Ona ayetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا وَلّٰى مُسْتَكْبِرًا كَاَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا كَاَنَّ فِي اُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ اَلِيمٍ
ve iƶā tutlā ǎleyhi āyātunā vellā mustekbiran ke en lem yesmeǎ'hā keenne fī uƶuneyhi veḳran fe beşşirhu bi ǎƶābin elīmin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ona âyetlerimiz okununca başını çevirir; sanki duymaz onu, sanki iki kulağında da ağırlık var; artık müjdele onu elemli bir azapla.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ona âyetlerimiz okununca başını çevirir; sanki duymaz onu, sanki iki kulağında da ağırlık var; artık müjdele onu elemli bir azapla.
Adem Uğur
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acıklı bir azabın müjdesini ver!
Ahmed Hulusi
Ona işaretlerimiz bildirildiğinde, sanki onları işitmemiş, sanki iki kulağında ağır işitme varmış gibi (duymazlıktan gelerek), benlikle yüz çevirir. . . Onu feci bir azapla müjdele!
Ahmet Tekin
Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak, serkeşlik, zorbalık ederek yüz çevirip engelleme tedbirleri alırlar. Sen de onlara can yakıp inleten müthiş azâbın, derilerini kavuran ateşin haberini ver.
Ahmet Varol
Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları duymamış, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklenerek arkasını döner. Onu acıklı bir azapla müjdele.
Ali Bulaç
Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.
Ali Fikri Yavuz
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onları işitmemiş, kulaklarında sağırlık varmış gibi, kibirlenerek yüz çevirir. (Ey Rasûlüm) sen de onu acıklı bir azab ile müjdele.
Ali Rıza Safa
Üstelik ayetlerimiz ona okunduğunda, sözde duymuyormuş gibi, sözde kulaklarında ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak döner. Artık, acı dolu bir cezayı ona bildir.
Bayraktar Bayraklı
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirirler. Sen de ona acıklı bir azabı müjdele!
Bekir Sadak
Ayetlerimiz sapik kimseye okundugu zaman sanki kulaklarinda agirlik var da isitmiyormus gibi buyuklenerek sirt cevirir. Iste ona can yakici azabi mujde et.
Celal Yıldırım
Ona (o alaycı nanköre) âyetlerimiz okunduğu zaman sanki hiç işitmiyormuş, kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak arkasını çevirir. İşte onu elem verici bir azâb ile müjdele.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Böyle birine âyetlerimiz okunduğunda sanki kulaklarında ağırlık varmış da onu işitemiyormuş gibi büyüklük taslayarak sırt çevirir. Ona acıklı bir azabı müjdele!
Diyanet İşleri
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.
Diyanet İşleri (eski)
Ayetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte ona can yakıcı azabı müjde et.
Diyanet Vakfi
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acıklı bir azabın müjdesini ver!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onun karşısında âyetlerimiz okunduğu zaman da sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. İşte onu, acı verecek bir azab ile müjdele.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Karşısında ayetlerimiz okunduğu zaman da sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi kibirlenerek ensesini döner. Sen de onu acı bir azap ile müjdele!
Elmalılı Hamdi Yazır
Karşısında ayetlerimiz okunduğu vakıt da kibirlenerek ensesini döner, sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış, sen de onu elim bir azab ile müjdele
Erhan Aktaş
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.
Fizilal-il Kuran
Ayetlerimiz o sapık kimseye okunduğu zaman sanki onları hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte onu can yakıcı azapla müjdele!
Gültekin Onan
Ona ayetlerimiz okunduğunda sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.
Hamdi Döndüren
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak arkasını döner. Sen ona can yakıcı bir azabı haber ver!
Hasan Basri Çantay
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki iki kulağında bir sağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir, işte onu çok acıklı bir azab ile müjdele!
Hasib Asutay
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. İşte ona can alıcı bir azabı müjdele.
Hayrat Neşriyat
Kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman da, sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi kibirli bir kimse olarak yüz çevirir. İşte onu (pek) elemli bir azâb ile müjdele!
İbni Kesir
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman; kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklük taslayarak sırt çevirir. İşte ona çok acıklı bir azabı müjdele.
Mehmet Okuyan
Ona ayetlerimiz tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, sanki bunları duymamış, sanki kulaklarında (s)ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirir. Onu, elem verici bir azapla müjdele!
Muhammed Esed
Böyle birine mesajlarımız aktarıldığında, sanki kulaklarında bir sağırlık varmış da onları hiç duymamış gibi, küstahça yüz çevirir: işte ona (öteki dünyada) acıklı azabı haber ver!
Mustafa İslamoğlu
Böyle birine ayetlerimiz okunduğu zaman sanki kulaklarında kurşun varmış gibi hiç aldırmadan serkeşçe yüz çevirir: İşte böylesini can yakıcı bir azap ile müjdele.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve ona karşı âyetlerimiz okunduğu vakit, sanki onu işitmemiş, sanki iki kulağında bir sağırlık varmış gibi böbürlenerek ensesini döner. Artık onu pek acıklı bir azap ile müjdele.
Ömer Öngüt
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık varmış da işitmiyormuş gibi büyüklük taslayarak sırt çevirir. Artık sen ona acıklı bir azap ile müjde ver.
Suat Yıldırım
Kendisine âyetlerimiz okunduğunda, sanki onları işiten kendisi değilmiş gibi, sanki kulaklarında ağırlıklar varmış gibi, son derece kibirli olarak sırtını dönüp uzaklaşır. Onlara gayet acı bir azap verileceğini müjdele!
Süleyman Ateş
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak döner. Ona acı bir azabı müjdele.
Süleymaniye Vakfı
Ona ayetlerimiz bağlantılarıyla birlikte okunduğu zaman sanki onları hiç dinlememiş, sanki kulaklarında tıkaç varmış gibi kibirlenerek yüzünü döner. Onu acıklı bir azapla müjdele!
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Ona ayetlerimiz okunduğunda büyüklenir, sanki hiç duymamış, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi sırt çevirir. Ona acıklı bir azap müjdesi ver.
Şaban Piriş
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek yüzçevirir. Ona acı bir azap müjdele.
Tefhim-ul Kuran
Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acıklı bir azap ile müjde ver.
Ümit Şimşek
Ona âyetlerimiz okunduğunda, sanki kulağında bir ağırlık varmışçasına, hiç duymamış gibi kasılarak arkasını döner. Sen onu acı bir azapla müjdele.
Yaşar Nuri Öztürk
Ayetlerimiz ona okunduğunda, böbürlenerek yüzünü çevir. Sanki onları hiç işitmemiştir, sanki kulaklarında bir ağırlık vardır. İşte böylesini, korkunç bir azapla muştula.
Azerice (1)
Azerice — Alihan Musayev
Ayələrimiz onlara oxunduğu zaman sanki onları eşitmirmiş, qulaqlarında tıxac varmış kimi təkəbbürlə üz çevirər. Sən belələrini ağrılı-acılı bir əzabla müjdələ.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wenn ihm Unsere Verse vorgetragen werden, wendet er sich überheblich ab, als hätte er sie nicht gehört und als wären seine beiden Ohren von Taubheit befallen. Dem verkünde eine qualvolle Strafe!
Almanca — Der Edle Quran
Und wenn ihm Unsere Zeichen verlesen werden, kehrt er sich hochmütig ab, als ob er sie nicht gehört hätte, als ob in seinen Ohren Schwerhörigkeit wäre. So verkünde ihm schmerzhafte Strafe.
Almanca — M. A. Rassoul
Und wenn ihm Unsere Verse verlesen werden, so kehrt er sich überheblich (von ihnen) ab, als hätte er sie nicht gehört, als wären seine Ohren schwerhörig. So künde ihm eine schmerzliche Strafe an.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und als ihm Unsere Ayat vorgetragen wurden, kehrte er den Rücken in Arroganz um, als ob er sie nicht hörte, als ob in seinen Ohren Schwerhörigkeit wäre. Also überbringe ihm die ʺFrohe Botschaftʺ über eine qualvolle Peinigung!
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And when Our revelations are recited to him he simply withdraws and turns away in inordinate self-esteem as if he heard nothing divine as though he lacks intellect or he is defective in the sense of hearing. Tell him, O Muhammad and the like of him to expect a severe punishment.
Abdul Haleem
When Our verses are recited to him, he turns away disdainfully as if he had not heard them, as if there were heaviness in his ears. Tell him that there will be a painful torment!
Abdullah Yusuf Ali
When Our Signs are rehearsed to such a one, he turns away in arrogance, as if he heard them not, as if there were deafness in both his ears: announce to him a grievous Penalty.
Abul A'la Maududi
When Our verses are recited to such a person, he arrogantly turns away, as though he had not heard them, or as though there was a deafness in his ears. So announce to him the tidings of a grievous chastisement.
Aisha Bewley
When Our Signs are recited to such a person, he turns away arrogantly as if he had not heard, as if there was a great weight in his ears. So give him news of a painful punishment.
Al-Hilali & Khan
And when Our Verses (of the Qur’ân) are recited to such a one, he turns away in pride,[1] as if he heard them not - as if there were deafness in his ear. So announce to him a painful torment.
Ali Quli Qarai
And when Our signs are recited to him he turns away disdainfully as if he had not heard them [at all], as if there were a deafness in his ears. So inform him of a painful punishment.
Amatul Rahman Omar
And when Our Messages are recited to such a person he turns his back (upon them) in disdain as though he never heard them (and) as if he were deaf in both ears. So give him the important tiding of a grievous punishment.
Arthur John Arberry
And when Our signs are recited to such a man he turns away, waxing proud, as though he heard them not, and in his ears were heaviness; so give him good tidings of a painful chastisement.
Bijan Moeinian
To these people who turn from God’s words when recited to them and do not listen to it as though they are deaf, let (Mohammad) them know what a painful punishment is in reserve for them.
E. Henry Palmer
And when our signs are recited to him, he turns his back, too big with pride, as though he heard them not, - as if in his two ears were dullness. But give to him glad tidings of grievous woe!
Edip-Layth
When Our signs are recited to him, he turns away arrogantly as if he did not hear them, as if there is deafness in his ears. So announce to him a painful retribution.
George Sale
And when our signs are rehearsed unto him, he disdainfully turneth his back, as though he heard them not, as though there were a deafness in his ears: Wherefore denounce unto him a grievous punishment.
Hamid S. Aziz
But amongst men are those who purchase (pay for) idle tales without knowledge (or meaning), to lead astray men from the path of Allah, and to make a jest of it; for them is shameful woe!
Mahmoud Ghali
And when Our ayat (Verses or signs) are recited to him, he turns away, waxing proud, as though he did not hear them, as though in his ears were obstruction. So give him (good) tiding (s) of a painful torment.
Marmaduke Pickthall
And when Our revelations are recited unto him he turneth away in pride as if he heard them not, as if there were a deafness in his ears. So give him tidings of a painful doom.
Mohamed Ahmed - Samira
When Our verses are recited before them they turn away haughtily as though they did not hear them, as if a deafness had come into their ears. So give them tidings of a shameful punishment.
Muhammad Asad
For, whenever Our messages are conveyed to such a one, he turns away in his arrogance as though he had not heard them - as though there were deafness in his ears. Give him, then, the tiding of grievous suffering [in the life to come].
Mustafa Khattab
Whenever Our revelations are recited to them, they turn away in arrogance as if they did not hear them, as if there is deafness in their ears. So give them good news ˹O Prophet˺ of a painful punishment.
Progressive Muslims
And when Our revelations are recited to him, he turns away arrogantly as if he did not hear them, as if there is a deafness in his ears. So announce to him a painful retribution.
Sahih International
And when our verses are recited to him, he turns away arrogantly as if he had not heard them, as if there was in his ears deafness. So give him tidings of a painful punishment.
Sam Gerrans
And when Our proofs are recited to him he turns away, waxing proud, as if he heard them not, as if there were in his ears deafness; so give thou him tidings of a painful punishment.
Shabbir Ahmed
Whenever Our Verses are conveyed to such a purchaser of Hadith, he turns away in arrogance as if he never heard them - as if there were deafness in his ears. So give him the tidings of a painful doom.
Syed Vickar Ahamed
And when Our Signs (verses) are rehearsed to such a one (person), he turns away with (empty) pride, as if he did not hear them, as if there was deafness in both of his ears: So, announce to him of a (very) painful penalty.
Taqi Usmani
And when Our verses are recited to him, he turns away in arrogance, as if he did not hear them, as if there is heaviness in his ears. So give him the ‘good’ news of a painful punishment.
The Monotheist Group
And when Our revelations are recited to him, he turns away arrogantly as if he did not hear them, as if there is a deafness in his ears. So announce to him a painful retribution.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et quand on lui récite Nos versets, il tourne le dos avec orgueil, comme sʹil ne les avait point entendus, comme sʹil y avait un poids dans ses oreilles. Fais-lui donc lʹannonce dʹun châtiment douloureux.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Dema ku ayetên me jê re tên xwendin, ji pozbilindiya xwe pişta xwe dide wan, her wekî ku wî ew ne bihîstibin û her wekî ku di guhên wî de kerîtî hebe. Vêca tu mizgîniya ezabekî cansoj bidê!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En wanneer aan hem Onze tekenen worden voorgelezen dan keert hij zich hoogmoedig om alsof hij ze niet gehoord heeft, alsof in zijn oren hardhorendheid is. Verkondig hem dan een pijnlijke bestraffing.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En als hem onze teekenen worden medegedeeld, keert hij zich met verachting af, als hoorde hij die niet, en als ware er eene doofheid in zijne ooren. Kondig hem dus eene gestrenge straf aan.
Hollandaca — Siregar
En wanneer Onze Verzen aan hem worden voorgedragen, dan wendt hij zich er hoogmoedig van af, alsof hij ze niet hoort. Het is alsof er in zijn oren doofheid is. Verkondig hem daarom een pijnlijke bestraffing.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
А когда читаются ему [тому, кто покупает забавную историю] Наши знамения [аяты Корана], он надменно отворачивается, как будто бы и не слышал их, как будто бы в ушах у него глухота. Обрадуй же (о, Посланник) его мучительным наказанием!
Rusça — Osmanov
Когда же ему возвещают Наши аяты, он высокомерно отворачивается, словно он и не слышал, словно туг на ухо. Так сообщи же ему весть о мучительном наказании.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och när Våra budskap läses upp för (en sådan man) vänder han sig bort med överlägsen min och beter sig som om han inte hade hört, som om han varit döv på båda öronen. Låt honom veta att ett plågsamt straff (väntar honom).