Ankebut Suresi 33. Ayet — Elfaz
Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helak edilenlerden olacaktır."
1وَلَمَّاve lemmāne zaman kiBağlaç+Zaman Zarfı
2اَنْenMasdar Harfi
3جَاءَتْcā'etgeldiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
4رُسُلُنَاrusulunāelçilerimizİsim+Zamirر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
5لُوطًاlūTenLut'aÖzel İsim
6سِيءَsī'efenalaştıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek
7بِهِمْbihimonlar yüzündenHarf-i Cer+Zamir
8وَضَاقَve Dāḳave daraldıBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibض ي قDaraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı.
9بِهِمْbihimonlar hakkındaHarf-i Cer+Zamir
10ذَرْعًاƶer'ǎnhuzursuzcaİsimذ ر عKubit ile ölçmek, yürüyüşte ön ayakları uzatmak, (deveyi) binmek için indirmek, üstesinden gelmek, arkadan boğmak, (yüzmede) kolu kaldırıp uzatmak, eli uzatma, geniş bir şekilde yaymak, güç/kuvvet, ölçmek, uzunluk, ön kol, ön ayak, kubit (eski bir uzunluk ölçüsü), 22 3/4 inç uzunluğunda kubit çubuğu, dirsekten orta parmak ucuna kadar olan kol uzunluğu.
11وَقَالُواve ḳālūve dedilerBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
12لَاlāHarf-i Nefi
13تَخَفْteḣafkorkmaMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak
14وَلَاve lāve ne deBağlaç+Nehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
15تَحْزَنْteHzenüzülmeMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.
16اِنَّاinnāelbette bizHarf-i Nasb+Zamir
17مُنَجُّوكَmuneccūkeseni kurtaracağızİsim+Zamirن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.
18وَاَهْلَكَve ehlekeve aileniBağlaç+İsim+Zamirا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlar
19اِلَّاillāyalnızHasr Edatı
20امْرَاَتَكَmraetekekarınİsim+Zamirم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadın
21كَانَتْkānetolmuşturMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
22مِنَmine-danHarf-i Cer
23الْغَابِرِينَl-ğābirīnekalacaklar-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimغ ب رTozlu olmak, toz renkli olmak, geride kalmak, karanlık/kasvet, kalmak, sürmek, devam etmek, oyalanmak, durmak, beklemek, geçip gitmek, nükseden/tekrar ortaya çıkan