Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik. Sen de kitaba (Kur'an'a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık.

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَلَا تَكُنْ فِي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَائِهِ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَنِي اِسْرَٓاءِيلَ

ve leḳad āteynā mūsā l-kitābe fe lā tekun fī miryetin min liḳāihi ve ceǎlnāhu huden li benī isrāīle

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2اٰتَيْنَاāteynāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbiz verdik
3مُوسَىmūsāموسىMusa'ya
4الْكِتَابَl-kitābeك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitabı
5فَلَاfe lāsakın
6تَكُنْtekunك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolma
7فِيiçinde
8مِرْيَةٍmiryetinم ر يBir şeyi ortaya çıkarmak, tartışmak veya mücadele etmek, şüphe etmek.kuşku
9مِنْmin-ndan
10لِقَائِهِliḳāihiل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.onun ulaşması-
11وَجَعَلْنَاهُve ceǎlnāhuج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve onu yaptık
12هُدًىhudenه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.yol gösterici
13لِبَنِيli benīب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileoğullarına
14اِسْرَٓاءِيلَisrāīleاسراءيلİsrail

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun ki Mûsâ'ya da kitap vermiştik, ona kavuşacağında şüphen olmasın ve biz, İsrailoğullarına o kitabı, doğru yolu gösteren bir rehber yapmıştık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun ki Mûsâʼya da kitap vermiştik, ona kavuşacağında şüphen olmasın ve biz, İsrailoğullarına o kitabı, doğru yolu gösteren bir rehber yapmıştık.

Adem Uğur

Andolsun biz Musa'ya Kitap verdik, -(Resûlüm!) sen ona kavuşacağından şüphe etme- ve onu İsrailoğullarına hidayet rehberi kıldık.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Musa'ya Bilgi (Kitap) verdik. . . (Şimdi sen de) Ona (Bilgiye) ermiş olmaktan kuşku duyma! Onu İsrailoğulları için bir hakikat kılavuzu kıldık.

Ahmet Tekin

Andolsun ki, biz Mûsâ’ya kutsal kitabı verdik. Sen de Kur’ân’a kavuşacağından şüphe etme. Onu, Tevrat’ı İsrailoğulları’na hidâyet rehberi olarak hazırladık.

Ahmet Varol

Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı vermiştik, şimdi sen ona kavuşmaktan kuşku içinde olma. Onu İsrailoğullarına yol gösterici kılmıştık.

Ali Bulaç

Andolsun, biz Musa'ya kitabı vermiştik; böylece sen ona kavuşmaktan kuşku içinde olma. Biz onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık.

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten biz Musa’ya Tevrat’ı verdik. Şimdi sen, ona kavuşmakdan dolayı şübhede olma, (Mi’raç gecesinde ona kavuşacaksın). Biz O’nu (Mûsa’yı), İsraîloğullarına bir hidayet rehberi yapmıştık.

Ali Rıza Safa

Ayrıca, gerçek şu ki, Musa'ya, Kitap verdik. Ona kavuşacağından artık kuşku duyma. Onu, İsrailoğullarına, yol gösteren yaptık.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz, Musa'ya kitabı verdik. Musa'nın ona kavuştuğu hususunda hiç şüphe etme! Biz onu İsrailoğulları'na bir rehber kıldık.

Bekir Sadak

And olsun ki Musa'ya Kitap verdik; Sakin sen ona kavusacagindan suphe etme Musa'ya verdigimizi Israilogullarina dogruluk rehberi kildik.

Celal Yıldırım

And olsun ki Musâ'ya kitab verdik. Sakın sen ona kavuşmakta şüphe etme. Biz onu (kendisine verdiğimiz kitabı) İsrail oğulları'na doğru yolu gösteren rehber kıldık.

Diyanet İşleri

Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik. Sen de kitaba (Kur'an'a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma. Onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki Musa'ya Kitap verdik; Sakın sen ona kavuşacağından şüphe etme. Musa'ya verdiğimizi İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık.

Diyanet Vakfi

Andolsun biz Musa'ya Kitap verdik, -(Resûlüm!) sen ona kavuşacağından şüphe etme- ve onu İsrailoğullarına hidayet rehberi kıldık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun ki biz vaktiyle Musa'ya kitap vermiştik. Şimdi de sen ona (öyle bir kitaba) kavuşmaktan şüphe içinde olma. Biz onu İsrailoğullarına doğru yolu göstren bir rehber kılmıştık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki (Biz) vaktiyle Musa'ya kitap vermiştik. Şimdi de sen ona kavuşmaktan şüpheye düşme. Onu İsrail oğulları için bir hidayet rehberi kılmıştık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için muhakkak ki vaktiyle Musaya kitab vermiştik, şimdi de sen onun likasından şübheye düşme ve onu Beni İsrail için bir hidayet rehberi kılmıştık

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Musa'ya Kitap verdik. Sakın ona kavuşmaktan kuşku içinde olma. Onu İsrailoğulları için yol gösterici yaptık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Musa'ya Kitap verdik. Sakın ona kavuşmaktan kuşku içinde olma. Onu İsrailoğulları için yol gösterici yaptık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Musa'ya Kitap verdik. Sakın ona kavuşmaktan kuşku içinde olma. Onu İsrailoğulları için yol gösterici yaptık.

Fizilal-il Kuran

Andolsun biz Musa'ya kitabı verdik. Ey Muhammed! Sakın sen ona kavuşacağından şüphe etme. Ona İsrailoğullarını yol gösterici yaptık.

Gültekin Onan

Andolsun, biz Musa'ya kitabı vermiştik; böylece sen ona kavuşmaktan kuşku içinde olma. Biz onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık.

Hamdi Döndüren

Andolsun biz Musa’ya Kitabı verdik. Sen de onun ulaşmasından sakın kuşkuya düşme! Biz onu İsrail oğullarına bir yol gösterici yaptık.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz Musaya o kitabı verdik. Şimdi sen ona kavuşmakdan şübhede olma. Biz onu İsrail oğullarına hidayet (rehberi) yapmışdık.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Andolsun biz Musa'ya kitap verdik. Sen ona kavuşacağından şüphe içinde olma. (10) Biz onu İsrailoğullarına yol gösterici kıldık. (10. Hz. Peygamberin miraç gecesinde Hz. Musa ile karşılaşacağına işaret vardır.)

Hayrat Neşriyat

Şânım hakkı için, Mûsâ’ya Kitâb’ı (Tevrât’ı) verdik. (Ey Resûlüm!) Sakın ona(Mûsâ’ya) kavuşacağından bir şübhe içinde olma! (Biz) onu da İsrâiloğullarına bir hidâyet rehberi kıldık.

İbni Kesir

Andolsun ki; Musa'ya da kitab verdik. Sakın, sen O'na kavuşacağından kuşku içinde olma. Ve onu İsrailoğullarına hidayet yaptık.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz Musa’ya da Kitabı vermiştik. Sen (de) ona kavuşacağından şüphe etme! Onu İsrailoğullarına bir rehber kılmıştık.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki (ey Muhammed,) Biz vahyi Musa'ya (da) tevdi etmiştik: öyleyse (sana ilettiğimiz vahiyde) aynı (hakikat) ile karşılaşacağından kuşkuya düşme! Ve (nasıl ki) o (önceki vahy)i İsrailoğulları için bir rehber kıldık,

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz Musa'ya da vahiy iletmiştik: şu halde onunla (aynı ortak paydada) buluşacağından asla tereddüdün olmasın! Zira Biz, o (vahyi) de İsrailoğulları için bir yol haritası kılmıştık.

Ömer Nasuhi Bilmen

Andolsun ki, Mûsa'ya kitap vermiştik. Artık sen de ona kavuşacağından şüphede bulunma ve onu İsrailoğulları için bir rehber-i hidâyet kılmıştık.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz Musa'ya Kitap verdik. “Resulüm! Sakın sen de ona (Musa'ya) kavuşmaktan şüphe etme!” Ve biz onu İsrâiloğulları için bir hidayet rehberi yaptık.

Suat Yıldırım

(23-24) Şu bir gerçektir ki, sana verdiğimiz gibi Mûsâ’ya da kitap vermiş, sana vahyettiğimiz gibi ona da vahyetmiştik. Dolayısıyla onun da böyle bir vahiy aldığından hiç tereddüdün olmasın. Biz ona verdiğimiz kitabı, İsrailoğullarına rehber kıldık. Onlar sabrettiği ve âyetlerimize kesin olarak inandıkları müddetçe, Biz, emir ve irşadımızla onlardan doğru yolu gösteren önderler tayin ettik.

Süleyman Ateş

Andolsun biz Musa'ya Kitabı verdik. Sakın onun (Musa'ya) ulaşmasından kuşkuya düşme. Onu İsrail oğullarına yol gösterici yaptık.

Süleymaniye Vakfı

Musa'ya Kitap vermiştik. Onunla (o kitapla) yüz yüze geleceğinden şüphen olmasın. Onu, İsrailoğullarına rehber yapmıştık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Musa'ya Kitap vermiştik. Hiç şüphen olmasın ki, sen de öyle bir kitaba kavuşacaksın. Onu İsrailoğulları için bir kılavuz yapmıştık.

Şaban Piriş

Musa'ya da kitap vermiş ve ona kavuşmaktan şüpheleri olmasın diye onu İsrailoğulları için kılavuz yapmıştık.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, biz Musa'ya kitabı vermiştik; böylece sen ona kavuşmaktan kuşku içinde olma. Biz onu İsrailoğullarına bir yol gösterici kılmıştık.

Ümit Şimşek

Doğrusu, Biz Musa'ya da kitap vermiştik; vahye muhatap olman konusunda senin de bir kuşkun olmasın. Biz o kitabı İsrailoğulları için bir hidayet rehberi yapmıştık.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun ki, Musa'ya Kitap'ı vermiştik. Böyleyken sen ona kavuşacağından kuşkuda olma! Biz onu İsrailoğullarına bir kılavuz yapmıştık.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz Musaya Kitab vermişdik. Sən onunla görüşəcəyinə şübhə etmə. Biz onu İsrail oğullarına doğru yol göstərən rəhbər etmişdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz Musaya kitab (Tövrat) vermişdik. (Ya Rəsulum!) Sən onunla (Musa ilə) görüşəcəyinə şübhə etmə. (Peyğəmbər əleyhissəlam meʼrac gecəsi Musa ilə görüşüb danışmışdı). Biz onu (Tövratı, yaxud Musanı) İsrail oğullarına doğru yol göstərən bir rəhbər etmişdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben Moses das Buch (die Thora) herabgesandt. Zweifle nicht daran, daß er es von Uns erhielt! Wir haben es zur Rechtleitung für die Kinder Israels gemacht.

Almanca — Der Edle Quran

Wir gaben bereits Musa die Schrift - so sei nicht im Zweifel über die Begegnung mit Ihm - und machten sie zu einer Rechtleitung für die Kinder Israʹils.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wahrlich, Wir gaben Moses das Buch - zweifle deshalb nicht daran, daß auch du es bekommst -, und Wir machten es zu einer Führung für die Kinder Israels.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits ließen WIR Musa die Schrift zuteil werden, so habe keine Zweifel an seiner Begegnung! Und WIR machten sie zur Rechtleitung für die Kinder Israils.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We entrusted M?ssa (Moses) with the Book AL-Tawrah (the Torah), therefore do not let the Israelites course of action toward you O Muhammad give you an occasion to uncertainty. M?ssa received AL-Tawrah, the Spirit of truth, which was meant to guide Bani-Israel (the Children of Israel) Into all truth.

Abdul Haleem

We gave Moses the Scripture- so [Muhammad] do not doubt that you are receiving it- and We made it a guide for the Children of Israel.

Abdullah Yusuf Ali

We did indeed aforetime give the Book to Moses: be not then in doubt of its reaching (thee): and We made it a guide to the Children of Israel.

Abul A'la Maududi

Verily We bestowed the Book upon Moses. So entertain no doubt if (the Prophet Muhammad) received the same. We had made that Book a guidance for the Children of Israel,

Aisha Bewley

We gave Musa the Book – be in no doubt about the meeting with him – and made it a guidance for the tribe of Israel.

Al-Hilali & Khan

And indeed We gave Mûsa (Moses) the Scripture [the Taurât (Torah)] So be not you in doubt of meeting him [i.e. when you met Mûsa (Moses) during the night of Al-Isrâ’ and Al-Mi‘râj [1] over the heavens]. And We made it [the Taurât (Torah)] a guide to the Children of Israel.

Ali Quli Qarai

Certainly We gave Moses the Book, [declaring], ‘Do not be in doubt about the encounter with Him,’ and We made it a [source of] guidance for the Children of Israel.

Amatul Rahman Omar

And We gave Moses the Scripture, therefore (Prophet!) have no doubt about receiving a similar perfect Book (yourself). And We made that (Torah a source of) guidance for the Children of Israel.

Arthur John Arberry

Indeed, We gave Moses the Book; so he not in doubt concerning the encounter with him; and We appointed it for a guidance to the Children of Israel.

Bijan Moeinian

[These revelations of God are nothing new. ] I gave Moses the Book [Torah], before this [Qur’an] and made that Book a source of guidance for the Jews. Therefore, do not harbor any doubt about Qur’an.

E. Henry Palmer

And we did give Moses the Book; be not then in doubt concerning the meeting with him; and we made it a guidance to the children of Israel.

Edip-Layth

We have given Moses the book. So do not be in any doubt about his encounter. We made it a guide for the Children of Israel.

George Sale

We heretofore delivered the book of the law unto Moses; wherefore be not thou in doubt as to the revelation thereof: And we ordained the same to be a direction unto the children of Israel;

Hamid S. Aziz

And who is more unjust than he who is reminded of the revelations of his Lord, then he turns away from them? Surely We will requite the guilty.

Mahmoud Ghali

And indeed, We already brought Mûsa (Moses) the Book; so do not go into wrangling (This is addressed is the Prophet) about receiving it; and We made it for a guidance to the Seeds (Or: sons) of. Israel)

Marmaduke Pickthall

We verily gave Moses the Scripture; so be not ye in doubt of his receiving it; and We appointed it a guidance for the Children of Israel.

Mohamed Ahmed - Samira

Verily We gave Moses the Book; so be not in doubt about his having received it; and We made it a guidance for the children of Israel.

Muhammad Asad

AND, INDEED, [O Muhammad,] We did vouchsafe revelation unto Moses [as well]: so be not in doubt of [thy] having met with the same [truth in the revelation vouchsafed to thee]. And [just as] We caused that [earlier revelation] to be a guidance for the children of Israel,

Mustafa Khattab

Indeed, We gave the Scripture to Moses—so let there be no doubt ˹O Prophet˺ that you ˹too˺ are receiving revelations—[1]and We made it a guide for the Children of Israel.

Progressive Muslims

And We have given Moses the Scripture. So do not be in any doubt about meeting Him. And We made it a guide for the Children of Israel.

Sahih International

And We certainly gave Moses the Scripture, so do not be in doubt over his meeting. And we made the Torah guidance for the Children of Israel.

Sam Gerrans

And We gave Moses the Writ, — so be thou not in doubt about his meeting — and We appointed it as guidance for the children of Israel.

Shabbir Ahmed

And, indeed, We had given Moses the Scripture. So be not in doubt of his receiving it, and We appointed it a Guidance for the Children of Israel. (Therein is a lesson about the outcome of the deniers of Divine Revelation).

Syed Vickar Ahamed

And indeed, before We did in truth give the Book (Torah) to Musa (Moses): So, do not be in doubt of meeting with him (in the ascent of the Prophet in Sura 53): And We made it (Torah) a guide to the Children of Israel.

Taqi Usmani

It is a fact that We gave the Book to Mūsā. So be not in doubt about receiving it, and We made it a guidance for the children of Isrā’īl .

The Monotheist Group

And We have given Moses the Book; so do not be in any doubt about meeting Him; and We made it a guide for the Children of Israel.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous avons effectivement donné à Moïse le Livre - ne sois donc pas en doute sur ta rencontre avec lui -, et lʹavons assigné comme guide aux Enfants dʹIsraël.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, Me kitêb daye Mûsa vêca tu ji gihaştina wê (kitêbê) nekeve gumanê û Me ew ji zaroyên îsraîl re kiribû rêber.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij gaven vroeger het boek der wet aan Mozes; verkeer dus niet in twijfel omtrent de openbaring daarvan, en wij gelastten, dat het eene leiding voor de kinderen Israëls zou zijn.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Wij hebben Môesa het Boek (de Taurât) gegeven. Verkeer daarom (O Moehammad) niet in twijfel over de ontvangst ervan (de Koran). En Wij maakten kom (de Taurât) tot Leiding voor de Kinderen van Israël.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И уже (прежде) Мы дали (пророку) Мусе Писание [Тору] – не будь же (о, Пророк) в сомнении о встрече с ним (с Мусой) (в ночь вознесения на небо)! – и сделали его [Писание, Тору] руководством для потомков Исраила [пророка Йакуба].

Rusça — Osmanov

Мы, воистину, даровали Мусе писание. Так не сомневайся же в том, что ты обретешь его (т. е. свое Писание - Коран). И Мы сделали это [писание] руководством к прямому пути для сынов Исраила.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH VI skänkte Moses (Vår) uppenbarelse; tvivla då inte på att du (i Koranen) har fått möta (samma sanning). Den (tidigare uppenbarelsen) gav Vi till vägledning för Israels barn,