Şuara Suresi 43. Ayet — Elfaz
Musa onlara, "Hadi ortaya atacağınız şeyi atın" dedi.
1قَالَḳāledediMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2لَهُمْlehumonlaraHarf-i Cer+Zamir
3مُوسٰٓىmūsāMusaÖzel İsim
4اَلْقُواelḳūatınEmir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.
5مَاmāşeyiİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
6اَنْتُمْentumsizZamir