Al-i İmran Suresi 99. Ayet — Elfaz
De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
1قُلْḳulde kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2يَاأَهْلَyā ehleEY/HEY/AH halkNida Edatı+İsimا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlar
3الْكِتَابِl-kitābiKitapMarife (Belirlilik Takısı)+İsimك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvet
4لِمَli meniçin?Harf-i Cer+Soru Eki
5تَصُدُّونَteSuddūneçevirmeğe çalışıyorsunuzMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabص د دUzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid - itici olan herhangi bir şey, sıcak veya kaynar su.
6عَنْǎn-ndanHarf-i Cer
8اللّٰهِ(a)llahiAllahLafza-i Celal
9مَنْmenkimseleriİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
10اٰمَنَāmeneinananMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
11تَبْغُونَهَاtebğūnehāgöstermeğe yeltenerekMuzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramak
13وَاَنْتُمْve entumve sizHaliye Edatı+Zamir
15وَمَاve mādeğildirİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
16اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
17بِغَافِلٍbi ğāfilinhabersizHarf-i Cer+İsimغ ف لDikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşan
18عَمَّاǎmmā-danHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
19تَعْمَلُونَteǎ'melūneyaptıklarınız-Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalat