Kasas Suresi 23. Ayet — Elfaz
Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Musa onlara, "(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?" dedi. Onlar, "Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır" dediler.
1وَلَمَّاve lemmāne zaman kiBağlaç+Zaman Zarfı
2وَرَدَveradevarıncaMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibو ر دMevcut olmak, (içmek için herhangi bir suya) ulaşmak, inmek, (bir yere) yaklaşmak
4مَدْيَنَmedyeneMedyenÖzel İsim
5وَجَدَvecedebulduMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak
6عَلَيْهِǎleyhionun başındaHarf-i Cer+Zamir
7اُمَّةًummetenbir grubuİsimا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]
8مِنَmine-danHarf-i Cer
9النَّاسِn-nāsiinsanlar-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
10يَسْقُونَyesḳūne(hayvanlarını) sularkenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibس ق يSu vermek, sulamak, içirmek, susuzluğu gidermek, sulama yapmak, suvarmak
11وَوَجَدَve vecedeve bulduBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmak
12مِنْminHarf-i Cer
13دُونِهِمُdūnihimuonların gerisindeİsim+Zamirد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altında
14امْرَاَتَيْنِmraeteyniiki kızİsimم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadın
15تَذُودَانِteƶūdānisudan menedenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Tesniye Müzekker Muhatabذ و دSavunmak, korumak, men etmek, defetmek, kovmak, sürüp çıkarmak
16قَالَḳāle(Musa) dediMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
17مَاmānedir?İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
18خَطْبُكُمَاḣaTbukumāsizin işinizİsim+Zamirخ ط بHalka vaaz/öğüt vermek, bir kadını evlilik için istemek veya talep etmek, konuşmak/sohbet etmek veya söyleşmek, yüz yüze hitap etmek, biriyle konuşmak, biriyle istişare etmek, yemin ile doğrulanmış açık kanıt veya tanıklıkla bir davayı karara bağlamak/hüküm vermek/yargılamak, bir şeyi kendi erişim veya gücü dahilinde bulundurmak, diyalog kurmak, bir şey yapmayı istemek veya arzu etmek, vaaz/konuşma/nutuk vermek.
19قَالَتَاḳāletāikisi dedi kiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Tesniye Müennes Gaibeق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
20لَاlāHarf-i Nefi
21نَسْقِيnesḳībiz sulayamayızMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrس ق يSu vermek, sulamak, içirmek, susuzluğu gidermek, sulama yapmak, suvarmak
22حَتّٰىHattākadarHarf-i Cer
23يُصْدِرَyuSdirasulayıp çekilinceyeMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıص د رGeri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi bir şey; dolayısıyla göğüs, sine veya bağır [genellikle zihni anlamında]. Herhangi bir şeyin ön kısmı. Geri gitme veya geri dönüp uzaklaşma.
24الرِّعَاءُr-riǎā'uçobanlarMarife (Belirlilik Takısı)+İsimر ع يOtlatmak, beslemek, otlamak, doğru gözlemlemek, düzeni korumak, yönetmek, dikkat etmek, gözetmek, dikkatli olmak, izlemek, önem vermek. Sürüleri besleyen kişi, çoban. ri'ayatun - doğru gözetim. mar'an - otlak. ra'a (fiil 3) - gözlemlemek/saygı göstermek, bakmak, dinlemek, kulak vermek, dikkatle dinlemek. ra'ina - bizi dinle (hitap edilen kişiye saygısızlık göstermek için de kullanılan bir ifade).
25وَاَبُونَاve ebūnāve babamız daBağlaç+İsim+Zamirا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmek
26شَيْخٌşeyḣunbir ihtiyardırSıfatش ي خYaşlı olmak, yaşlı/tecrübeli adam, toplumda yüksek mevkide olan kişi.
27كَبِيرٌkebīrunbüyükSıfatك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.