Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.

فَقَدْ كَذَّبُوا فَسَيَأْتِيهِمْ اَنْبٰٓؤُ۬ا مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

fe ḳad keƶƶebū fe se ye'tīhim enbā'u mā kānū bihi yestehziūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَقَدْfe ḳadşüphesiz
2كَذَّبُواkeƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanladılar
3فَسَيَأْتِيهِمْfe se ye'tīhimا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekama kendilerine gelecektir
4اَنْبٰٓؤُ۬اenbā'uن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberhaberleri
5مَاşeyin
6كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
7بِهِbihionunla
8يَسْتَهْزِؤُ۫نَyestehziūneه ز اaşağılamak, küçük düşürmek, alay etmek/hakaretler yağdırmak/alaya almak/gülmek. (e.g. huzuwan, 2:67)alay edip duruyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gerçekten de yalanladılar, artık yakında alay ettikleri şeyin haberleri gelip çatacak onlara.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gerçekten de yalanladılar, artık yakında alay ettikleri şeyin haberleri gelip çatacak onlara.

Adem Uğur

Üstelik (ona) "yalandır" derler; fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir.

Ahmed Hulusi

Gerçekten yalanladılar! Alay edegeldikleri şeyin haberleri, kendilerine yakında gelecektir.

Ahmet Tekin

Üstelik onu, Kur’ân’ı yalanladılar. Onlara alay edip durdukları şeyin gücünün, kendilerine getireceği sıkıntı ile ilgili haberler, yakında, dünyada da, âhirette de başlarına gelecek.

Ahmet Varol

Onlar yalanladılar; (ancak) alaya aldıkları şeyin haberleri kendilerine gelecektir.

Ali Bulaç

Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.

Ali Fikri Yavuz

Onlar, ısrarla Peygamberi ve Kur’an’ı yalanladılar. Fakat o istihza ettikleri Kur’an’ın dehşetli (azab) haberi kendilerine yakında gelecektir. (Bedir savaşında veya kıyamette perişan olacaklardır).

Ali Rıza Safa

Nitekim yalanladılar. Artık, alay ettikleri şeyin haberleri, yakında onlara gelecektir.

Bayraktar Bayraklı

Nitekim Kur'an'ı da yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

Bekir Sadak

Evet, yalanladilar; alay edip durduklari seylerin haberleri kendilerine ulasacaktir.

Celal Yıldırım

Cidden (onu) yalanladılar. Alaya aldıkları hususların haberi kendilerine gelecektir.

Diyanet İşleri

Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.

Diyanet İşleri (eski)

Evet, yalanladılar; alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.

Diyanet Vakfi

Üstelik (ona) «yalandır» derler; fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Üstelik (ona) «yalandır» dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Evet, yalanlamaktalar; fakat onlara alay edip durdukları şeyin dehşet veren haberleri gelecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet tekzib etmekteler, fakat onlara o istihza ettikleri şeyin müdhiş haberleri gelecek

Erhan Aktaş

Sonra da kesin olarak yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri yakında onlara gelecek.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra da kesin olarak yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri yakında onlara gelecek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra da kesin olarak yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri yakında onlara gelecek.

Fizilal-il Kuran

Onlar yalanladılar. Fakat, alay konusu ettikleri gerçeklerin somut olayları ile yakında yüzyüze geleceklerdir.

Gültekin Onan

Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu yaptıkları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.

Hamdi Döndüren

Üstelik (bu uyarıyı) yalanladılar ama alay edip durdukları şeyin haberleri kendilerine gelecektir!

Hasan Basri Çantay

Şimdi (kat'i suretde) tekzib etdiler. (Fakat) istihza edegeldikleri (hakıykatların mühim) haberleri yakında onlara gelecekdir.

Hasib Asutay

Gerçekten yalanladılar, fakat alay edip durdukları şeyin haberleri kendilerine yakında gelecektir.

Hayrat Neşriyat

Üstelik (onu) gerçekten yalanladılar; fakat kendisiyle alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine yakında gelecektir.

İbni Kesir

Onlar, gerçekten yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine yakında gelecektir.

Mehmet Okuyan

Elbette (bu mesajı) da yalanladılar; (fakat) alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında kendilerine gelecektir.

Muhammed Esed

Nitekim, işte (bu mesajı da) yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin tahakkuku yakında bütün açıklığıyla onların karşısına çıkarılacak!

Mustafa İslamoğlu

Kaldı ki, işte onlar (bunu) da yalanladılar. Buna rağmen, alay edip durdukları haberler yine de karşılarına çıkarılacaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Muhakkak ki, tekzîp ettiler. Artık kendisiyle istihzâda bulundukları şeyin haberleri kendilerine yakında gelecektir.

Ömer Öngüt

Üstelik yalanladılar. Fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında kendilerine gelecektir.

Suat Yıldırım

Nitekim işte bu mesajı da yalan saydılar, ama alay edip durdukları Kur’ân’ın bildirdiği olaylar, yakında başlarına gelince, alay etmenin ne demek olduğunu anlayacaklardır.

Süleyman Ateş

Yalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir.

Süleymaniye Vakfı

Onlar kesinlikle yalana sarılırlar. Hafife aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kesinlikle yalan söylüyorlar ama hafife aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

Şaban Piriş

Onlar, inkar ettiler; ama, alay ettikleri şeyin haberleri onlara gelecektir.

Tefhim-ul Kuran

Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu edinmekte oldukları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir.

Ümit Şimşek

İşte yine yalanladılar. Ancak alaya aldıkları şeyin haberi yakında onlara ulaşacaktır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, yalanladılar ama yakında gelecektir onlara alaya alıp durdukları şeyin haberleri.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar ayələri uydurma saydılar. Məsxərəyə qoyduqlarının xəbəri onlara yetişəcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar (Qurʼanı) yalan hesab etdilər. Onların istehza etdiklərinin (Qurʼanın müşriklərə veriləcək əzab barəsindəki) xəbərləri gəlib onlara çatacaqdır. (Qiyamət günü, yaxud Bədr döyüşündə büsbütün məʼyus olacaqlar).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie haben die offenbarte Wahrheit für eine Lüge gehalten, und nun müssen sie die schweren Folgen ihres Spottes abwarten.

Almanca — Der Edle Quran

Sie haben (sie) ja für Lüge erklärt. So werden zu ihnen die Nachrichten kommen von dem, worüber sie sich lustig zu machen pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

Sie haben tatsächlich (die Ermahnung) verworfen; bald aber wird von dem Kunde zu ihnen kommen, was sie verspotteten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Also bereits leugneten sie ab, so wird ihnen noch dieMitteilung dessen zuteil, das sie zu verspotten pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They labelled the truth -the Quran- as falsehood and counseled deaf to it. But soon shall they realize the truth of all that has been discoursed in this Book which they hold- up to ridicule.

Abdul Haleem

they deny it, but the truth of what they scorned will soon hit them.

Abdullah Yusuf Ali

They have indeed rejected (the Message): so they will know soon (enough) the truth of what they mocked at!

Abul A'la Maududi

They will soon come to know the truth of that which they have been scoffing at.

Aisha Bewley

They have denied the truth, but the news of what they mocked will certainly come to them.

Al-Hilali & Khan

So they have indeed denied (the truth - this Qur’ân), then the news of what they mocked at will come to them.

Ali Quli Qarai

They have certainly denied [the truth], but soon there will come to them the news of what they have been deriding.

Amatul Rahman Omar

Now, when they have cried lies (to the Messages of their Lord and denied the Qur'ân), there will soon come to them the great tidings (about their own doom and predominance of Islam) which they used to take lightly.

Arthur John Arberry

So they have cried lies; therefore assuredly tidings will come to them of that they mocked at.

Bijan Moeinian

As a result of their denial, pretty soon they will witness the reality of what they were mocking at.

E. Henry Palmer

They have called (thee) liar! but there shall come to them a message of that at which they mocked.

Edip-Layth

They have denied, thus the news will come to them of what they used to ridicule.

George Sale

and they have charged it with falsehood: But a message shall come unto them, which they shall not laugh to scorn.

Hamid S. Aziz

But there comes not to them a fresh Reminder from the Beneficent that they did not turn away from.

Mahmoud Ghali

Then they have readily cried lies; so the tidings will soon come up to them of what they used to mock at.

Marmaduke Pickthall

Now they have denied (the Truth); but there will come unto them tidings of that whereat they used to scoff.

Mohamed Ahmed - Samira

Surely they have done with denying; soon will come to them the news of what they were laughing at.

Muhammad Asad

thus, indeed, have they given the lie (to this message as well). But [in time] they will come to understand what it was that they were wont to deride!

Mustafa Khattab

They have certainly denied ˹the truth˺, so they will soon face the consequences of their ridicule.

Progressive Muslims

They have denied, thus the news will come to them of what they used to ridicule.

Sahih International

For they have already denied, but there will come to them the news of that which they used to ridicule.

Sam Gerrans

Then have they denied; and there will come to them the report of that whereat they mocked.

Shabbir Ahmed

Thus indeed have they rejected this Message. But in time they will come to understand what it was that they ridiculed.

Syed Vickar Ahamed

Truly, they have rejected (the Message): So they will soon know the truth about that which they made fun!

Taqi Usmani

Thus they rejected (the Truth); well, soon will come to them the real descriptions of what they used to ridicule.

The Monotheist Group

They have denied, thus the news will come to them of what they used to mock.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ils ont traité de mensonge (tout ce qui leur vient du Seigneur). Il leur viendra bientôt des nouvelles de ce dont ils se raillent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca wan pê bawerî neanî, êdî xebera wî ezabê ku wan pê tinaz dikir, di nêzîk de dê ji wan re bê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij hebben ze immers geloochend, maar de mededelingen over dat waarmee zij de spot dreven zullen tot hen komen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij hebben deze van valschheid beschuldigd; maar er zal een boodschap tot hen komen, waarmede zij niet zullen spotten.

Hollandaca — Siregar

Voorzeker, zij loochenden, maar berichten over wat zij plachten te bespotten zullen tot hen komen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И уже они [эти многобожники] сочли ложью (Коран), но придут к ним вести о том, над чем они насмехались [они узнают что это была за книга].

Rusça — Osmanov

Они отвергли его (т. е. Коран), и вскоре к ним придут [истинные] вести о том, над чем они издевались.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Nu har de påstått (att även detta budskap) är en lögn. Men (tids nog) skall de få veta vad det var som de förnekade och brukade skämta om.