Kasas Suresi 17. Ayet — Elfaz
"Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım" dedi.
1قَالَḳāledediMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2رَبِّrabbiRabbimİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
3بِمَاbimāhakkı içinHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4اَنْعَمْتَen'ǎmtelutfettiğin ni'metlerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.
5عَلَيَّǎleyyebanaHarf-i Cer+Zamir
6فَلَنْfe lenartık bir dahaİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
7اَكُونَekūneolmayacağımMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
9لِلْمُجْرِمِينَli l-mucrimīnesuçlularaHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimج ر مBir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir şeyi bitirmek veya sonlandırmak [tamamlandığında].