Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helak edilenlerden olacaktır."

وَلَمَّا اَنْ جَاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ اِنَّا مُنَجُّوكَ وَاَهْلَكَ اِلَّا امْرَاَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِرِينَ

ve lemmā en cā'et rusulunā lūTen sī'e bihim ve Dāḳa bihim ƶer'ǎn ve ḳālū lā teḣaf ve lā teHzen innā muneccūke ve ehleke illā mraeteke kānet mine l-ğābirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَمَّاve lemmāne zaman ki
2اَنْen
3جَاءَتْcā'etج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgeldi
4رُسُلُنَاrusulunāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçilerimiz
5لُوطًاlūTenلوطاLut'a
6سِيءَsī'eس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekfenalaştı
7بِهِمْbihimonlar yüzünden
8وَضَاقَve Dāḳaض ي قDaraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı.ve daraldı
9بِهِمْbihimonlar hakkında
10ذَرْعًاƶer'ǎnذ ر عKubit ile ölçmek, yürüyüşte ön ayakları uzatmak, (deveyi) binmek için indirmek, üstesinden gelmek, arkadan boğmak, (yüzmede) kolu kaldırıp uzatmak, eli uzatma, geniş bir şekilde yaymak, güç/kuvvet, ölçmek, uzunluk, ön kol, ön ayak, kubit (eski bir uzunluk ölçüsü), 22 3/4 inç uzunluğunda kubit çubuğu, dirsekten orta parmak ucuna kadar olan kol uzunluğu.huzursuzca
11وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler
12لَا
13تَخَفْteḣafخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkma
14وَلَاve lāve ne de
15تَحْزَنْteHzenح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.üzülme
16اِنَّاinnāelbette biz
17مُنَجُّوكَmuneccūkeن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.seni kurtaracağız
18وَاَهْلَكَve ehlekeا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarve aileni
19اِلَّاillāyalnız
20امْرَاَتَكَmraetekeم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadınkarın
21كَانَتْkānetك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmuştur
22مِنَmine-dan
23الْغَابِرِينَl-ğābirīneغ ب رTozlu olmak, toz renkli olmak, geride kalmak, karanlık/kasvet, kalmak, sürmek, devam etmek, oyalanmak, durmak, beklemek, geçip gitmek, nükseden/tekrar ortaya çıkankalacaklar-

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Elçilerimiz Lût'a gelince Lût, onların yüzünden kederlenmişti, gönlü daralmıştı. Onlar, korkma ve tasalanma demişlerdi; şüphe yok ki biz, seni de, âileni de kurtaracağız, ancak karın müstesnâ ve şüphe yok o, orada kalanlardan olacak.

Abdulkadir Gölpınarlı

Elçilerimiz Lûtʼa gelince Lût, onların yüzünden kederlenmişti, gönlü daralmıştı. Onlar, korkma ve tasalanma demişlerdi; şüphe yok ki biz, seni de, âileni de kurtaracağız, ancak karın müstesnâ ve şüphe yok o, orada kalanlardan olacak.

Adem Uğur

Elçilerimiz Lût'a gelince, Lût onlar hakkında tasalandı ve (onları korumak için) ne yapacağını bilemedi. Ona: Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de aileni de kurtaracağız. Yalnız, (azapta) kalacaklar arasında bulunan karın müstesna, dediler.

Ahmed Hulusi

Rasullerimiz Lut'a geldiklerinde onlar yüzünden fena oldu; onlardan dolayı (olacaklardan dolayı) içi daraldı. . . (Rasullerimiz de) dediler ki: "Korkma, mahzun olma! Doğrusu biz seni ve senin aileni kurtaracağız. . . Karın müstesna; o geride kalanlardan oldu. "

Ahmet Tekin

Elçilerimiz, melekler Lût’a gelince, Lût onlarla ilgili endişeye kapılıp kötülendi. Kavmini misafirlerinden uzaklaştırmakta zorlandı. Melekler Lût’a: 'Korkma, üzülme. Seni ve aileni, mü’minleri kurtaracağız. Yalnız karın, geride kalanlardan, cezaya çarptırılanlardan olacak.' dediler.

Ahmet Varol

Elçilerimiz Lut'a gelince onlardan dolayı kaygılandı, göğsüne bir sıkıntı bastı. Dediler ki: 'Korkma ve üzülme. Biz seni ve karın dışında aileni kurtaracağız. O ise geride kalacaklardan olmuştur.

Ali Bulaç

Elçilerimiz Lut'a geldikleri zaman o, bunlar dolayısıyla kötüleşti ve içi daraldı. Dediler ki: "Korkuya düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni ve aileni muhakak kurtaracağız. O ise, arkada kalacaktır."

Ali Fikri Yavuz

Elçilerimiz (melekler) Lût’a gelince, (kavmi bunlara kötülük yapar diye korkarak) kendisine fenalık geldi; onlar yüzünden çok kederlenib takatı kesildi. Onlar dediler ki: “- Korkma ve keder etme; çünkü biz seni ve aileni kurtaracağız; ancak karın geride (helâk içinde) kalanlardan olmuştur.

Ali Rıza Safa

Elçilerimiz, Lut'a geldiklerinde, Onlardan dolayı kaygılandı; göğsü daraldı. "Korkma ve üzülme!" dediler; "Kuşkusuz, seni ve aileni kesinlikle kurtaracağız; karın dışında!" "O, geride kalanlar arasında olacak!"

Bayraktar Bayraklı

Elçilerimiz Lut'a gelince, Lut onlar hakkında ve onları korumak için ne yapacağını bilemedi. Ona, "Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de aileni de kurtaracağız. Yalnızca geri kalacaklar arasında bulunan karın müstesna" dediler.

Bekir Sadak

(33-34) Elcilerimiz Lut'a gelince, onun fenasina gitti; cok sikildi. Ona, «Korkma ve uzulme, dogrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karinin disinda, aileni kurtaracagiz. Bu kasaba halkina yaptiklari yolsuzluklardan oturu gokten, elbette bir azap indirecegiz» dediler.

Celal Yıldırım

Elçilerimiz Lût'a gelince, onların geliş sebebinden üzülüp fenalaştı ; eli kolu bağlanıp (göğsü) daraldı. Elçiler, «korkma ve üzülme ; biz mutlaka seni de, aile efradını da kurtaracağız, ancak eşini değil, o geride kalan (sapık ahlâksızlardandır!» dediler (de ona güven verdiler).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Elçilerimiz kendisine geldiğinde Lût, onlardan dolayı huzursuz oldu ve ne yapacağını şaşırdı. Ama onlar “Korkma, tasalanma!” dediler; “Biz seni ve karın dışında bütün aileni kurtaracağız; karın ise geride kalanlar arasında yer alacak.”

Diyanet İşleri

Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helak edilenlerden olacaktır."

Diyanet İşleri (eski)

(33-34) Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, 'Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz' dediler.

Diyanet Vakfi

Elçilerimiz Lût'a gelince, Lût onlar hakkında tasalandı ve (onları korumak için) ne yapacağını bilemedi. Ona: Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de aileni de kurtaracağız. Yalnız, (azapta) kalacaklar arasında bulunan karın müstesna, dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Elçilerimiz Lut'a gelince, onlar hakkında tasalandı. Ve onlar(ı düşünmesi) sebebiyle takatten düştü. O'na: «Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de, aileni de kurtaracağız. Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan karın müstesna» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Elçilerimiz Lut'a gelince, onlar yüzünden fenalaştı ve haklarında eli kolu daraldı (bağlandı). Onlar da: "Korkma ve kederlenme; seni ve aileni kurtaracağız; ancak karın ötekilerden oldu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve vakta ki elçilerimiz Lut'a çıkavardılar onlar yüzünden fenalaştı ve haklarında eli kolu daraldı, onlar da; korkma dediler ve keder etme, çünkü biz seni ve ehlini kurtaracağız ancak karın ötekilerden oldu

Erhan Aktaş

Elçilerimiz Lut'a vardıkları zaman, onların gelmelerinden dolayı telaşlandı, sarkıntılık yapacaklarını düşünerek içi daraldı. Elçiler: "Korkma ve üzülme; Biz -geride kalanlarla beraber olacak olan karın hariç- seni ve ehlini mutlaka kurtaracağız." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Elçilerimiz Lut'a vardıkları zaman, onların gelmelerinden dolayı telaşlandı, sarkıntılık yapacaklarını düşünerek içi daraldı. Elçiler: "Korkma ve üzülme; Biz -geride kalanlarla beraber olacak olan karın hariç- seni ve ehlini mutlaka kurtaracağız." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Elçilerimiz Lut'a vardıkları zaman, onların gelmelerinden dolayı telaşlandı, sarkıntılık yapacaklarını düşünerek içi daraldı. Elçiler: "Korkma ve üzülme; Biz -geride kalanlarla beraber olacak olan karın hariç- seni ve aileni mutlaka kurtaracağız." dediler.

Fizilal-il Kuran

Elçilerimiz yanına varınca Lût'un canı sıkıldı, gelişleri yüzünden telaşa kapıldı. Bunun üzerine elçilerimiz ona dediler ki; «Korkma, tasalanma. Biz seni ve yakınlarını kurtaracağız. Yalnız eşin geride kalıp azaba çarpılanlardan olacaktır.»

Gültekin Onan

Elçilerimiz Lut'a geldikleri zaman o, bunlar dolayısıyla kötüleşti ve içi daraldı. Dediler ki: "Korkuya düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni ve ehlini (aileni) muhakkak kurtaracağız. O ise, arkada kalacaktır."

Hamdi Döndüren

Elçilerimiz Lut’a gelince, Lut onlar hakkında kaygılandı ve sıkıntıya düştü. Ona, “Korkma, üzülme, dediler, biz seni ve aileni kurtaracağız, yalnız karın geride kalacaklardan olmuştur.”

Hasan Basri Çantay

Elçilerimiz Luuta gelince o, bunlar sebebiyle tasalandı, bunlar sebebiyle kolu (göğsü) daraldı. "Korkma, tasalanma, dediler, çünkü biz seni de, senin ehlini de kurtaracağız. Yalnız geride (azabda) kalacaklardan olan karın müstesna".

Hasib Asutay

Elçilerimiz Lut'a gelince, (Lut) onlar hakkında tasalandı ve onlar yüzünden (eli) kolu daraldı. (14) (Elçiler,) 'Korkma, üzülme; biz seni ve aileni kurtaracağız, yalnız karın (azapta) kalacaklardan olmuştur' dedirler. (14. Çünkü melekler insan suretinde güzel bir sima ile gelmişlerdi. İlk önce Lut (a.s.) bunların melek olduklarını henüz bilmiyordu. Kavminin onlara sarkıntılık yapacaklarından endişe ediyordu. Bunun üzerine melekler, durumu açıklığa kavuşturdular.)

Hayrat Neşriyat

Ve elçilerimiz Lût’a gelince, (kavminin sapıklığını bildiğinden ve melekleri de tanımadığından) onlar için endişeye düştü ve onlardan dolayı göğsü daraldı; bunun üzerine(onlar:) 'Korkma ve üzülme! Doğrusu biz seni ve âileni kurtarıcı olanlarız; ancak karın hâriç; (o) geride kalacak olanlardandır' dediler.

İbni Kesir

Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, bu yüzden o tasalandı ve çok sıkıldı. Ona dediler ki: Korkma ve tasalanma. Doğrusu biz, seni ve geride kalacaklardan olan karının dışındaki aileni kurtaracağız.

Mehmet Okuyan

Elçilerimiz Lut’a gelince, (Lut) onların yüzünden üzülmüş ve onlardan dolayı içi daralmıştı. Ona “Korkma, tasalanma! Şüphesiz ki biz seni de aileni de kurtaracağız. Yalnız, (azapta) kalacaklar arasında bulunan hanımın hariç!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Elçilerimiz kendisine geldiklerinde Lut onlar adına üzüntüye kapıldı, çünkü onları koruyamayacağını gördü; ama onlar Lut'a: "Korkma ve üzülme! Biz seni ve karın dışında bütün aileni koruyacağız; karın ise geride bırakılanlar arasında yer alacak.

Mustafa İslamoğlu

Ve elçilerimiz Lut'a gelir gelmez, o derin bir hüzne kapıldı ve onlar adına hiç bir şey yapamayıp eli kolu döküldü kaldı. Ama onlar dediler ki: "Korkma ve üzülme! Çünkü biz seni ve yakınlarını elbette kurtaracağız; ancak karın hariç: zaten onun geride kalanlardan biri olacağı malum.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o vakit ki, elçilerimiz Lût'a geldi. Onlar ile kederlendi ve onlar sebebiyle takatı darlaştı. Ve dediler ki: «Korkma ve mahzûn olma, şüphe yok ki, seni ve ehlini necâta erdireceğiz, yalnız zevcen müstesna. O geride kalanlardan oldu.»

Ömer Öngüt

Elçilerimiz Lut'a gelince, Lut onlar hakkında tasalandı, tâkatten düştü. Ona: “Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de âileni de kurtaracağız. Yalnız karın müstesna. O, (azapta) kalacaklar arasındadır. ” dediler.

Suat Yıldırım

Elçilerimiz Lût’a gelince, onları, halkının tecavüzlerinden koruyamayacağı düşüncesiyle üzüldü, eli kolu bağlanıp göğsü daraldı. Onlar dediler ki: "Bizden yana endişe etme, üzülme! Biz seni ve yakınlarını kurtaracağız, yalnız eşin geride kalanlar arasında yer alacaktır."

Süleyman Ateş

Elçilerimiz Lut'a gelince (Lut) onlar yüzünden fenalaştı ve onlar hakkında arşını daraldı. (Melekler): "Korkma üzülme dediler, biz seni ve aileni kurtaracağız, yalnız karın kalacaklardan olmuştur."

Süleymaniye Vakfı

Elçilerimiz, Lut'a geldiği zaman Lut onlar için kaygılandı, içi daraldı. Dediler ki: "Korkma, üzülme, karın hariç seni ve aileni kurtaracağız. O, (bedeninin) kalıntısı kalacaklardandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Elçilerimiz Lut'a gelince, onu sıkıntı bastı, içi daraldı. Dediler ki: "Korkma, üzülme, seni ailenle birlikte kurtaracağız, küller altında kalacaklardan olan sadece karındır."

Şaban Piriş

Elçilerimiz, Lut'a geldiklerinde, onlar sebebiyle kötülenmiş ve içi daralmıştı. -Korkma ve üzülme! Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Geride kalanlardan olan karın hariç.

Tefhim-ul Kuran

Elçilerimiz Lût'a geldikleri zaman, o, bunlar dolayısıyla kötüleşti ve bunlar dolayısıyla içi daraldı. Dediler ki: «Korkuya düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni de, aileni de muhakkak kurtaracağız. O ise, arkada kalacak olanlardandır.»

Ümit Şimşek

Elçilerimiz kendisine geldiğinde, Lût bundan çok sıkıldı, göğsü daraldı. Onlar 'Korkma ve üzülme,' dediler. 'Biz seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın müstesna; o arkada kalanlardan olacak.

Yaşar Nuri Öztürk

Elçilerimiz Lut'a gelince, onlar yüzünden fenalaştı, eli kolu birbirine dolandı. "Korkma, tasalanma dediler, biz seni de aileni de kurtaracağız. Ama karın, azaba terk edilenlerden olacaktır."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Elçilərimiz Lutun yanına gəldikdə o, onlara görə kədərləndi və ürəyi sıxıldı. Onlar dedilər: “Qorxma və kədərlənmə! Biz səni və sənin ailəni xilas edəcəyik. Yalnız arvadından başqa. O, geridə qalanlardan olacaq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Elçilərimiz Lutun yanına gəldikdə (Lut) onlara görə kədərləndi və ürəyi qısıldı. (Mələklər Lutun yanına cavan, qəşəng oğlanlar qiyafəsində gəldikləri üçün o öz tayfasının onlara pislik yetirəcəyindən qorxub məʼyus oldu). Onlar dedilər: ″Qorxma və kədərlənmə. Biz səni və ailəni xilas edəcəyik. Yalnız övrətindən başqa. O (əzab içində) qalanlardan olacaq!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als Unsere Boten zu Lot kamen, hegten die Leute böse Absichten ihnen gegenüber, und Lot geriet ihretwegen in Bedrängnis. Sie sagten: ʺHabe keine Angst, und sei nicht traurig! Wir werden dich und deine Angehörigen retten, bis auf deine Frau, die zu denen gehört, die untergehen werden.

Almanca — Der Edle Quran

Und als nun Unsere Gesandten zu Lut kamen, geriet er ihretwegen in eine böse Lage und war durch ihre Anwesenheit beklommen. Sie sagten: ʺFürchte dich nicht und sei nicht traurig, denn wir werden dich erretten, (dich) und deine Angehörigen, außer deiner Frau; sie gehört zu denjenigen, die zurückbleiben.

Almanca — M. A. Rassoul

Und als Unsere Boten zu Lot kamen, war er ihretwegen besorgt und fühlte sich außerstande, ihnen zu helfen. Sie sprachen: ʺFürchte dich nicht und sei nicht traurig, wir wollen dich und die Deinen sicher retten, bis auf deine Frau, die zu denen gehört, die zurückbleiben sollen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als Unsere Entsandten zu Lut kamen, ging es ihm schlecht wegen ihnen und überfordert war er mit ihnen. Und sie sagten: ʺFürchte dich nicht und sei nicht traurig! Wir werden dich und deine Familie sicher erretten, außer deiner Ehefrau, sie gehört zu den Untergehenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when Our Messengers went to Lut he came to grief on their account, and their safety was beyond his power. But they assured him: "Do not be afraid," they said, "nor must you grieve, we will deliver you to safety along with your family but not your wife who shall join company with those destined to be left behind."

Abdul Haleem

When Our messengers came to Lot, he was troubled and distressed on their account. They said, ‘Have no fear or grief: we shall certainly save you and your household, except for your wife- she will be one of those who stay behind-

Abdullah Yusuf Ali

And when Our Messengers came to Lut, he was grieved on their account, and felt himself powerless (to protect) them: but they said: "Fear thou not, nor grieve: we are (here) to save thee and thy following, except thy wife: she is of those who lag behind.

Abul A'la Maududi

When Our emissaries came to Lot he was distressed and embarrassed on their account. They said: "Do not fear nor be distressed. We shall save you and all your household except your wife who is among those that will stay behind.

Aisha Bewley

When Our Messengers came to Lut, he was distressed on their account, feeling incapable of protecting them. They said, ‘Do not fear and do not grieve. We are going to rescue you and your family – except for your wife; she will be one of those who stay behind.

Al-Hilali & Khan

And when Our Messengers came to Lût (Lot), he was grieved because of them, and felt straitened on their account. They said: "Have no fear, and do not grieve! Truly, we shall save you and your family, except your wife: she will be of those who remain behind (i.e. she will be destroyed along with those who will be destroyed from her folk).

Ali Quli Qarai

And when Our messengers came to Lot, he was distressed on their account and in a predicament for their sake. But they said, ‘Do not be afraid, nor grieve! We shall deliver you and your family, except your wife: she will be one of those who remain behind.

Amatul Rahman Omar

And when Our messengers came to Lot he felt distressed on account of their (coming) for he felt helpless to give them protection. But they (- the messenger) said, `Have no fear and do not grieve, (Allâh promises you protection saying,) "We will deliver you and all your household except your wife (who will not leave the place stricken with calamity and) who is among those staying behind.

Arthur John Arberry

When that Our messengers came to Lot he was troubled on their account and distressed for them; but they said, 'Fear not, neither sorrow, for surely we shall deliver thee and thy family, except thy wife; she has become of those that tarry.

Bijan Moeinian

When My messengers arrived at Lot’s place, he became embarrassed [as his people wanted to molest them. ] They said: " Have no fear and do not worry. We are going to save you and your household except your wife who should stay [and be punished] with the wicked ones."

E. Henry Palmer

And when our messengers came to Lot, he was vexed for them, and his arm was straitened for them; and they said, 'Fear not, neither grieve; we are about to save thee and thy people, except thy wife, who is of those who linger.

Edip-Layth

Thus when Our messengers came to Lot, they were mistreated, and he was embarrassed towards them. They said, "Do not fear, and do not be saddened. We will save you and your family, except for your wife; she is of those doomed."

George Sale

And when our messengers came unto Lot, he was troubled for them, and his arm was straitened concerning them. But they said, fear not, neither be grieved; for we will deliver thee and thy family, except thy wife; for she shall be one of those who remain behind.

Hamid S. Aziz

Said he, "Verily, in it is Lot. " They said, "We are best aware of who is therein; we shall of a surety save him and his people, except his wife, who is of those who lag behind."

Mahmoud Ghali

And as soon as Our Messengers (readily) came to Lût, he was vexed on their account and (his expediency) was straitened for them (i. e., He felt his hands tied up). And they said, "Do not fear nor grieve; surely we will safely deliver you and your family, except your wife; she has (become) of the laggards.

Marmaduke Pickthall

And when Our messengers came unto Lot, he was troubled upon their account, for he could not protect them; but they said: Fear not, nor grieve! Lo! we are to deliver thee and thy household, (all) save thy wife, who is of those who stay behind.

Mohamed Ahmed - Samira

So, when Our messengers came to Lot, he was worried on their account as he was unable to protect them. They said: "Have no fear or regret. We will certainly save you and your family except your wife, for she is one of those who will stay behind.

Muhammad Asad

And when Our messengers came unto Lot, he was sorely grieved on their account, seeing that it was beyond his power to shield them; but they said: "Fear not, and grieve not! Behold, we shall save thee and thy household - all but thy wife: she will indeed be among those that stay behind.

Mustafa Khattab

And when Our messenger-angels came to Lot, he was distressed and worried by their arrival.[1] They reassured ˹him˺, "Do not fear, nor grieve. We will surely deliver you and your family—except your wife, who is one of the doomed.

Progressive Muslims

Thus when Our messengers came to Lot, they were mistreated, and he was embarrassed towards them. And they said: "Do not fear, and do not be saddened. We will save you and your family, except for your wife; she is of those doomed."

Sahih International

And when Our messengers came to Lot, he was distressed for them and felt for them great discomfort. They said, "Fear not, nor grieve. Indeed, we will save you and your family, except your wife; she is to be of those who remain behind.

Sam Gerrans

And when Our messengers came to Lot, he was distressed for them, and felt unable to protect them. And they said: “Fear thou not, nor grieve. We will deliver thee and thy household save thy wife; she is of those who stay behind.

Shabbir Ahmed

When Our Messengers came to Lot, he was grieved on their account, for he could not protect them. But they said, "Fear not, nor grieve! Behold, we are appointed to save you, your household and your followers, except your wife who is of those who stay behind.

Syed Vickar Ahamed

And when Our messengers came to Lut (Lot), he was sad because of them (his people), and felt himself without power (to save) them: They (the messengers) said: "Have no fear, nor be sad: We are (here) to save you and your family, except your wife, she is from those who will fall behind.

Taqi Usmani

And when Our messengers came to LūT, he grieved for them and his heart was straitened because of them, but they said, "We are going to save you and your family, except your wife who will be among those remaining behind.

The Monotheist Group

And when Our messengers came to Lot, they were mistreated, and he was embarrassed towards them. And they said: "Do not fear, and do not be saddened. We will save you and your family, except for your wife; she is of those doomed."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand Nos Anges vinrent à Lot, il fut affligé pour eux, et se sentit incapable de les protéger. Ils lui dirent: ʺNe crains rien et ne tʹafflige pas... Nous te sauverons ainsi que ta famille, excepté ta femme qui sera parmi ceux qui périront.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema qasidên me hatin cem Lût, ew (ji tirsa destdirêjiya li ser wan) bi hatina wan xemgîn bû û ji taqet ket. Qasidan jê re got: Metirse û xemgîn mebe! Bêguman em ê te û malbata te rizgar bikin, ji bilî jina te; ew ji yên ku helak bûne.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen Onze gezanten tot Loet kwamen was hij bezorgd over hen en maakte zich ongerust over hen. Maar zij zeiden: ʺWees niet bang en wees niet bedroefd; wij zullen jou en jouw familie redden, behalve jouw vrouw; zij behoort tot hen die achterblijven.

Hollandaca — Siregar

En toen Onze gezanten naar Lôeth kwamen, was hij bedroefd vanwege hen, en hij had geen macht om hen te beschermen. Maar zij zeiden: ʺWees niet bang en treur niet: voorwaar, wij redden zeker jou en jouw familie, behalve jouw vrouw. Zij zal tot de achterblijvers behoren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда явились Наши посланцы [ангелы] к Луту, огорчился он из-за них (так как он не знал, что это ангелы и побоялся, что его народ причинить им зло), и стеснилась его мощь [он почувствовал, что никак не сможет помочь своим гостям]. Но (ангелы) сказали: «Не бойся (за нас) [нам эти люди не причинят вреда] и не печалься (тому, что мы сообщили тебе, что уничтожим их)! Поистине, мы спасем тебя (о, Лут) и твою семью, кроме твоей жены, (и) она (окажется) среди оставшихся [погибших]

Rusça — Osmanov

Когда Наши посланцы прибыли к Луту, он огорчился их [приходу] и обеспокоился за них. Они сказали: ʺНе бойся и не горюй! Воистину, мы спасем тебя и твою семью, за исключением твоей жены, которая будет в числе погибших.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när Våra sändebud kom till Lot såg han att han inte hade möjlighet att skydda dem och blev bedrövad; men de sade: ʺVar inte bekymrad och sörj inte! Vi skall rädda dig och de dina utom din hustru, som är bland dem som skall bli kvar.