De ki: "Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler."

قُلْ لَا يَعْلَمُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ وَمَا يَشْعُرُونَ اَيَّانَ يُبْعَثُونَ

ḳul lā yeǎ'lemu men fī s-semāvāti ve l-erDi l-ğaybe illā (a)llahu ve mā yeş'ǔrūne eyyāne yub'ǎṧūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2لَا
3يَعْلَمُyeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmez
4مَنْmenkimse
5فِي
6السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerde
7وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerde
8الْغَيْبَl-ğaybeغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişigaybı
9اِلَّاillābaşka
10اللّٰهُ(a)llahuAllah'tan
11وَمَاve māve
12يَشْعُرُونَyeş'ǔrūneش ع رbilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi sözbilmezler
13اَيَّانَeyyānene zaman
14يُبْعَثُونَyub'ǎṧūneب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmekdirileceklerini

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Göklerde ve yeryüzünde bulunanların hiçbiri, gizli şeyi bilemez, ancak Allah bilir ve onlar da ne vakit tekrar diriltileceklerini bilemezler

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Göklerde ve yeryüzünde bulunanların hiçbiri, gizli şeyi bilemez, ancak Allah bilir ve onlar da ne vakit tekrar diriltileceklerini bilemezler

Adem Uğur

De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.

Ahmed Hulusi

De ki: "Semalarda ve arzda gaybı Allah'tan başka kimse bilmez. . . Ne zaman ba's olunacaklarına da şuurları yoktur!"

Ahmet Tekin

'Allah’tan başka, göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar bilgi alanları ötesini, gayb âlemini bilmez. Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin farkında değillerdir.'

Ali Bulaç

De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin şuuruna varmıyorlar."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm), de ki: “- Göklerde ve yerde olan kimse gaybı bilmez; ancak Allah bilir.” Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.

Ali Rıza Safa

De ki: "Göklerin ve yeryüzünün gizli gerçeklerini, Allah'tan başka hiç kimse bilemez. Ne zaman yeniden yaşama döndürüleceklerinin ayırdında da değillerdir!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Gökte ve yerde olan akıllı varlıklar gaybı bilmezler. Gayb bilgisi Allah'ın tekelindedir. Akıllılar, tekrar diriltilecekleri zamanı da bilmezler."

Bekir Sadak

De ki: «Goklerde ve yerde gaybi Allah'tan baska bilen yoktur.» Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.

Celal Yıldırım

De ki: Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez ve onlar da ne zaman diriltilip kaldırılacaklarının bilincinde değillerdir. Hayır, onların Âhiret hakkındaki bilgisi kıt ve yetersizdir. Hayır, Âhiret hakkında (devamlı) şüphe içindedirler. Hayır, onlar Âhiret'ten yana (o hususta) kördürler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Allah’tan başka göklerde olsun yerde olsun hiç kimse gaybı bilemez.” Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.

Diyanet İşleri

De ki: "Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka bilen yoktur.' Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.

Diyanet Vakfi

De ki: Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Onlar, ne zaman yeniden diriltileceklerini bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: Göklerde ve Yerde Allahdan başka kimse gaybi bilmez, onlar da ne zaman ba'solunacaklarını bilmezler

Erhan Aktaş

De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilemez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin bilincinde olamazlar."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilemez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin bilincinde olamazlar."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilemez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin bilincinde olamazlar."

Fizilal-il Kuran

De ki; «Bilinmezi, gaybı ne göktekiler bilir ne de yerdekiler. Onu sadece Allah bilir». Onlar ne zaman yeniden diriltileceklerini de bilemezler.

Gültekin Onan

De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Tanrı'dan başka kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin şuuruna varmıyorlar."

Hamdi Döndüren

De ki: “Göklerde ve yerde Allah’tan başka hiç kimse gaybı bilmez.” Onlar ne zaman dirileceklerini de bilmezler.

Hasan Basri Çantay

De ki: "Göklerde ve yerde ğaybı Allahdan başka kimse bilmez. Onlar da ne zaman diriltileceklerini bilmezler.

Hasib Asutay

De ki: Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse (21) gaybı bilmez (ve onlar) ne zaman dirileceklerini de bilmezler. (21. Ne melekler, ne insanlar.)

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Göklerde ve yerde Allah’dan başka kimse gaybı bilmez.' (Onlar) ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.

İbni Kesir

De ki: Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de farketmezler.

Mehmet Okuyan

De ki: “Göklerde ve yerde Allah’tan başka kimse gaybı (bilinemeyeni) bilemez.” Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.

Muhammed Esed

De ki: "Göklerde ve yerde olan hiç kimse, (yani) Allah'tan başka (hiç kimse,) yaratılmışların duyu ve tasavvur alanı dışında kalan gerçekleri bilemez". (Yaratılmış olanlar) öldükten sonra ne zaman diriltileceklerini de bilemezler;

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Göklerde ve yerde Allah'tan başka hiç kimse, idraki aşan hakikatleri asla kavrayamaz; hiç kimse öldükten sonra ne zaman diriltileceğini de bilemez.

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Göklerde ve yerde olanlar gaybı bilemezler, lakin Allah bilir ve onlar ne zaman tekrar diriltileceklerini de bilmezler.»

Ömer Öngüt

De ki: “Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. ”

Suat Yıldırım

De ki: "gerek göklerde gerek yerde olanlardan hiç kimse gaybı bilemez, gaybı yalnız Allah bilir. "Dolayısıyla, onlar ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.

Süleyman Ateş

De ki: "Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler."

Süleymaniye Vakfı

De ki: Göklerde ve yerde olan hiç kimse gaybı /gizli bilgileri bilmez, onu sadece Allah bilir. Onlar ne zaman diriltileceklerinin farkında bile değillerdir."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki; "göklerde ve yerde olan gaybı Allah'tan başka kimse bilemez. Onlar ne zaman yeniden diriltileceklerini fark edemezler."

Şaban Piriş

Yine de ki: -Göklerde ve yerde Allah'tan başka hiç kimse görülmeyeni bilemez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin de farkında değillerdir.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerinin şuuruna varmıyorlar.»

Ümit Şimşek

De ki: Allah'tan başka, ne göklerde, ne de yerde hiç kimse gaybı bilmez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Göklerde ve yerde, Allah'tan başka hiç kimse gaybı bilmez. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Allahdan başqa göylərdə və yerdə olanların heç biri qeybi bilməz. Onlar nə zaman diriləcəklərini belə bilmirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) De: ″Allahdan başqa göylərdə və yerdə olan heç kəs qeybi bilməz! Onlar yenidən nə vaxt diriləcəklərini də bilməzlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺNiemand in den Himmeln und auf der Erde weiß um das Verborgene. Sie haben keine Ahnung davon, wann sie auferweckt werden.

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Über das Verborgene weiß nicht Bescheid wer in den Himmeln und auf der Erde ist, außer Allah; und sie merken nicht, wann sie auferweckt werden.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺNiemand in den Himmeln und auf Erden kennt das Verborgene außer Allah; und sie wissen nicht, wann sie wiederauferweckt werden.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺDiejenigen in den Himmeln und auf Erden kennen das Verborgene nicht, nur ALLAH (kennt es)!ʺ Und sie merken nicht, wann sie erweckt werden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them O Muhammad: "No one ever knows the hidden, the unknown and the unseen nor what the future holds in the heavens and on earth but Allah alone and never do they know when they shall be resurrected to face judgement!

Abdul Haleem

Say, ‘No one in the heavens or on earth knows the unseen except God.’ They do not know when they will be raised from the dead:

Abdullah Yusuf Ali

Say: None in the heavens or on earth, except Allah, knows what is hidden: nor can they perceive when they shall be raised up (for Judgment).

Abul A'la Maududi

Say: "None in the heavens or on the earth has knowledge of the Unseen save Allah. They do not know when they will be raised to life."

Aisha Bewley

Say: ‘No one in the heavens and the earth knows the Unseen except Allah. ’ They are not aware of when they will be raised.

Al-Hilali & Khan

Say: "None in the heavens and the earth knows the Ghaib (Unseen) except Allâh, nor can they perceive when they shall be resurrected."

Ali Quli Qarai

Say, ‘No one in the heavens or the earth knows the Unseen except Allah, and they are not aware when they will be resurrected. ’

Amatul Rahman Omar

Say, `There is no one in the heavens and the earth who knows the hidden realities save Allâh. And they (- the disbelievers) do not perceive when they will be raised up (to life again after death).'

Arthur John Arberry

Say: 'None knows the Unseen in the heavens and earth except God. And they are not aware when they shall be raised;

Bijan Moeinian

[O' Muhammad] Say: "None but God has knowledge about unknown territories; they do not [even] know when they will be raised [for the judgment. ]"

E. Henry Palmer

Say, 'None in the heavens or the earth know the unseen save only God; but they perceive not when they shall be raised!' -

Edip-Layth

Say, "None in the heavens or the earth know the unseen except God. They do not perceive when they will be resurrected."

George Sale

Say, none either in heaven or earth knoweth that which is hidden, besides God: Neither do they understand when they shall be raised.

Hamid S. Aziz

He who began the creation and then reproduces it; and who provides for you from the heaven and the earth; is there any God besides Allah? Bring your proofs if you are truthful!

Mahmoud Ghali

Say, "None knows the Unseen in the heavens and the earth except Allah. " And in no way are they aware whence they will be made to rise again.

Marmaduke Pickthall

Say (O Muhammad): None in the heavens and the earth knoweth the Unseen save Allah; and they know not when they will be raised (again).

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "No one in the heavens and the earth has knowledge of the unknown except God, nor can they know when they will be raised again.

Muhammad Asad

Say: "None in the heavens or on earth knows the hidden reality [of anything that exists: none knows it] save God. " And neither can they [who are living] perceive when they shall be raised from the dead:

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "None in the heavens and the earth has knowledge of the unseen except Allah. Nor do they know when they will be resurrected.

Progressive Muslims

Say: "None in the heavens or the Earth know the unseen except God. And they do not perceive when they will be resurrected."

Sahih International

Say, "None in the heavens and earth knows the unseen except Allah, and they do not perceive when they will be resurrected. "

Sam Gerrans

Say thou: “None in the heavens and the earth knows the Unseen save God.” And they perceive not when they will be raised.

Shabbir Ahmed

Say, "None in the heavens and the earth knows the Unseen - none whatsoever but Allah. Nor do they perceive when they will be raised." (16:22).

Syed Vickar Ahamed

Say: "No one in the heavens or on earth, except Allah, knows what is the unseen:" Nor can they foresee when they shall be raised up (for Judgment).

Taqi Usmani

Say, "No one in the heavens and the earth has the knowledge of the Unseen except Allah." And they do not know when they will be raised again.

The Monotheist Group

Say: "None in the heavens or the earth know the unseen except God. And they do not perceive when they will be resurrected."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺNul de ceux qui sont dans les cieux et sur la terre ne connaît lʹInconnaissable, à part Allahʺ. Et ils ne savent pas quand ils seront ressuscités!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Ji bilî Xwedê, yên li erd û asîmanan tu kes ji wan xeybê nizane. Ew nizanin ka kengê dê bêne saxkirin jî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺNiemand kent in de hemelen en de aarde het verborgene, behalve God en zij beseffen niet wanneer zij worden opgewekt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: Niemand, in den hemel, of op aarde kent wat verborgen is behalve God. Ook begrijpen zij niet. Wanneer zij zullen worden opgewekt.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺNiemand kent het onwaarneembare in de hemelen en op dc aarde, behalve Allah.ʺ En zij weten niet waneer zij worden opgewekt.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (им) (о, Пророк): «Не знает ни один на небесах и на земле, сокровенного, кроме Аллаха, и они [творения] (даже) не чувствуют, когда будут воскрешены [когда наступит День Суда]!»

Rusça — Osmanov

Скажи: ʺИз тех, кто на небесах и на земле, только Аллах ведает сокровенное, а [люди] не знают даже, когда их воскресят.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺIngen i himlarna eller på jorden har kunskap om det som är dolt för människor - (ingen har denna kunskap) utom Gud.ʺ Inte heller vet de när de skall uppväckas till nytt liv.