aralarına engel kondu. Daha önce benzerlerine de yapıldığı gibi. Çünkü onlar, şüphe ve tereddüt içinde idiler.

Tefhim-ul Kuran

(Şimdiki) Kendileriyle istek duydukları şeyler arasında perde çekilmiştir; daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü onlar, kuşku verici bir tereddüt içinde idiler.

Ümit Şimşek

Artık onlarla arzu ettikleri şey arasına bir perde çekilmiştir-tıpkı daha önceki benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü onlar daha önce bu konuda derin bir şüphe içindeydiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık kendileriyle, iştahla arzuladıkları şey arasına engel konmuştur. Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi. Gerçek şu ki onlar, tutarsızlığa iten bir kuşku içindeydiler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Daha öncə onların bənzərlərinə edildiyi kimi, arzuladıqları şeylərlə onların arasına sədd çəkilər. Həqiqətən, onlar anlaşılmaz bir şübhə içində idilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Artıq onlarla istədikləri şey (iman və tövbə) arasında əngəl törədilmişdir. (Bir də dünyaya qayıdıb tövbə və iman sahibləri olmaları qeyri-mümkündür). Daha öncə özlərinə bənzər kəslər (kafirlər) barəsində də belə edilmişdir. Çünki onlar da (axirət əzabı barəsində) dərin bir şəkk içində idilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr Wunsch zu glauben, wird vereitelt, da es zu spät ist, genau wie es vorher bei ihren Gefährten im Unglauben geschehen war. Sie waren alle in bedenklichem Zweifel.

Almanca — Der Edle Quran

Und es wird eine Trennung vorgenommen zwischen ihnen und dem, was sie begehren, so wie es zuvor mit ihresgleichen gemacht wurde; sie waren ja in starkem Zweifel.

Almanca — M. A. Rassoul

Und ein Abgrund ist zwischen ihnen und ihren Begierden aufgerissen worden, wie es ihresgleichen schon zuvor widerfuhr. Auch sie befanden sich in beunruhigendem Zweifel.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und es wurde getrennt zwischen ihnen und dem, was sie begehren, wie es mit ihren Parteifreunden vorher gemacht wurde. Gewiß, Sie pflegten im Verdacht schleichenden Zweifel zu sein.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And now between right and wrong resides justice intervening between them and their wish of attaining faith now in order to escape the torment of the fire facing them but they cannot. This is exactly what had befallen their likes who were suspicious of the truth which they considered void for uncertainty.

Abdul Haleem

when a barrier has been placed between them and what they desire, just as was done with their kind before? They were deep in doubt and suspicion.

Abdullah Yusuf Ali

And between them and their desires, is placed a barrier, as was done in the past with their partisans: for they were indeed in suspicious (disquieting) doubt.

Abul A'la Maududi

A barrier will be placed between them and what they desire, as was done with the likes of them before. Surely they were in a disquieting doubt.

Aisha Bewley

A barrier will be set up between them and the thing that they desire, just as was done with their kind before. They too were in a state of crippling doubt.

Al-Hilali & Khan

And a barrier will be set between them and that which they desire [i.e. At-Taubah (turning to Allâh in repentance) and the accepting of Faith], as was done in the past with the people of their kind. Verily, they have been in grave doubt.

Ali Quli Qarai

A barrier will be set up between them and what they long for, just as was done formerly with their counterparts. Indeed they used to be in grave doubt.

Amatul Rahman Omar

A barrier has been placed between them and their longings (and they will fail to see the realisation of their hearts desire, the failure of the Prophet in his mission), as was done with the people similar to them before (this). They (too) suffered from disquieting doubts.

Arthur John Arberry

And a barrier is set between them and that they desire, as was done with the likes of them aforetime; they were in doubt disquieting.

Bijan Moeinian

That is why their confession will not be accepted. They will have the same fate of the previous disbelievers who entertained too many doubts.

E. Henry Palmer

And there shall be a barrier between them and that which they lust after; as we did with their fellow sectaries before; verily, they were in hesitating doubt.

Edip-Layth

They will be separated from what they had desired, as was done for their counterparts before. They have been in grave doubt.

George Sale

And a bar shall be placed between them and that which they shall desire; as it hath been done with those who behaved like them heretofore: Because they have been in a doubt which hath caused scandal.

Hamid S. Aziz

(Seeing) they disbelieved in it before. And they aim at the unseen from afar off (with far out conjectures)

Mahmoud Ghali

And a barrier was interposed between them and what they desire (i. e., repentance) as was performed to sects similar to them earlier; surely they were in doubt, causing suspicion.

Marmaduke Pickthall

And a gulf is set between them and that which they desire, as was done for people of their kind of old. Lo! they were in hopeless doubt.

Mohamed Ahmed - Samira

A barrier shall be raised between them and what they desired, as was done with their partisans before. They too were filled with disquieting doubt.

Muhammad Asad

And so, a barrier will be set between them and all that they had [ever] desired, as will be done to such of their kind as lived before their time: for, behold, they [too] were lost in doubt amounting to suspicion.

Mustafa Khattab

They will be sealed off from whatever they desire, as was done to their counterparts before. Indeed, they were ˹all˺ in alarming doubt.

Progressive Muslims

And they will be separated from what they had desired, as was done for their counterparts before. They have been in grave doubt.

Sahih International

And prevention will be placed between them and what they desire, as was done with their kind before. Indeed, they were in disquieting denial.

Sam Gerrans

And a barrier will be set between them and what they desire, as was done with their sects before; they were in sceptical doubt.

Shabbir Ahmed

As a result, a barrier will be set between them and what they desired, as will be done for people of their kind of older times. For, behold, they too were lost in doubt, suspicion.

Syed Vickar Ahamed

And between them and their desires, a barrier is placed, as was done (and a barrier placed) in the past with the people of their party: Verily, they were truly in a grave doubt.

Taqi Usmani

And a barrier will be placed between them and that which they desire, as it will be done with the people of their kind who were before (them). They have been in a perplexing doubt.

The Monotheist Group

And a barrier will be set between them and what they had desired, as was done for their counterparts before. They have been in grave doubt.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

On les empêchera dʹatteindre ce quʹils désirent, comme cela fut fait auparavant avec leurs semblables, car ils se trouvaient dans un doute profond.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Êdî navbirek di navbera wan û ya ku dilê wan di çûyê de hatiye danîn. Eynî wekî ya ku berê bi yên mîna wan jî hatiye kirin. Bi rastî ew di nava şik û gumanê de bûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wat zij begeren wordt voor hen onbereikbaar gemaakt zoals dat vroeger met hun soortgenoten gedaan was; zij verkeerden immers in hevige twijfel.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En eene afscheiding zal geplaatst worden tusschen hen en datgene wat zij zullen begeeren. Zooals het reeds is geschied met hen, die zich vroeger evenals zij gedroegen, omdat zij in twijfel verkeerden, waardoor ergernis is voortgesproten.

Hollandaca — Siregar

En tussen hen en wat zij verlangen is een belemmering gemakt, zoals dat bij hun (soortgelijke) volkeren van vroeger is gedaan. Voorwaar, zij verkeerden in vergaande twijfel.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Но разъединено между ними [неверующими] и тем, что они желали [уже нет возможности для них вернуться обратно в мир, чтобы уверовать], как было сделано (Аллахом) с их партиями раньше [с неверующими прежних поколений]. Поистине, они пребывали (когда были на Земле) во ввергающем в растерянность сомнении (относительно посланников Аллаха, воскрешения, расчета и воздаяния).

Rusça — Osmanov

Но между ними и их желаниями воздвигнута преграда, как это было сделано раньше для подобных им. Воистину, они были в гнетущем сомнении.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och vägen till sina önskningars mål kommer de att finna stängd, såsom fallet var med deras likasinnade föregångare, därför att de inte (kunde frigöra sig från) sina tvivel och sina misstankar.