Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُبِينًا

ve(e)lleƶīne yu'ƶūne l-mu'minīne ve l-mu'mināti bi ğayri mā ktesebū fe ḳadi Htemelū buhtānen ve iṧmen mubīnen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَالَّذِينَve(e)lleƶīne
2يُؤْذُونَyu'ƶūneا ذ يO rahatsız edildi/sıkıldı/acı çekti, hoş olmayan şeyler yaşadı/deneyimledi, rahatsızlık durumu.incitenler
3الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'min erkekleri
4وَالْمُؤْمِنَاتِve l-mu'minātiا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve mü'min kadınları
5بِغَيْرِbi ğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.dışındaki
6مَاbir şeyle
7اكْتَسَبُواktesebūك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.yaptıklarının
8فَقَدِfe ḳadielbette
9احْتَمَلُواHtemelūح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmekyüklenmişlerdir
10بُهْتَانًاbuhtānenب ه تŞaşırtmak/kafasını karıştırmak/hayrete düşürmek, doğru yollarını görememek, hayrete kapılmak, yarıda kesmek, alt etmek, şaşırtmak, aniden hazırlıksız yakalamak, iftira, karalama, asılsız suçlamabir iftira
11وَاِثْمًاve iṧmenا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadıve bir günah
12مُبِينًاmubīnenب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kadın ve erkek, inananlara, yapmadıkları suçlar yüzünden eziyet edenler, pek büyük bir yalan ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kadın ve erkek, inananlara, yapmadıkları suçlar yüzünden eziyet edenler, pek büyük bir yalan ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

Adem Uğur

Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

Ahmed Hulusi

İman etmiş erkeklere ve iman etmiş kadınlara yapmadıkları şeyler (iftira) ile eziyet edenlere gelince, onlar gerçekten bir iftira ve apaçık bir vebal yüklenmişlerdir.

Ahmet Tekin

Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, hak etmedikleri, sebep olmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, çirkin bir isnat ve iftira yükünü, bilerek işlenmiş açık bir günah ve vebâli sırtlarına yüklenmişlerdir.

Ahmet Varol

Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara işlemedikleri bir şeyden dolayı eziyet edenler büyük bir iftira ve apaçık bir günah yükü yüklenmişlerdir.

Ali Bulaç

Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.

Ali Fikri Yavuz

Erkek müminlerle kadın müminlere, işlemedikleri bir günahla eziyyet edenler, (onlara iftira atanlar), doğrusu açık bir günah yüklenmişlerdir.

Ali Rıza Safa

İnanan erkekleri ve inanan kadınları, yapmadıkları bir şeyden dolayı tedirgin edenler, onları karalamışlar ve apaçık bir suç yüklenmişlerdir.

Bayraktar Bayraklı

İnanan erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyden dolayı incitenler, şüphesiz iğrenç bir iftira ve günah yüklenmiş olurlar.

Bekir Sadak

Inanan erkek ve kadinlari, yapmadiklari bir seyden oturu incitenler, suphesiz iftira etmis ve apacik bir gunah yuklenmis olurlar. *

Celal Yıldırım

Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, işlemedikleri bir suç ve günah sebebiyle eziyet edenler ise, cidden iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hak etmedikleri halde mümin erkek ve mümin kadınları incitenler apaçık bir bühtan ve günah yüklenmiş olmaktadırlar.

Diyanet İşleri

Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

Diyanet İşleri (eski)

İnanan erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olurlar.

Diyanet Vakfi

Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Mümin erkeklere ve mümin kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler de bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İnanan erkeklere ve inanan kadınlara hak etmedikleri bir biçimde eziyet edenler de şüphesiz bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Mü'minin ve mü'minata istihkak kesbetmedikleri bir vechile eza edenler de şübhesiz bir bühtan (açık bir vebal) yüklenmişlerdir

Erhan Aktaş

Mü'min erkeklere ve Mü'min kadınlara yapmadıkları bir şey nedeniyle eziyet eden kimseler, bu durumda iftira ve apaçık günah yüklenmiş oldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mü'min erkeklere ve Mü'min kadınlara yapmadıkları bir şey nedeniyle eziyet eden kimseler, bu durumda iftira ve apaçık günah yüklenmiş oldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara yapmadıkları bir şey nedeniyle eziyet eden kimseler, bu durumda iftira ve apaçık günah yüklenmiş oldular.

Fizilal-il Kuran

Mü'min erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyle suçlayıp inciltenler, iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olurlar.

Gültekin Onan

İnançlı (erkek)lere ve inançlı (kadın)lara irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.

Hamdi Döndüren

Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları, yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir!

Hasan Basri Çantay

Erkek mü'minlerle kadın mü'minlere işlemedikleri (bir günah) yüzünden eza edenler de muhakkak bir yalan ve apaçık bir günah yüklenmiş (ler) dir.

Hasib Asutay

Mümin erkekleri ve mümin kadınları, yapmadıkları bir şeyden dolayı incitenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günâh üstlenmişlerdir.

Hayrat Neşriyat

Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler ise, bu takdirde gerçekten bir iftirâ ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

İbni Kesir

Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları yapmadıkları bir şeyle incitenler; doğrusu bir iftirayı ve apaçık bir günahı yüklenmişlerdir.

Mehmet Okuyan

Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, elbette bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

Muhammed Esed

Mümin erkekleri ve mümin kadınları yapmadıkları bir fiilden dolayı suçlayanlara gelince, onlar iftira atma suçu işlemiş ve böylece açık bir günaha girmiş olurlar.

Mustafa İslamoğlu

Bir de, mü'min erkekler ve kadınları işlemedikleri şeylerle suçlayarak eza edenler var: İşte bunu yapanlar, iftira atmış ve apaçık bir suç işlemiş olurlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Erkek mü'minlerle kadın mü'minlere işlemedikleri (bir günâh) yüzünden ezâ edenler de muhakkak bir yalan ve apaçık bir günâh yüklenmiş (ler) dir.

Ömer Öngüt

Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler ise, bu takdirde gerçekten bir iftirâ ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

Suat Yıldırım

Mümin erkek ve mümin kadınlara haksız yere, kötü söz ve hareketleriyle eziyet edenler, bir iftira ve aşikâr bir günah yüklenmişlerdir.

Süleyman Ateş

Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları yapmadıkları bir şeyle (suçlayıp) incitenler bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.

Süleymaniye Vakfı

Mümin erkeklerle mümin kadınları yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, iftira suçunu ve apaçık bir günahı yüklenmiş olurlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Mümin erkeklerle mümin kadınları, yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, iftira suçunu ve apaçık bir günahı yüklenmiş olurlar.

Şaban Piriş

Mü'min erkek ve kadınlara suçsuz yere eziyet edenler de bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

Tefhim-ul Kuran

Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara irtikâb etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira ve açık günah yüklenmişlerdir.

Ümit Şimşek

Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları yapmadıkları birşey sebebiyle incitenler de bir iftirayı ve apaçık bir günahı yüklenmişlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Mümin erkeklerle mümin kadınları, yapmadıkları bir şeyden dolayı rahatsız edenler, bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Mömin kişiləri və mömin qadınları etmədikləri bir işdən ötrü günahlandıranlar, sözsüz ki, öz üzərilərinə böhtanla bərabər açıq-aydın ağır bir yük götürmüşlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Möʼmin kişiləri və qadınları etmədikləri bir işdən (günahdan) ötrü incidənlər, şübhəsiz ki, öz üzərlərinə böhtan və açıq-aydın bir günah götürmüşlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diejenigen, die die Gläubigen, seien es Männer oder Frauen, belästigen, ohne daß sie ihnen etwas angetan hätten, haben sich die Folgen ihrer Untaten und eine eindeutige Sünde aufgebürdet.

Almanca — Der Edle Quran

Und diejenigen, die den gläubigen Männern und den gläubigen Frauen Leid zufügen für etwas, was sie nicht begangen haben, laden damit Verleumdung und offenkundige Sünde auf sich.

Almanca — M. A. Rassoul

Und diejenigen, die gläubigen Männern und gläubigen Frauen ungerechterweise Ungemach zufügen, laden gewiß (die Schuld) der Verleumdung und eine offenkundige Sünde auf sich.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, welche die männlichen und die weiblichen Mumin kränken mit dem, was sie nicht bewirkt haben, diese luden auf sich bereits eine Verleumdung und eine klare Verfehlung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And those who unjustly hurt the men or the women in whose hearts reigns piety or offend them for no valid reason will have born malice against themselves and shall stand manifest of a major sin.

Abdul Haleem

and those who undeservedly insult believing men and women will bear the guilt of slander and flagrant sin.

Abdullah Yusuf Ali

And those who annoy believing men and women undeservedly, bear (on themselves) a calumny and a glaring sin.

Abul A'la Maududi

Those who cause hurt to believing men and to believing women have invited upon themselves a calumny and a manifest sin.

Aisha Bewley

And those who abuse men and women who are muminun, when they have not merited it, bear the weight of slander and clear wrongdoing.

Al-Hilali & Khan

And those who annoy believing men and women undeservedly, they bear (on themselves) the crime of slander and plain sin.

Ali Quli Qarai

Those who torment faithful men and women undeservedly, certainly bear the guilt of slander and flagrant sin.

Amatul Rahman Omar

And those who malign believing men and believing women for no fault of theirs, are guilty of false accusation and bear the burden of flagrant sin.

Arthur John Arberry

And those who hurt believing men and believing women, without that they have earned it, have laid upon themselves calumny and manifest sin.

Bijan Moeinian

Those who do or say something wrong against the believing men and women, are engaged in slandering, which is a great sin.

E. Henry Palmer

And those who annoy the believers for what they have not earned, such have to bear (the guilt of) calumny and obvious sin.

Edip-Layth

Those who harm the acknowledging men and the acknowledging women, with no just reason, they have brought upon themselves a slander and a gross sin.

George Sale

And they who shall injure the true believers of either sex, without their deserving it, shall surely bear the guilt of calumny and a manifest injustice.

Hamid S. Aziz

Surely, those who speak evil things of Allah and His Messenger, Allah has cursed them in this world and the Hereafter, and He has prepared for them a humiliating chastisement.

Mahmoud Ghali

And the ones who hurt male believers and female believers, without that they have earned it, then they have readily burdened themselves calumny and evident vice.

Marmaduke Pickthall

And those who malign believing men and believing women undeservedly, they bear the guilt of slander and manifest sin.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who slander believing men and women for what they have not done, will bear the burden of calumny and clear iniquity.

Muhammad Asad

And as for those who malign believing men and believing women without their having done any wrong - they surely burden themselves with the guilt of calumny, and [thus] with a flagrant sin!

Mustafa Khattab

As for those who abuse believing men and women[1] unjustifiably, they will definitely bear the guilt of slander and blatant sin.

Progressive Muslims

And those who harm the believing men and the believing women, with no just reason, they have brought upon themselves a slander and a gross sin.

Sahih International

And those who harm believing men and believing women for [something] other than what they have earned have certainly born upon themselves a slander and manifest sin.

Sam Gerrans

And those who hinder believing men and believing women with what they have not earned: they bear a calumny and obvious sin.

Shabbir Ahmed

And those who malign the believing men and the believing women undeservedly, they bear the guilt of slander and manifestly drag down their own humanity.

Syed Vickar Ahamed

And those who annoy (and unjustly displease) believing men and women have (the guilt on themselves of) slander and an evident sin.

Taqi Usmani

As for those who hurt believing men and believing women without their having done anything (wrong), they shall bear the burden of slander and a manifest sin.

The Monotheist Group

And those who harm the believing males and the believing females, with no just reason, they have brought upon themselves a slander and a gross sin.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ceux qui offensent les croyants et les croyantes sans quʹils lʹaient mérité, se chargent dʹune calomnie et dʹun péché évident.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku zilamên bawermend û pîrekên bawermend der barê sûcekî de ku wan nekiriye biêşînin, vêca bi rastî wan bêbextî û gunehekî aşkera kiriye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij die de gelovige mannen en de gelovige vrouwen lastigvallen voor iets wat zij niet begaan hebben, beladen zich met laster en een duidelijke zonde.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij die de ware geloovigen, van welke kunne ook, zullen beleedigen, zonder dat zij dit verdienen, zullen zekerlijk de schuld van laster en van eene klaarblijkelijke onrechtvaardigheid dragen.

Hollandaca — Siregar

En degenen die de gelovige mannen en de gelovige vrouwen kwetsen, zonder dat zij iets (slechts) hebben verricht: voorzeker, zij hebben laster en een duidelijke zonde op zich geladen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А те, которые причиняют обиду верующим (мужчинам) и верующим (женщинам) без того, чтобы они это заслужили [обвиняют их в том, чего они не совершали], – (такие) берут на себя бремя клеветы и явного греха (и понесут за это наказание в Вечной жизни)

Rusça — Osmanov

А те, которые злословят о верующих, мужчинах и женщинах, безо всякой на то причины, взваливают на себя бремя навета и явного греха.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de som beskyller troende män och troende kvinnor för (handlingar) som de inte har begått, tar på sig ansvaret för grovt förtal och en uppenbar synd.