Al-i İmran Suresi 146. Ayet — Elfaz
Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.
1وَكَاَيِّنْve keeyyinnice var kiİsti'nafiye Edatı+İsim
2مِنْmindenHarf-i Cer
4قَاتَلَḳāteleçarpıştılarMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
5مَعَهُmeǎhukendileriyle beraberMekan Zarfı+Zamir
6رِبِّيُّونَribbiyyūneRabbaniİsimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
8فَمَاfe māBağlaç+Harf-i Nefi
9وَهَنُواvehenūyılmadılarMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibو ه نZayıf/güçsüz/bitkin/sakat olmak, gevşek, uyuşuk.
10لِمَاli māşeylerdenHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11اَصَابَهُمْeSābehumbaşlarında gelenMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.
12فِيfīHarf-i Cer
13سَبِيلِsebīliyolundaİsimس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep
14اللّٰهِ(a)llahiAllahLafza-i Celal
15وَمَاve māBağlaç+Harf-i Nefi
16ضَعُفُواDeǔfūzayıflık göstermedilerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibض ع فZayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha.
17وَمَاve māBağlaç+Harf-i Nefi
18اسْتَكَانُواstekānūboyun eğmedilerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıك ي نTeslim olmak, alçakgönüllü olmak, istifa etmek.
19وَاللّٰهُve(a)llahuAllahİsti'nafiye Edatı+Lafza-i Celal
20يُحِبُّyuHibbuseverMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.
21الصَّابِرِينَS-SābirīnesabredenleriMarife (Belirlilik Takısı)+İsimص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.