Al-i İmran Suresi 67. Ayet — Elfaz
İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah'a ortak koşanlardan da değildi.
1مَاmāHarf-i Nefi
2كَانَkānedeğildiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
3اِبْرٰهِيمُibrāhīmuİbrahimÖzel İsim
4يَهُودِيًّاyehūdiyyenyahudiÖzel İsim
5وَلَاve lāne deBağlaç+Harf-i Nefi
6نَصْرَانِيًّاneSrāniyyenhıristiyanÖzel İsimن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak
7وَلٰكِنْve lākinfakatZaid Harf+İstidrak Edatı
8كَانَkāneidiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
9حَنِيفًاHanīfendosdoğruİsimح ن فBir yana eğilmek, meyletmek veya gerilemek, hatadan doğru yola dönmek, doğru dine meyletmek, bir tarafta sağlam durmak, yanlış dinden ayrılıp doğruya dönmek, İbrahim'in kanununa göre hareket etmek, put ibadetinden uzaklaşmak, dini hizmetlere kendini adamak veya uygulamak, doğru bir duruma veya eğilime sahip olmak veya meyletmek.
10مُسْلِمًاmuslimenbir müslümanSıfatس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmak
11وَمَاve māBağlaç+Harf-i Nefi
12كَانَkāneve değildiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
13مِنَmine-denHarf-i Cer
14الْمُشْرِكِينَl-muşrikīnemüşrikler-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.