Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" demişti.

اِذْ قَالَتِ امْرَاَتُ عِمْرٰنَ رَبِّ اِنِّي نَذَرْتُ لَكَ مَا فِي بَطْنِي مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنِّي اِنَّكَ اَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

iƶ ḳāleti mraetu ǐmrāne rabbi innī neƶertu leke mā fī beTnī muHarraran fe teḳabbel minnī inneke ente s-semīǔ l-ǎlīmu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِذْhani
2قَالَتِḳāletiق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemişti ki
3امْرَاَتُmraetuم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadınkarısı
4عِمْرٰنَǐmrāneعمرنİmran'ın
5رَبِّrabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim
6اِنِّيinnīşüphesiz ben
7نَذَرْتُneƶertuن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.adadım
8لَكَlekesana
9مَاolanı
10فِي
11بَطْنِيbeTnīب ط نKarnı şişkin olmak, şişmek, göbeklenmek, karın, iç kısım, gizli anlam, derinlik, vadi, iç yüz, batınkarnımda
12مُحَرَّرًاmuHarraranح ر رÖzgür olmak (köle), özgür doğmak, bir köleyi özgürleştirmek/serbest bırakmak/kurtarmak. Sıcak veya çok sıcak olmak, yanıp tutuşmak ve şiddetli veya sıcak hale gelmek, susamak, susuzluktan veya üzüntüden kurumak, su ısıtmak, çok şiddetli ve geniş kapsamlı olmak, bir yazıyı güzel ve zarif ve kusursuz hale getirmek, iyi ve doğru yazmak, hatasız ve tam olarak yazmak.tam hür olarak
13فَتَقَبَّلْfe teḳabbelق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekkabul buyur
14مِنِّيminnībenden
15اِنَّكَinnekeşüphesiz
16اَنْتَentesen
17السَّمِيعُs-semīǔس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişitensin
18الْعَلِيمُl-ǎlīmuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilensin

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

An o zamanı ki İmrân'ın zevcesi, yâ Rabbi demişti, karnımdakini, azatlı bir kul olmak üzere sana adadım, kabul et. Şüphe yok ki sen duyarsın, bilirsin.

Abdulkadir Gölpınarlı

An o zamanı ki İmrânʼın zevcesi, yâ Rabbi demişti, karnımdakini, azatlı bir kul olmak üzere sana adadım, kabul et. Şüphe yok ki sen duyarsın, bilirsin.

Adem Uğur

İmrân'ın karısı şöyle demişti: "Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi) bilen sensin."

Ahmed Hulusi

Hani İmran'ın karısı: "Rabbim karnımdaki çocuğu herhangi bir şarta bağlı olmaksızın sana adadım; benden kabul buyur. Muhakkak ki sen, Semi'sin, Aliym'sin. "

Ahmet Tekin

İmran’ın karısı: 'Rabbim, karnımdakini hür, baskılara boyun eğmeyen, samimi bir kul olarak Sana, Senin mabedine adadım. Adağımı kabul buyur. Sen, sadece Sen niyazımı işitiyor, niyetimi biliyorsun.' dedi.

Ahmet Varol

Hani İmran'ın hanımı: 'Ey Rabbim! Karnımda olanı dünya meşguliyetlerinden uzak olarak sana adadım. Onu benden kabul eyle. Şüphesiz sen duyansın, bilensin' demişti. [4]

Ali Bulaç

Hani İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımda olanı, 'her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak' Sana adadım, benden kabul et. Şüphesiz işiten bilen Sensin Sen" demişti.

Ali Fikri Yavuz

(Îsa’nın büyükannesi olan) İmran’ın zevcesi şöyle demişti: “- Ey Rabbim, karnımdakini dünya meşguliyetlerinden beri olarak sana adadım. Böylece adağımı kabul buyur. Muhakkak ki sen, benim adadığımı hakkıyla işitici ve niyyetimin ne olduğunu kemâliyle bilicisin.”

Ali Rıza Safa

İmran'ın karısı, şöyle demişti: "Efendim! Aslında, karnımdakini, özgürce Sana adadım; kabul et. Kuşkusuz, Sen, Duyansın; Bilensin!"

Bayraktar Bayraklı

İmran'ın eşi şöyle demişti: "Ey Rabbim! Karnımdaki çocuğu hür/erkek bir insan olarak sırf sana adıyorum. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz hakkıyla işiten ve bilen sensin."

Bekir Sadak

Imran'in karisi: «Ya Rabbi! Karnimda olani, sadece sana hizmet etmek uzere adadim, benden kabul buyur, dogrusu isiten ve bilen ancak Sensin» demisti.

Celal Yıldırım

Hani imrân'ın karısı: «Rabbim ! karnımdakini her kayıttan uzak sadece ibâdette bulunmak üzere sana adadım. Bunu benden kabul buyur. Şüphesiz ki sen, sen her şeyi işitirsin, bilirsin,» demişti.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bir zamanlar İmrân’ın karısı şöyle demişti: “Rabbim! Karnımdakini kayıtsız şartsız sana adadım, benden kabul buyur; kuşkusuz sensin her şeyi işiten, her şeyi bilen.”

Diyanet İşleri

Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" demişti.

Diyanet İşleri (eski)

İmran'ın karısı: 'Ya Rabbi! Karnımda olanı, sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur, doğrusu işiten ve bilen ancak Sensin' demişti.

Diyanet Vakfi

İmrân'ın karısı şöyle demişti: «Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi) bilen sensin.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İmran'ın karısı: «Rabbim, karnımdakini tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin.» demişti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İmran'ın karısı: "Ya Rab! Ben karnımdakini kayıtsızca sana adadım, hemen kabul et bunu benden; çünkü sadece Sensin işiten, bilen Sen!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Imranın haremi dediği vakit: "Ya rabbi! ben karnımdakini her kayıddan azade olarak sana adadım, hemen kabul buyur benden, çünkü bir sensin işiden bilen sen"

Erhan Aktaş

Hani, bir zaman İmran'ın Hanımı: "Rabb'im! Karnımdaki hür bırakılmış olanı sana adadım. Benden kabul et. Kuşkusuz, Sen Her Şeyi Duyan'sın, Her Şeyi Bilen'sin." demişti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani, bir zaman İmran'ın hanımı: "Rabbim! Karnımdaki hür bırakılmış olanı sana adadım. Benden kabul et. Kuşkusuz, Sen Her Şeyi Duyan'sın, Her Şeyi Bilen'sin." demişti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani, bir zaman İmran'ın hanımı: "Rabbim! Karnımdakini kendi isteğimle sana adadım. Benden kabul et. Kuşkusuz, Sen Her Şeyi Duyan ve Her Şeyi Bilen'sin." demişti.

Fizilal-il Kuran

Hani, İmran'ın karısı 'Rabbim, karnımdaki çocuğu, her türlü endişeden arınmış olarak sırf sana adadım, O'nu benden yana kabul buyur. Hiç , kuşkusuz sen işiten ve bilensin' dedi.

Gültekin Onan

Hani İmran'ın karısı "Rabbim, karnımda olanı, 'her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak' Sana adadım, benden kabul et. Şüphesiz işiten, bilen Sensin Sen" demişti.

Hamdi Döndüren

Hani İmran’ın karısı, “Ey Rabbim! Karnımdakini sırf Sana hizmet etmesi için adadım; bu adağımı kabul et! Hiç kuşkusuz Sen, çok iyi işiten, çok iyi bilensin.” demişti.

Hasan Basri Çantay

Hani İmran'ın karısı: "Rabbim, karnımdakini azadlı bir kul olarak sana adadım. Benden olan bu (adağ) ı kabul et. Şübhesiz (niyazımı) hakkıyle işiden, (niyyetimi) kemaliyle bilen Sensin Sen" demişdi.

Hasib Asutay

Hani İmran'ın karısı, 'Rabbim! Karnımda olanı hür olarak sana adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen işitensin, bilensin (demişti).'

Hayrat Neşriyat

Bir zaman İmrân’ın hanımı (Hanne) şöyle demişti: 'Rabbim! Gerçekten ben karnımdakini (ibâdet için) âzâd edilmiş (bir köle) olarak sana adadım, artık benden kabûl buyur! Şübhesiz ki Semî' (her niyâzı işiten), Alîm (herşeyi bilen) ancak sensin!'

İbni Kesir

Hani, İmran'ın karısı: Rabbım karnımdakini hür olarak Sana adadım, benden kabul buyur. Doğrusu Sensin Sen, Semi, Alim, demişti.

Mehmet Okuyan

İmran’ın hanımı şöyle demişti: “Rabbim! Karnımdakini özgür olarak sana adadım. (Bunu) benden kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen duyansın; bilensin.”

Muhammed Esed

Bir vakit İmran ailesinden bir kadın, "Ey Rabbim! Rahmimdeki (çocuğumu) Senin hizmetine adayacağıma söz veriyorum. Benden bunu kabul et: Doğrusu, yalnız Sen, her şeyi duyan, her şeyi bilensin!" diye (Rabbine) seslenmişti.

Mustafa İslamoğlu

Hani İmran'ın kadını demişti ki: "Rabbim! Karnımdaki çocuğu, (her tür iç ve dış ayartmalardan) özgür olarak sana adadım: Benden kabul buyur! Çünkü sen her şeyi işitensin, her şeyi bilensin.

Ömer Nasuhi Bilmen

Yâd et ki, İmrân'ın refikası: «Yarabbi! Ben karnımda olanı azadlı bir köle olarak Sana nezrettim. İmdi bunu benden kabul buyur. Şüphe yok ki hakkıyla işitici Sen'sin, kemaliyle bilici Sen'sin» demişti.

Ömer Öngüt

Hani İmran'ın karısı şöyle demişti: “Ey Rabbim! Karnımda olanı azatlı bir kul olarak sırf sana (hizmet etmek üzere) adadım, bunu benden kabul buyur. Şüphesiz ki işiten ve bilen ancak sensin. ”

Suat Yıldırım

Hani bir vakit İmran’ın hanımı şöyle demişti: "Ya Rabbî, karnımda taşıdığım çocuğumu sana adadım, her türlü bağdan âzade olarak senin yoluna hizmet edecektir. Adağımı lütfen kabul buyur. Şüphesiz (duaları işiten, niyetleri bilen) semî ve alîm yalnız Sen’sin!"

Süleyman Ateş

İmran'ın karısı demişti ki: "Rabbim, karnımda olanı tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin."

Süleymaniye Vakfı

Bir gün İmran'ın karısı şöyle dedi: "Rabbim! Karnımdakini, hür olarak /sadece senin hizmetinde olacak şekilde sana adadım; benden kabul et! Daima dinleyen ve her şeyi bilen sensin!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün İmran'ın karısı şöyle dedi: "Sahibim! Karnımda olanı, bağımsız olarak sana adadım; benden kabul et! Dinleyen de bilen de Sen'sin!"

Şaban Piriş

Hani İmran'ın karısı: -Rabbim karnımda olanı sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur. Şüphesiz sen, hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin demişti.

Tefhim-ul Kuran

Hani İmran'ın karısı: «Rabbim, karnımda olanı, 'her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak' Sana adadım, benden kabul et. Şüphesiz işiten, bilen Sensin Sen.» demişti.

Ümit Şimşek

Hani, İmrân'ın hanımı, 'Yâ Rabbi,' demişti, 'karnımdakini Senin hizmetine adadım; kabul et. Sen herşeyi işiten, herşeyi bilensin.'

Yaşar Nuri Öztürk

Hani, İmran'ın karısı şöyle demişti: "Rabbim, karnımdakini özgür bir biçimde sana adadım; onu benden kabul et. Kuşkusuz sen, evet sen, herşeyi duyan, herşeyi bilensin."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bir zaman İmranın arvadı demişdi: “Ey Rəbbim! Mən bətnimdəkini Sənə qul olmaq üçün nəzir etdim. Məndən qəbul et! Həqiqətən, Sən Eşidənsən, Bilənsən”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) İmranın zövcəsinin (Hənnənin): ″Ey Rəbbim, bətnimdəkini Sənə xidmətkar (qul) olmaq üçün nəzir edirəm. (Bu nəziri) məndən qəbul et! Əlbəttə, Sən eşidənsən, bilənsən!″ – dediyini xatırla!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Die Frau ʹImrâns sprach einst: ʺHerr, ich habe gelobt, Dir das Kind, das ich in meinem Leib trage, zu weihen. Nimm es von mir an! Du hörst alles, Du bist allwissend.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Als ʹImrans Frau sagte: ʺMein Herr, ich gelobe Dir, was in meinem Mutterleib ist, für Deinen Dienst freigestellt. So nimm (es) von mir an! Du bist ja der Allhörende und Allwissende.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Damals sagte die Frau `lmrans: ʺMein Herr, siehe, ich gelobe Dir, was in meinem Leibe ist, zu weihen; so nimm es von mir an; siehe, Du bist der Allhörende, der Allwissende.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Once when the wife of ‘Imran became aware that a child whom she thought was a male had been created in her womb, she made a solemn and humble request to Allah to accept her offering. She prayed: "O Allah, my Creator, I have solemnly consecrated to You the child in my womb who shall be disposed exclusively to Your special service, and here do I beseech You to accept my offering. You are AL-Sami’ and AL-'Alim".

Abdul Haleem

Imran’s wife said, ‘Lord, I have dedicated what is growing in my womb entirely to You; so accept this from me. You are the One who hears and knows all,’

Abdullah Yusuf Ali

Behold! a woman of 'Imran said: "O my Lord! I do dedicate unto Thee what is in my womb for Thy special service: So accept this of me: For Thou hearest and knowest all things."

Abul A'la Maududi

. (He also heard) when the woman of 'Imran said: 'O Lord! Behold, unto You do I vow that the child in my womb is to be devoted to Your exclusive service. Accept it, then, from me. Surely You alone are All-Hearing, All-Knowing.'

Aisha Bewley

Remember when the wife of ‘Imran said, ‘My Lord, I have pledged to You what is in my womb, devoting it to Your service. Please accept my prayer. You are the All-Hearing, the All-Knowing.’

Al-Hilali & Khan

(Remember) when the wife of ‘Imrân said: "O my Lord! I have vowed to You what (the child that) is in my womb to be dedicated for Your services (free from all worldly work; to serve Your Place of worship), so accept this from me. Verily, You are the All-Hearer, the All-Knowing."

Ali Quli Qarai

When the wife of Imran said, ‘My Lord, I dedicate to You what is in my belly, in consecration. Accept it from me; indeed You are the All-hearing, the All-knowing.’

Amatul Rahman Omar

(Allâh listened) when a woman of (the family of) Amran said, `My Lord! I do hereby vow to You what is in my womb to be dedicated (to Your service); so do accept (it) of me. You alone are the All-Hearing, the All-Knowing.'

Arthur John Arberry

When the wife of Imran said, 'Lord, I have vowed to Thee, in dedication, what is within my womb. Receive Thou this from me; Thou hearest, and knowest.'

Bijan Moeinian

A [pregnant] woman of Imran’s family [sincerely] turned to God and said: "O Lord, the Most Knowledgeable, Who hear everything; I offer my [unborn] child to you. May you give him a mission to accomplish [and earn your pleasure.]"

E. Henry Palmer

When Imran's wife said, 'Lord! I have vowed to Thee what is within my womb, to be dedicated unto Thee, receive it then from me. Verily, Thou dost hear and know.'

Edip-Layth

When the wife of Imran said, "My Lord, I have vowed to You what is in my womb, dedicated, so accept it from me. You are the Hearer, the Knower."

George Sale

Remember when the wife of Imran said, Lord, verily I have vowed unto thee that which is in my womb, to be dedicated to thy service: Accept it therefore of me; for thou art he who heareth and knoweth.

Hamid S. Aziz

When Imran's wife said, "Lord! I have vowed to dedicate unto Thee what is within my womb. Accept it then from me. Verily, you are Hearer and Knower."

Mahmoud Ghali

As the wife of Imran said, "Lord! Surely I have vowed to you what is in my belly in dedication; so (graciously) accept (it) from me. Surely You, (Ever) You, are The Ever-Hearing, The Ever-Knowing."

Marmaduke Pickthall

(Remember) when the wife of 'Imran said: My Lord! I have vowed unto Thee that which is in my belly as a consecrated (offering). Accept it from me. Lo! Thou, only Thou, art the Hearer, the Knower!

Mohamed Ahmed - Samira

Remember, when the wife of 'Imran prayed: "O Lord, I offer what I carry in my womb in dedication to Your service, accept it, for You hear all and know everything. "

Muhammad Asad

when a woman of [the House of] `Imran prayed: "O my Sustainer! Behold, unto Thee do I vow [the child] that is in, my womb, to be devoted to Thy service. Accept it, then, from me: verily, Thou alone art all-hearing, all-knowing!"

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when the wife of ’Imrân said, "My Lord! I dedicate what is in my womb entirely to Your service,[1] so accept it from me. You ˹alone˺ are truly the All-Hearing, All-Knowing."

Progressive Muslims

When the wife of Imran said: "My Lord, I have vowed to You what is in my womb, dedicated, so accept from me, You are the Hearer, the Knower. "

Sahih International

[Mention, O Muúammad], when the wife of 'Imran said, "My Lord, indeed I have pledged to You what is in my womb, consecrated [for Your service], so accept this from me. Indeed, You are the Hearing, the Knowing."

Sam Gerrans

When the wife of ʿImrān said: “My Lord: I have vowed to Thee what is in my womb in consecration, so accept Thou from me; Thou art the Hearing, the Knowing.”

Shabbir Ahmed

The wife of Imran prayed, "My Lord! I have dedicated the baby in my belly to You entirely, (for the service of the temple). So accept from me. You are Hearer, Knower."

Syed Vickar Ahamed

(Remember) when a woman of Imran [the mother of Maryam (Mary) said: "O my Lord! I do dedicate to You (Allah) what is in my womb for Your special services: So accept this from me: Surely, You are the All Hearing (As-Sami’), the All Knowing (Al-Aleem). "

Taqi Usmani

(Remember) when ‘Imrān’s wife said: "O my Lord, I have vowed that what is in my womb will be devoted exclusively for You. So, accept (it) from me. You, certainly You, are the All-Hearing, the All-Knowing."

The Monotheist Group

When the wife of Imran said: "My Lord, I have vowed to You what is in my womb, devoted, so accept from me, You are the Hearer, the Knower."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Rappelle-toi) quand la femme de ʹImran dit: ʺSeigneur, je Tʹai voué en toute exclusivité ce qui est dans mon ventre. Accepte-le donc, de moi. Cʹest Toi certes lʹ Audient et lʹOmniscient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di bîr bîne, dema jina Îmran got: Xwedayê min! Min a ku di zikê xwe de, tenê ji bo îbadetê Te û (xizmeta) mala Te nezir kir, vêca ji min qebûl bike. Bêguman yê bihîzer ê zana her Tu yî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen de vrouw van ʹImraan zei: ʺMijn Heer, ik wijd bij gelofte aan U wat in mijn buik is; neem het van mij aan. U bent de horende, de wetende.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gedenkt dat de vrouw van Imram zeide: O Heer! ik heb u geofferd hetgeen in mijnen boezem is, om aan u te worden gewijd; neem het aan; want gij hoort en weet alles.

Hollandaca — Siregar

Teon de vrouw van ʹImran zei: ʺMijn Heer, voorwaar, ik wijd bij belofte aan U wat er in mijn buik is, aanvaard het van mij. Voorwaar, U bent de Alhorende, de Alwetende.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Напомни людям, о, Пророк) как (однажды) сказала жена Имрана [мать Марьям]: «Господи! Поистине, я дала обет Тебе (о том, что) то, что у меня в утробе, (станет) освобожденным (только для Тебя) [Она думала, что у нее родится сын, и она дала обет, что она посвятит его только для служения Господу]. Прими же от меня (мой обет), – (ведь) поистине, Ты – Всеслышащий, Всезнающий».

Rusça — Osmanov

[Вспомни,] когда женщина из рода ʹИмрана сказала: ʺГосподи! Воистину, я дала обет [пожертвовать Тебе дитя], которое в утробе моей, освобожденным [от всяких иных забот, кроме повиновения Тебе]. Так прими же от меня, ибо, воистину, Ты - слышащий, знающийʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och `Imrans hustru bad till Gud och sade: ʺHerre! Jag viger vad jag bär i mitt sköte åt Din tjänst. Tag emot mitt (offer), Du som hör allt, vet allt.