Ahzab Suresi 59. Ayet — Elfaz
Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!Nida Edatı+İsim
2النَّبِيُّn-nebiyyukastedilen/bilinen nebiMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber
3قُلْḳulsöyleEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
4لِاَزْوَاجِكَli ezvācikeeşlerineHarf-i Cer+İsim+Zamirز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/koca
5وَبَنَاتِكَve benātikeve kızlarınaBağlaç+İsim+Zamirب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile
7الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneinananlarınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
8يُدْنِينَyudnīnesalsınlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müennes Gaibد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak
9عَلَيْهِنَّǎleyhinneüstlerineHarf-i Cer+Zamir
10مِنْminHarf-i Cer
11جَلَابِيبِهِنَّcelābībihinneörtüleriniİsim+Zamirج ل بSürmek/götürmek/taşımak/nakletmek, çekmek/çekim yapmak/tedarik etmek, kazanmak veya elde etmek, peşinden gitmek veya kazanmaya çalışmak, bağırma/çığlık/gürültü çıkarmak, azarlamak veya teşvik etmek, tehdit etmek, bir araya getirmek/toplamak/biriktirmek/derlemek, suç veya kabahat işlemek, iyileştirmek, yardım etmek veya destek olmak, almak veya ödünç almak, aramak veya talep etmek, örtünmek veya giyinmek.
12ذٰلِكَƶālikebudurİşaret Zamiri
13اَدْنٰٓىednāen elverişli olanİsimد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak
14اَنْenMasdar Harfi
15يُعْرَفْنَyuǎ'rafneonların tanınması içinMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müennes Gaibع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağı
16فَلَاfe lāBağlaç+Harf-i Nefi
17يُؤْذَيْنَyu'ƶeyneincitilmemesi içinMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müennes Gaib · İf'âl Bâbıا ذ يO rahatsız edildi/sıkıldı/acı çekti, hoş olmayan şeyler yaşadı/deneyimledi, rahatsızlık durumu.
18وَكَانَve kāneveBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
19اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
20غَفُورًاğafūranüstünü örtendirİsimغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek