Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma.

وَمَا كُنْتَ تَرْجُٓوا اَنْ يُلْقٰٓى اِلَيْكَ الْكِتَابُ اِلَّا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرًا لِلْكَافِرِينَ

ve mā kunte tercū en yulḳā ileyke l-kitābu illā raHmeten min rabbike fe lā tekūnenne Zehīran li l-kāfirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve değildin
2كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsen
3تَرْجُٓواtercūر ج وUmmak/beklemek, mutluluk sebebi olacak bir olayın gerçekleşmesini gerektiren bir görüş; halihazırda gerçekleşmiş bir olaydan avantaj elde etme beklentisi, beklemede tutmak, ertelemek, kenara koymak, tehir etmek/geciktirmek, korkmak, rica etmek/istemek. arja' (çoğul) - sınırlar, taraflar. marjowwon büyük umutlar beslenen bir kişidir (örneğin 11:62).umuyor
4اَنْen
5يُلْقٰٓىyulḳāل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.vahyolunacağını
6اِلَيْكَileykesana
7الْكِتَابُl-kitābuك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitabın
8اِلَّاillāancak
9رَحْمَةًraHmetenر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.bir rahmet olarak
10مِنْmin-den
11رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin-
12فَلَاfe lāo halde
13تَكُونَنَّtekūnenneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolma
14ظَهِيرًاZehīranظ ه رGörünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmakarka
15لِلْكَافِرِينَli l-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirlere

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sana ancak Rabbinden bir rahmet olarak kitabın vahyedilmesini umuyordun, artık kâfirlere arka olma.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sana ancak Rabbinden bir rahmet olarak kitabın vahyedilmesini umuyordun, artık kâfirlere arka olma.

Adem Uğur

Sen, bu Kitab'ın sana vahyolunacağını ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak gelmiş)tir. O halde sakın kâfirlere arka çıkma!

Ahmed Hulusi

Kitabın (Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsinin) sende açığa çıkarılacağını ummuyordun; Rabbinden bir rahmet oldu! Sakın hakikat bilgisini inkar edenlere arka çıkma!

Ahmet Tekin

Sen peygamberlikle görevlendirilmeden önce, Kur’ân’ın sana vahyolunacağını ummuyordun. Bu, kesinlikle Rabbinden bir rahmet olarak gelmiştir. O halde sakın kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere arka çıkma.

Ahmet Varol

Sen Kitab'ın sana vahyedileceğini umuyor değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (vahyedildi). Şu halde asla inkarcılara arka olma.

Ali Bulaç

Kitabın sana (kalbine vahy ile) bırakılacağını umud etmezdin; (bu,) Rabbinden ancak bir rahmettir. Öyleyse sakın kafirlere arka olma.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm) Kur’an’ın sana vahy olunacağını ummuyordun; ancak Rabbinden bir rahmet (olarak sana indirildi). O halde sakın kâfirlere yardımcı olma...

Ali Rıza Safa

Kitap'ın, sana ulaşacağını da umut etmezdin. Ancak, Efendinden bir rahmettir. Artık, nankörlük edenlere sakın arka çıkma.

Bayraktar Bayraklı

Bu kitabın sana indirileceğini ummuyordun. Ancak Rabbinin bir merhameti gereği sana indirildi. Artık asla inkar edenlere destek olma!

Bekir Sadak

Sen, sana bu Kitap'in verilecegini ummazdin. O ancak Rabbinin bir rahmetidir. Oyleyse sakin inkarcilara yardimci olma.

Celal Yıldırım

Sen, sana bu Kitab'ın vahyolunacağını ummuyordun. Şüphen olmasın ki, bu ancak Rabbından bir rahmet (olarak sana verilmiş)tir. O halde sakın kâfirlere arka olma !

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bu kitabın sana vahyolunacağını ummazdın; ama o, rabbinden bir rahmet olarak geldi. Öyleyse asla inkârcılara destek verme!

Diyanet İşleri

Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma.

Diyanet İşleri (eski)

Sen, sana bu Kitap'ın verileceğini ummazdın. O ancak Rabbinin bir rahmetidir. Öyleyse sakın inkarcılara yardımcı olma.

Diyanet Vakfi

Sen, bu Kitab'ın sana vahyolunacağını ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak gelmiş)tir. O halde sakın kâfirlere arka çıkma!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sen, bu kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun. Bu ancak Rabbinden bir rahmettir. O halde sakın kâfirlere arka çıkma!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sen, sana kitap indirileceğini ümit etmiyordun; fakat Rabbinden bir rahmettir o. O halde sakın kafirlere arka çıkma!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen, sana kitab indirileceğini ümid eder değildin fakat rabbından bir rahmet, o halde sakın kafirlere zahir olma

Erhan Aktaş

Sen, Kitap'ın sana iletileceğini beklemiyordun. O, ancak Rabb'inden bir rahmet olarak verildi. Öyleyse sakın Kafirlere destek olma.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sen, Kitap'ın sana iletileceğini beklemiyordun. O, ancak Rabb'inden bir rahmet olarak verildi. Öyleyse sakın Kafirlere destek olma.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sen, Kitap'ın sana iletileceğini beklemiyordun. O, ancak Rabb'inden bir rahmet olarak verildi. Öyleyse sakın gerçeği yalanlayan nankörlere destek olma.

Fizilal-il Kuran

Sen Kitab'ın senin kalbine bırakılacağını ummazdın. O Rabb'inden bir rahmettir. O halde kâfirlere yardımcı olma.

Gültekin Onan

Kitabın sana (kalbine vahy ile) bırakılacağını umud etmezdin; (bu) rabbinden ancak bir rahmettir. Öyleyse sakın kafirlere arka olma.

Hamdi Döndüren

Sen, bu kitabın sana verileceğini bilmiyordun. Bu, ancak Rabbinden bir rahmettir. Öyleyse sakın inkâr edenlere arka çıkma!

Hasan Basri Çantay

Sen (bu) kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun. (Bu), ancak Rabbinden bir rahmetdir. O halde kafirlere arka olma sakın!

Hasib Asutay

(Resulüm!) Sen, bu kitabın sana vahyolacağını ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden bir rahmettir. O halde sakın kâfirlere arka çıkma.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki (sen) bu Kitâb’ın sana vahyedileceğini ummuyordun; (bu) ancak Rabbinden bir rahmet olarak (sana vahyedildi); öyle ise sakın kâfirlere arka çıkma!

İbni Kesir

Sen; sana bu Kitab'ın verileceğini ummazdın. Bu; ancak Rabbının bir rahmetidir. Öyle ise, sakın kafirlere yardımcı olma.

Mehmet Okuyan

Bu Kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden sana bir rahmet olarak (verilmiş)tir. Kâfirlere sakın arka çıkma!

Muhammed Esed

Ve (sen ey inanan kişi,) bu kitabın sana ulaşacağını ummazdın; fakat işte Rabbinden bir rahmet olarak (sana ulaştı). Öyleyse, artık hakkı inkara kalkışan kimselere asla arka çıkma;

Mustafa İslamoğlu

Ve sen (ey bu vahyin muhatabı); bu ilahi mesajın sana kadar ulaşacağını ümit etmezdin! Sadece Rabbinin rahmeti sayesinde oldu bu: o halde inkar edenlere asla arka çıkma!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve sen kendine kitabın gönderileceğini ummuyordun. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (sana gönderilmiş) oldu. Binaenaleyh sakın kâfirlere arka olma.

Ömer Öngüt

Sen bu Kitab'ın sana indirileceğini ummuyordun. Bu sana Rabbinden bir rahmettir. O halde sakın kâfirlere arka çıkma.

Suat Yıldırım

Sen bu kitabın senin kalbine indirileceğini hiç ümid etmiş değildin. O, ancak Rabbinden bir rahmet eseri olarak gönderildi. O halde sakın kâfirlere arka çıkma!

Süleyman Ateş

Sen, o Kitabın, senin kalbine bırakılacağını ummazdın. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (Kitap senin kalbine bırakıldı). O halde kafirlere arka olma.

Süleymaniye Vakfı

Bu kitabın sana verileceğini hiç beklemezdin. Bu, sadece Rabbinin bir ikramı olarak sana verildi. Öyleyse sakın kafirlere arka çıkma!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böyle bir kitabın sana verileceğini hiç beklemiyordun. Bu, sadece Rabbinin bir ikramı olarak sana verildi. Sakın o nankörlere arka çıkma.

Şaban Piriş

Sen, kitabı sana indireceğimizi ummuyordun. Ancak o, Rabbin'den bir rahmettir. Öyleyse inkarcılara arka çıkma.

Tefhim-ul Kuran

Kitabın sana (kalbinde vahy ile) bırakılacağını umud etmezdin; (bu,) Senin Rabbinden ancak bir rahmettir. Öyleyse sakın kâfirlere arka olma.

Ümit Şimşek

Sana kitap verileceğini aslında sen hiç ummuyordun. O Rabbinden bir rahmet eseri olarak sana indirildi. Onun için, sakın kâfirlere arka çıkma.

Yaşar Nuri Öztürk

Sen bu Kitap'ın sana indirileceği ummuyordun; Rabbinden bir rahmet olarak geldi. O halde küfre sapanlara sakın destekçi olma.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Sən bu Kitabın sənə nazil olacağına ümid etmirdin. Bu ancaq Rəbbindən bir mərhəmətdir. Odur ki, heç vaxt kafirlərə arxa olma!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Du hast nie erwartet, daß dir das Buch (der Koran) herabgesandt werden würde. Das geschah nur als Barmherzigkeit deines Herrn. Stehe den Ungläubigen niemals bei!

Almanca — Der Edle Quran

Und du hattest nicht erwartet, daß das Buch an dich gerichtet würde. Es ist nur aus Barmherzigkeit von deinem Herrn. Darum leiste den Ungläubigen ja keinen Beistand.

Almanca — M. A. Rassoul

Und du hattest selbst keine Hoffnung, daß dir das Buch offenbart würde; allein es ist eine Barmherzigkeit deines Herrn; darum sei nicht ein Beistand für die Ungläubigen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und du hast nie erwartet, daß die Schrift dir gegeben würde - außer daß es eine Gnade von deinem HERRN war. So sei kein Rückenverstärker für die Kafir.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

You O Muhammad never expected the Book -the Quran- to be sent down and to be revealed to you but it was only Allah's mercy extended to you. Therefore, do not back up the infidels, who deny Allah, in a statement nor an opinion nor assist them physically or uphold them in any course of action.

Abdul Haleem

You yourself could not have expected the Scripture to be sent to you; it came only as a mercy from your Lord. So give no help to the disbelievers.

Abdullah Yusuf Ali

And thou hadst not expected that the Book would be sent to thee except as a Mercy from thy Lord: Therefore lend not thou support in any way to those who reject (Allah's Message).

Abul A'la Maududi

(O Prophet), you never looked forward for the Book to be revealed to you. It is out of sheer Mercy of your Lord that it was (revealed to you). So do not lend any support to the unbelievers.

Aisha Bewley

You did not expect to be given the Book. It is nothing but a mercy from your Lord. So do not lend support to the kafirun.

Al-Hilali & Khan

And you were not expecting that the Book (this Qur’ân) would be sent down to you, but it is a mercy from your Lord. So never be a supporter of the disbelievers.

Ali Quli Qarai

You did not expect that the Book would be delivered to you; but it was a mercy from your Lord. So do not be ever an advocate of the faithless.

Amatul Rahman Omar

(Prophet!) you had never expected that the Book would be revealed to you. It is only the mercy of your Lord (that it has been revealed to you). So do not be a supporter of the disbelievers.

Arthur John Arberry

Thou didst not hope that the Book should be cast unto thee, except it be as a mercy from thy Lord; so be thou not a partisan of the unbelievers.

Bijan Moeinian

You never expected to receive this Book (absolute criteria to establish right and wrong. ) The revelation of Qur’an is a favor of God (otherwise, like elected representative of the secular government who consult among themselves day and night to establish a "right" code of conduct and a “just” set of laws- and of course the next day change their own established laws and come with a “better” one!) Therefore, do not side with those who reject My laws (and try to establish their own civil laws.)

E. Henry Palmer

nor couldst thou hope that the Book would be thrown to thee, save as a mercy from thy Lord! be not then a backer up of those who misbelieve;

Edip-Layth

Nor did you expect this book to come your way; but this is a mercy from your Lord. Therefore, you shall not side with the ingrates.

George Sale

Thou didst not expect that the book of the Koran should be delivered unto thee: But thou hast received it through the mercy of thy Lord. Be not therefore assisting to the unbelievers;

Hamid S. Aziz

Verily, He who hath ordained the Quran for you will surely bring you back to the Place of Return (Mecca or Home in Heaven). Say, "My Lord knows best who brings guidance, and who is in error manifest.

Mahmoud Ghali

And in no way did you hope that the Book should be cast to you, except it be a mercy from your Lord; so definitely do not be a backer of the disbelievers.

Marmaduke Pickthall

Thou hadst no hope that the Scripture would be inspired in thee; but it is a mercy from thy Lord, so never be a helper to the disbelievers.

Mohamed Ahmed - Samira

You did not expect that the Book would be given to you except by the favour of your Lord. So do not be the helper of unbelievers,

Muhammad Asad

Now [as for thyself, O believer,] thou couldst never foresee that this divine writ would [one day] be offered to thee: but [it did come to thee] by thy Sustainer’s grace. Hence, never uphold those who deny the truth [of divine guidance],

Mustafa Khattab

You never expected this Book to be revealed to you, but ˹it came˺ only ˹as˺ a mercy from your Lord. So never side with the disbelievers ˹in their disbelief˺.

Progressive Muslims

Nor did you expect this Scripture to come your way; but this is a mercy from your Lord. Therefore, you shall not side with the rejecters.

Sahih International

And you were not expecting that the Book would be conveyed to you, but [it is] a mercy from your Lord. So do not be an assistant to the disbelievers.

Sam Gerrans

And thou didst not expect that the Writ would be cast unto thee;[...] only as a mercy from thy Lord, so be thou not a helper to the false claimers of guidance.

Shabbir Ahmed

(O Prophet) you never expected that this Book will be bestowed upon you. But it is a Mercy from your Lord (to all humanity). Hence, never uphold those who deny the Truth.

Syed Vickar Ahamed

And you had not expected that the Book would be sent down to you, except as a Mercy from your Lord: Therefore you do not give any support to those who reject (Allah’s Message).

Taqi Usmani

You were not expecting that the Book would be sent down to you, but it was a mercy from your Lord. So, never be a supporter for the infidels.

The Monotheist Group

Nor did you expect this Book to come your way; but this is a mercy from your Lord. Therefore, you shall not side with the rejecters.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Tu nʹespérais nullement que le Livre te serait révélé. Ceci nʹa été que par une miséricorde de ton Seigneur. Ne sois donc jamais un soutien pour les infidèles;

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Te hêvî nedikir ku ev Quran ji te re were wehîkirin. Lê belê ev ji Xwedayê te her rehmetek e. Naxwe zinhar, ji kafiran re nebe arîkar!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jij had niet verwacht dat het boek aan jou overgebracht zou worden. Het is enkel uit barmhartigheid van jouw Heer. Wees dus niet iemand die de ongelovigen bijstand verleent.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gij hebt niet verwacht, dat u het boek van den Koran zou worden geschonken; maar gij hebt het door de genade van uwen Heer ontvangen. Ondersteunt de ongeloovigen dus niet.

Hollandaca — Siregar

En jij had niet gehoopt dat het Boek tot jou neergezonden zou worden, behalve als Barmhartigheid van jouw Heer. Wees dus zeker geen medestander van de ongelovigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И ты (о, Пророк) (даже) не надеялся, что тебе будет даровано Писание [будет ниспослан Коран], иначе как (только) по милости от твоего Господа. И не будь же помощником для неверующих!

Rusça — Osmanov

Ты [, Мухаммад,] и не ожидал, что тебе будет ниспослано Писание, иначе как по милости твоего Господа. Так не поддерживай же неверных.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Du väntade dig inte att få ta emot uppenbarelsen av denna Skrift, men så har skett genom din Herres nåd. Ge därför inte förnekarna under några omständigheter ditt stöd