Ankebut Suresi 22. Ayet — Elfaz
Siz, yerde de gökte de (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.
1وَمَاve māve değilsinizBağlaç+Harf-i Nefi
2اَنْتُمْentumsizZamir
3بِمُعْجِزِينَbi muǎ'cizīneaciz bırakacakHarf-i Cer+İsimع ج زGeride kalmak, eksik olmak, arkada kalmak, (güç olarak) geride kalmak, yetersiz olmak, güçsüz olmak, zayıf olmak. Ujuzun - yaşlı kadınlar. A'jaza (fiil 4) zayıflatmak, hayal kırıklığına uğratmak, birinin zayıf olduğunu bulmak. Mu'ajiz - şaşırtan kişi. Ajzun (çoğulu a'jazun) - gövdenin üst kısmının altında kalan bölümü.
4فِيfīHarf-i Cer
5الْاَرْضِl-erDiyerdeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
6وَلَاve lāve ne deBağlaç+Harf-i Nefi
7فِيfīHarf-i Cer
8السَّمَاءِs-semāigökteMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)
9وَمَاve māve yokturBağlaç+Harf-i Nefi
10لَكُمْlekumsizin içinHarf-i Cer+Zamir
11مِنْminHarf-i Cer
13اللّٰهِ(a)llahiAllah'tanLafza-i Celal
14مِنْminhiçbirHarf-i Cer
16وَلَاve lāve ne deBağlaç+Harf-i Nefi