(31-32) Allah'a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O'na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dini anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir.

مُنِيبِينَ اِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَاَقِيمُوا الصَّلٰوةَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِكِينَ مِنَ الَّذِينَ فَرَّقُوا دِينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ

munībīne ileyhi ve tteḳūhu ve eḳīmū S-Salāte ve lā tekūnū mine l-muşrikīne / mine (e)lleƶīne ferraḳū dīnehum ve kānū şiyeǎn kullu Hizbin bimā ledeyhim feriHūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مُنِيبِينَmunībīneن و بBir başkasının yerini doldurmak. Allah'a samimi amellerle tekrar tekrar ve ardı ardına tövbe etmek ve dönmek.yönelin
2اِلَيْهِileyhiyalnız O'na
3وَاتَّقُوهُve tteḳūhuو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişive O'ndan korkun
4وَاَقِيمُواve eḳīmūق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve -doğrulup
5الصَّلٰوةَS-Salāteص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
6وَلَاve lāve
7تَكُونُواtekūnūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmayın
8مِنَmine-dan
9الْمُشْرِكِينَl-muşrikīneش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.ortak koşanlar-
1مِنَmine
2الَّذِينَ(e)lleƶīneonlar ki
3فَرَّقُواferraḳūف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.parçaladılar
4دِينَهُمْdīnehumد ي نİtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin etmek, onu yönetmek/idare etmek, ona sahip olmak, bir şeye alışmak/adet edinmek, tasdik/onaylama, ölüm (herkesin ödemek zorunda olduğu bir borç olduğu için), belirli bir yasa/kanun, sistem, adet/alışkanlık/iş, bir davranış/hareket tarzı/yolu, geri ödeme/tazminat.dinlerini
5وَكَانُواve kānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve oldular
6شِيَعًاşiyeǎnش ي عYayılmak, dağılmak, başka biriyle uyumlu olmak, dostça davranmak, birlikte gitmek, benzer olmak, takipçi/yardımcı/arkadaş/yoldaş/ortak, ayrı parti/mezhep, doktrin/sistem/uygulama yolubölük bölük
7كُلُّkulluك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
8حِزْبٍHizbinح ز بBaşına gelmek ve sıkıntıya sokmak, bölmek, bir şey tarafından şiddetli/ağır şekilde bastırılmak, aniden veya beklenmedik şekilde daralmak veya böyle bir şey tarafından alt edilmek, insanları toplamak/bir araya getirmek/birleştirmek, insanları partilere/sınıflara/gruplara/bölümlere ayırmak, bölümlere ayırmak veya kısımlar belirlemek, bir partinin/grubun üyesi/yandaşı olmak, birine yardım etmek veya destek olmak.gurup
9بِمَاbimāolanla
10لَدَيْهِمْledeyhimkendi yanında
11فَرِحُونَferiHūneف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.sevinmektedir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O şirk koşanlardan ki, dinlerinde aykırılığa düşmüşler de bölük bölük olmuşlardır ve her zümre, kendisinde bulunana râzı olup gitmiştir.

Abdulkadir Gölpınarlı

O şirk koşanlardan ki, dinlerinde aykırılığa düşmüşler de bölük bölük olmuşlardır ve her zümre, kendisinde bulunana râzı olup gitmiştir.

Adem Uğur

Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.

Ahmed Hulusi

Din anlayışları parça parça olup ve cemaatlere bölünenlerden olmayın. . . Her cemaat kendindeki (din anlayışı) ile sevinip mutlu olmakta!

Ahmet Tekin

Dinlerinden ayrılanlar, dinlerini, düzenlerini, kültürlerini, medeniyetlerini, birliklerini parçalayanlar, tefrika içinde etkisiz, itibarsız yaşayanlar gibi olmayın. Hizipleşerek, gruplaşarak, ayrılık davası güderek, birbirlerine düşmanca davranan, dinî ve insanî ilişkilerini kesen bölünmüş, baskıcı, zorba, medeniyetten nasiplenmemiş, Allah’ın kitabından, sünnetten ve ümmetten ayrılan kapalı cemaatler, toplumlar haline gelmeyin. Bütün müslümanlar, İslâm’a, Kur’ân’a, sünnete, müşterek ilkelere sarılarak Allah’ın lütfunu bekleyecekleri yerde, her hizip Kur’ân’dan, müşterek ilkelerden ayrılarak, kendi düşünceleri ve anlayışlarıyla, sahip oldukları geçici menfaatlerle avunurlar, sevinirler.

Ahmet Varol

O dinlerini parça parça eden ve kendileri de değişik gruplara ayrılanlardan (olmayın). Her grup kendi yanında olanla sevinmektedir.

Ali Bulaç

(O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.

Ali Fikri Yavuz

O müşriklerden ki, (emredildikleri) dinlerini (terk edib ihtilâfa düştüler ve onu) parçalara ayırdılar; böylece öbek öbek olmuşlardır. Her din sahibi (grup), kendindeki dine güvenmektedir.

Ali Rıza Safa

Dinlerini parçaladılar ve mezheplere ayrıldılar. Her mezhep, kendisinde olanlarla seviniyor.

Bayraktar Bayraklı

Dinlerini parçalayan ve gruplara ayrılanlardan olmayınız! Her grup, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.

Bekir Sadak

(31-32) Allah'a yonelerek O'na karsi gelmekten sakininiiz, namaz kiliniz, dinlerinde ayriliga dusup firka firka olan, her firkasinin da kendisinde bulunanla sevindigi musriklerden olmayiniz.

Celal Yıldırım

Onlar ki, dinlerini parçalayıp gruplara ayrıldılar ve her grup benimsediği şeyle sevinmektedir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(31-32) Gönülden O’na yönelin, O’na saygısızlıktan sakının, namazı kılın ve şirke sapanlardan, dinlerinde ayrılığa düşüp -her bir grubun kendindekini beğendiği- fırkalara ayrılanlardan olmayın.

Diyanet İşleri

(31-32) Allah'a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O'na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dini anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir.

Diyanet İşleri (eski)

(31-32) Allah'a yönelerek O'na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, dinlerinde ayrılığa düşüp fırka fırka olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla sevindiği müşriklerden olmayınız.

Diyanet Vakfi

Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O müşriklerden (olmayın ki) onlar, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her grup kendilerindekine güvenmektedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlardan (olmayın) ki, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her grup kendilerindekine güvenmektedir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan ki dinlerini ayırıb öbek öbek olmuşlardır, her hizib kendilerindekine güvenmektedir

Erhan Aktaş

Dinlerini parçalara bölen, gruplara ayrılan ve her grubun kendi yanındakiyle böbürlendiği kimselerden olmayın.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dinlerini parçalara bölen, gruplara ayrılan ve her grubun kendi yanındakiyle böbürlendiği kimselerden olmayın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dinlerini parçalara bölen, gruplara ayrılan ve her grubun kendi yanındakiyle böbürlendiği kimselerden olmayın.

Fizilal-il Kuran

Müşrikler dinlerini parçaladılar ve bölük bölük oldular. Bunlardan her fırka kendi yanındakiyle böbürlenmektedir.

Gültekin Onan

(O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.

Hamdi Döndüren

(O ortak koşanlardan ki) dinlerini parçalayıp bölük bölük olmuşlardır. Her fırka yanında olan ile sevinmektedir.

Hasan Basri Çantay

(O müşriklerden) ki onlar dinlerini darma dağınık etmişler, fırka fırka olmuşlardır. (Bunlardan) her zümre, nezdlerinde olanla böbürlenicidirler.

Hasib Asutay

Dinlerini parça parça eden ve kendileri de fırkalara ayrılan kimselerden (olmayın). Her grup kendi yanında olanla (inançlarıyla) sevinmektedir.

Hayrat Neşriyat

O (müşrik) kimselerden ki, dinlerini parçalayıp kısım kısım oldular. (Ve üstelik onlardan) her tâife, kendi yanlarında olan (din) ile sevinen kimselerdir.

İbni Kesir

Onlar ki; dinlerinde ayrılığa düşüp fırka fırka olmuşlardır. Her zümre kendi yanında olanla sevinir durur.

Mehmet Okuyan

Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlardan (olmayın! Bunlardan) her grup, kendi yanında bulunanla sevinmektedir.

Muhammed Esed

(yahut) inançlarının bütünlüğünü bozarak parçalara bölünen ve her grubun yalnız kendi sahip olduğu (ilkelerle) övündüğü kimselerden olma!

Mustafa İslamoğlu

(Bir de) şunlardan olmayın ki, onlar dinlerini paramparça ettiler de (birbirine karşıt) taraftarlar haline geldiler; (artık) her hizip kendi elinde kalanla övünmekteler.

Ömer Nasuhi Bilmen

O kimselerden ki, dinlerini parçaladılar ve fırka fırka oldular. (Onlardan) Her tâife, kendi yanlarında olan ile sevinicidirler.

Ömer Öngüt

Onlar ki dinlerinde ayrılığa düşüp fırka fırka oldular. Her fırka kendi tuttuğu yoldan memnudur, yanında bulunan (din veya kitapla) sevinmektedir.

Suat Yıldırım

(31-32) Başka her şeyden geçerek O’na tam gönül verin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı hakkıyla ifa edin! Ve asla dinlerini parça parça edip kendileri de öbek öbek olan o müşriklerden olmayın! Öyle ki her hizip, kendi yanındakiyle böbürlenmektedir.

Süleyman Ateş

(O ortak koşanlardan olmayın ki onlar) Dinlerini parçaladılar ve bölük bölük oldular. Her parti kendi yanındakiyle sevin(ip övün)mektedir.

Süleymaniye Vakfı

dinlerini bölüp parçalayan ve gruplar haline gelenlerden... Her hizip kendinde olanla mutludur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Birilerine bağlanarak dinlerini bölenlerden olmayın. Her cemaat kendinde olanla övünüp durur.

Şaban Piriş

Dinlerini parçalayan ve kendileri de grup grup olanlardan. Her parti kendi yanında olanlarla sevinir.

Tefhim-ul Kuran

(O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayıran ve kendileri de parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.

Ümit Şimşek

O müşrikler ki, dinlerini parçalayıp bölük pörçük olmuşlardır; her topluluk kendisininkiyle övünür, durur.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlardan ki, dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O kəslərdən ki, öz dinini bölüb firqələrə ayrıldılar. Hər firqə öz təriqətini üstün bilib sevinir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O kəslərdən ki, öz dinini parçalayıb firqə-firqə oldular (bəʼzisi bütlərə, bəʼzisi günəşə və aya, bəʼzisi ulduzlara səcdə etməyə başladılar). Hər bir firqə öz dininə (öz dininin haqq olduğuna) sevinər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

unter diejenigen, die ihre Religion durch Streitigkeiten in Sekten zersplittern! Jede Sekte hält ihre Meinung für die richtige.

Almanca — Der Edle Quran

zu denjenigen, die ihre Religion spalteten und zu Lagern geworden sind, wobei jede Gruppierung froh ist über das, was sie bei sich hat.

Almanca — M. A. Rassoul

Von denen, die ihren Glauben gespalten haben und zu Parteien geworden sind - jede Partei freut sich über das, was sie selbst hat.

Almanca — Muhammad Zaidan

von denjenigen, die ihren Din spalteten und zu Parteien wurden. Jede Partei ist über das, worüber sie verfügt, äußerst erfreut.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

who divided their same religion -Polytheism- into various denominations, each forming a bigoted adherence of a sect and each holding certain views and rejoicing at its distinctive name and its own place of worship (some worship the Jinn, others the angels, others the priests, the rabbins, stones and trees, stars, planets, fire, day, night and kings).

Abdul Haleem

those who divide their religion into sects, with each party rejoicing in their own.

Abdullah Yusuf Ali

Those who split up their Religion, and become (mere) Sects,- each party rejoicing in that which is with itself!

Abul A'la Maududi

those who have split up their religion and have become divided into sects, each party exulting in what they have.

Aisha Bewley

those who split up their deen, and form into sects, each faction exulting in what they have.

Al-Hilali & Khan

Of those who split up their religion (i.e. who left the true Islâmic Monotheism), and became sects, [i.e. they invented new things in the religion (Bid‘ah ), and followed their vain desires], each sect rejoicing in that which is with it.[1]

Ali Quli Qarai

—of those who split up their religion and became sects: each faction exulting in what it possessed.

Amatul Rahman Omar

Of those who have split up their faith and have divided themselves into sects so that every party is happy with what they have.

Arthur John Arberry

even of those who have divided up their religion, and become sects, each several party rejoicing in what is theirs.

Bijan Moeinian

The latter are those who [like Christians] divided themselves into different sects [each one adding their own man-made rules to the natural religion which was originally offered to them by God through His Prophets] each enjoying what pleases them!

E. Henry Palmer

Of those who have divided their religion and become sects, every party in what they have, rejoice.

Edip-Layth

Or like those who split up their system, and they became sects; each group happy with what it had.

George Sale

Of those who have made a schism in their religion, and are divided into various sects; every sect rejoice in their own opinion.

Hamid S. Aziz

Turning to Him only, and be careful of your duty to Him and keep up prayer and be not of those who ascribe partners to Him (polytheists),

Mahmoud Ghali

Of the ones who have caused disunity in their religion and become sects, each party exulting with what they have close to them.

Marmaduke Pickthall

Of those who split up their religion and became schismatics, each sect exulting in its tenets.

Mohamed Ahmed - Samira

(Or) one of those who created rifts in their order and are divided into sects, with each group exulting in what it has (carved out for itself) --

Muhammad Asad

[or] among those who have broken the unity of their faith and have become sects, each group delighting in but what they themselves hold [by way of tenets].

Mustafa Khattab

˹like˺ those who have divided their faith and split into sects, each rejoicing in what they have.

Progressive Muslims

Or like those who split-up their system, and they became sects, each group happy with what it had.

Sahih International

[Or] of those who have divided their religion and become sects, every faction rejoicing in what it has.

Sam Gerrans

Of those who divide their doctrine and become sects, each party exulting at what it has.

Shabbir Ahmed

The MUSHRIKEEN who split up their religion, and become sects - each sect delighting in whatever beliefs they have. ((3:104), (6:160), (23:53), (42:13). Sectarianism is invariably based upon taking humans as 'authorities').

Syed Vickar Ahamed

(And you do not be from) those who break up their Religion, and become (divided into) sects— Each sect becoming happy in that which is its own.

Taqi Usmani

- among those who split up their religion and became sects. Each group is happy with what it has before it.

The Monotheist Group

From those who have divided their system and become sects, each group is happy with what it has.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

parmi ceux qui ont divisé leur religion et sont devenus des sectes, chaque parti exultant de ce quʹil détenait.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Nebin ji wan ên ku dînê xwe ji hev parçe kirin û bûne bend û civat ku her hevbendiyek bi ya li cem xwe dilşad dibe.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

tot hen die hun godsdienst opsplitsen en tot sekten zijn geworden; elke sekte is blij over wat zij hebben.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Van hen die eene scheuring in hunnen godsdienst hebben gemaakt, en in verschillende secten zijn verdeeld, verblijdt iedere secte zich in hare eigen meening.

Hollandaca — Siregar

Behorend tot degenen die hun godsdienst hebben opgesplitst en tot groepen zijn geworden. Iedere groep verbeugt zich in wat zij hebben.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

из (числа) тех, которые разделили свою веру [изменили ее] и стали партиями. Каждая партия радуется тому, что у нее (думая, что она на истине, а другие заблуждаются).

Rusça — Osmanov

которые внесли раскол в свою религию и разделились на толки, [представители] каждого из которых премного довольны своими [воззрениями].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

inte heller dem som har splittrats i sekter, där var grupp (lägger vikt vid och) gläds åt sina (särdrag).