Rum Suresi 17. Ayet — Elfaz
Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah'ı tespih edin.
1فَسُبْحَانَfe subHāneöyle ise tesbih edinİsti'nafiye Edatı+İsimس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmek
2اللّٰهِ(a)llahiAllah'ıLafza-i Celal
4تُمْسُونَtumsūneakşama girdiğinizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıم س وAkşam vakti gelmek/varmak/girmek, Öğleden gün batımına (veya geceyarısına) kadar olan öğleden sonra vakti, akşam, gün batımından sonra, Ona akşam vakti geldim, Ona akşam vakti öyle bir şeyle geldi.
5وَحِينَve Hīneve zamanBağlaç+İsimح ي نVarmak, gelmek, zamanı gelmek (zaman, mevsim), uygun olmak, hasat edilmek
6تُصْبِحُونَtuSbiHūnesabaha erdiğinizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.