Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.

قَالَ لِلْمَلَاِ حَوْلَهُ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ عَلِيمٌ

ḳāle li l-melei Havlehu inne hāƶā le sāHirun ǎlīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Fir'avn) dedi
2لِلْمَلَاِli l-meleiم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıileri gelenlere
3حَوْلَهُHavlehuح و لDeğişmek, araya girmek, yanından geçmek için. Dönüştürülmüş veya değiştirilmiş olmak, bir şeyden başka bir şeye dönmek veya dönüşmek, aktarılmak veya taşınmak, hareket etmek veya kaldırmak, eğri veya düzgün olmamak, yolundan veya yönünden veya şeklinden sapma, yerinden kaldırılmak veya taşınmak, bir antlaşmadan/sözleşmeden/anlaşmadan/sözleşmeden geri çekilmek veya uzaklaşmak, sıçramak ve hayvanının veya atının sırtına sıkıca oturmak, geçmek, dönmek ve geçmek, tamamlanmak, bir ayırım/bölme/çit/engel/engel/tıkanma olarak müdahale etmek, birleşmeyi veya iletişimi önlemek için müdahale etmek, dökmek veya akıtmak, bir şeyi saçma/tutarsız/kendisiyle çelişen/gerçek olmayan/imkansız ilan etmek veya telaffuz etmek, bir şeyi beceri/yönetim/tatlı dil/ustalık kullanarak istemek veya aramak, birinin bir şey yapmasını istemek veya çalışmak, neredeyse katılaşmış veya donmuş, bir kişiye keskin veya dikkatli bir şekilde bakmak veya gözlerini dikmek, bir kişiyi kırbaçla vurmak veya vurmak istemek, bir kişiyi hesaplamak, bir kişiyi zayıf olarak değerlendirmek, çekingenlik veya kaçınma uygulamak, bir kişiye karşı hilebazlık veya kurnazlık veya tertip uygulamak, hile yapmak veya tuzak kurmak, strateji uygulamak.çevresindeki
4اِنَّinneşüphesiz
5هٰذَاhāƶābu
6لَسَاحِرٌle sāHirunس ح رBüyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vaktibir büyücüdür
7عَلِيمٌǎlīmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilen

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Firavun, yanındaki ileri gelenlere, gerçekten de dedi, bu, pek bilgili bir büyücü.

Abdulkadir Gölpınarlı

Firavun, yanındaki ileri gelenlere, gerçekten de dedi, bu, pek bilgili bir büyücü.

Adem Uğur

Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, doğrusu çok bilgili bir sihirbaz!

Ahmed Hulusi

(Firavun) çevresindeki ileri gelenlerine dedi ki: "Muhakkak ki bu çok bilen bir sihirbaz. . . "

Ahmet Tekin

Firavun, etrafındaki devlet büyüklerine: 'Bu, kesinlikle bilge bir sihirbaz' dedi.

Ahmet Varol

(Firavun) etrafındaki ileri gelenlere dedi ki: 'Şüphesiz bu bilgin bir büyücüdür.

Ali Bulaç

(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu" dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür."

Ali Fikri Yavuz

Firavun, etrafındaki topluluğa dedi ki: “- Bu şüphe yok ki bilgiç bir büyücüdür;

Ali Rıza Safa

Çevresindeki ileri gelenlere, şöyle dedi: "Aslında, gerçekten, bilgili bir büyücü bu!"

Bayraktar Bayraklı

- Firavun çevresindeki ileri gelenlere, "Bu, doğrusu, çok bilgili bir sihirbazdır!" dedi. "Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"

Bekir Sadak

(34-35) Firavun cevresinde bulunan ileri gelenlere: «Dogrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan cikarmak istiyor; ne buyurursunuz? dedi.

Celal Yıldırım

Fir'avn, çevresindeki ileri gelenlere, «şüphesiz ki bu, bilgin bir sihirbazdır,

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Firavun, çevresindeki seçkinlere şöyle dedi: “Doğrusu bu, çok bilgili bir sihirbaz!

Diyanet İşleri

Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

(34-35) Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: 'Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?' dedi.

Diyanet Vakfi

Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, doğrusu çok bilgili bir sihirbaz!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: «Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Firavun) etrafındaki topluluğa: "Bu gerçekten bilgiç bir sihirbaz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Etrafındaki cem'ıyyete bu, dedi: her halde bilgiç bir sihirbaz

Erhan Aktaş

Firavun, yanındaki melelere: "Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Firavun, yanındaki melelere: "Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: "Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır." dedi.

Fizilal-il Kuran

Bunun üzerine Firavun, çevresindeki seçkin yakınlarına dedi ki, «bu adam bilgili bir büyücüdür»

Gültekin Onan

(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu" dedi "Doğrusu bilgin bir büyücüdür."

Hamdi Döndüren

Firavun çevresindeki ileri gelenlere, “Bu, dedi, gerçekten bilgin bir büyücüdür!”

Hasan Basri Çantay

(Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Hiç şübhesiz, dedi, bu mutlak çok bilen bir büyücüdür".

Hasib Asutay

(Firavun,) çevresindeki ileri gelenlere, 'Şüphesiz bu bilgin bir büyücüdür.

Hayrat Neşriyat

(Fir'avun) etrâfındaki ileri gelenlere: 'Şüb¬he¬siz ki bu, gerçekten bilgili bir sihirbazdır!' dedi.

İbni Kesir

Çevresinde bulunan ileri gelenlere dedi ki: Şüphesiz bu, belletilmiş bir büyücüdür.

Mehmet Okuyan

(Firavun) çevresindeki yöneticilere şöyle demişti: “Bu, sizi büyüsüyle yurdunuzdan çıkarmak isteyen çok bilgili bir büyücüdür. Öneriniz nedir?”

Muhammed Esed

(Firavun) çevresindeki seçkinlere: "Doğrusu bu gerçekten çok bilgili bir büyücü" dedi,

Mustafa İslamoğlu

(Firavun) etrafındaki gözde danışmanlara "Anlaşıldı" dedi, "bunun hayli bilgili bir büyücü olduğu kesin.

Ömer Nasuhi Bilmen

(34-35) (Fir'avun) Etrafındaki ileri gelenlere dedi ki: «Şüphe yok, bu elbette bir ziyâde bilgin sâhirdir. Sizi büyüsü ile yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Artık siz ne emredersiniz?»

Ömer Öngüt

Firavun çevresindeki ileri gelenlere dedi ki: “Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz!”

Suat Yıldırım

Firavun etrafındakilere: "Bu adam, dedi, galiba usta bir sihirbaz!"

Süleyman Ateş

(Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Bu dedi, bilgin bir büyücüdür."

Süleymaniye Vakfı

(Firavun) Çevresindeki devlet erkanına dedi ki: "Bu, gerçekten bilgin bir sihirbaz!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Firavun, çevresindeki devletlilere dedi ki: "Bu, gerçekten bilgin bir büyücü.

Şaban Piriş

Etrafındaki ileri gelenlere: "Bu, muhakkak bilgin bir sihirbaz!" dedi.

Tefhim-ul Kuran

(Firavun) Çevresindeki önde gelenlere: «Bu dedi». «Doğrusu bilgin bir büyücüdür.»

Ümit Şimşek

Firavun etrafındaki adamlarına dedi ki: 'Bu çok bilgili bir büyücü.

Yaşar Nuri Öztürk

Firavun, çevresindeki kodamanlar konseyine şöyle dedi: "Bu adam gerçekten bilgin bir büyücü;

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Firon ətrafındakı zadəganlara dedi: “Həqiqətən də, bu, bilikli bir sehrbazdır!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Firʼon) ətrafındakılara dedi: ″Şübhəsiz ki, bu, çox bilikli bir sehrbazdır!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Er (Firʹaun) sagte zu der führenden Schar in seiner Umgebung: ʺDieser ist fürwahr ein kenntnisreicher Zauberer,

Almanca — M. A. Rassoul

Er (Pharao) sagte zu den Vornehmen um ihn: ʺDas ist wahrlich ein erfahrener Zauberer.

Almanca — Muhammad Zaidan

Er (Pharao) sagte zu den Entscheidungsträgern um ihn herum: ʺGewiß, dieser ist doch ein äußerst wissender Magier.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There and then Pharaoh said to the nobility around him: "Indeed, this man is a necromancer skilled in magic, and the works of the devil are clearly manifest in him".

Abdul Haleem

Pharaoh said to the counsellors around him, ‘This man is a learned sorcerer!

Abdullah Yusuf Ali

(Pharaoh) said to the Chiefs around him: "This is indeed a sorcerer well-versed:

Abul A'la Maududi

Pharaoh said to the nobles around him: "Surely this man is a skilled magician

Aisha Bewley

He said to the High Council round about him, ‘This certainly is a skilled magician

Al-Hilali & Khan

[Fir‘aun (Pharaoh)] said to the chiefs around him: "Verily! This is indeed a well-versed sorcerer.

Ali Quli Qarai

He said to the elite [who stood] around him, ‘This is indeed an expert magician

Amatul Rahman Omar

(Pharaoh) said to the courtiers around him, `This (man) is surely a skilled sorcerer,

Arthur John Arberry

Said he to the Council about him, 'Surely this man is a cunning sorcerer

Bijan Moeinian

Pharaoh turned to his companion and said: "What a magic. "

E. Henry Palmer

He said to the chiefs around him, 'Verily, this is a knowing sorcerer,

Edip-Layth

He said to the commanders around him: "This is a knowledgeable magician."

George Sale

Pharahoh said unto the princes who were about him, verily this man is a skilful magician:

Hamid S. Aziz

And he plucked out his hand, and, behold, it was white to the spectators!

Mahmoud Ghali

He (Firaawn) said to the chiefs around him, "Surely this is indeed a knowledgeable sorcerer.

Marmaduke Pickthall

(Pharaoh) said unto the chiefs about him: Lo! this is verily a knowing wizard,

Mohamed Ahmed - Samira

The Pharaoh said to the chiefs around him: "He is certainly a clever magician.

Muhammad Asad

Said [pharaoh] unto the great ones around him: "Verily, this is indeed a sorcerer of great knowledge

Mustafa Khattab

Pharaoh said to the chiefs around him, "He is indeed a skilled magician,

Progressive Muslims

He said to the commanders around him: "This is a knowledgeable magician. "

Sahih International

[Pharaoh] said to the eminent ones around him, "Indeed, this is a learned magician.

Sam Gerrans

Said he to the eminent ones round about him: “This is a learned sorcerer.

Shabbir Ahmed

Pharaoh said to his chiefs, "He is a magical debater.

Syed Vickar Ahamed

(Firon) said to the chiefs around him: "This is truly a magician of high skill. "

Taqi Usmani

He (Pharaoh) said to the chiefs around him "This man is certainly an expert sorcerer".

The Monotheist Group

He said to the commanders around him: "This is a knowledgeable magician!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Pharaon) dit aux notables autour de lui: ʺVoilà en vérité un magicien savant.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Firewn, ji giregirên hawirdora xwe re got: Bêguman ev sêrbazekî zana ye!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei tot de voornaamsten rondom hem: ʺZie, dit is een kundig tovenaar.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Pharao zeide tot de vorsten, die in zijne nabijheid waren: Waarlijk, deze man is een behendige toovenaar.

Hollandaca — Siregar

Hij (Firʹaun) zei tegen de vooraanstaanden rondom hem: ʺVoorwaar, dit is zeker een bekwame tovenaar.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Фараон) сказал знати, которая была вокруг него: «Поистине, этот [Муса] – однозначно, знающий колдун,

Rusça — Osmanov

Фирʹаун сказал приближенным, стоявшим возле него: ʺВоистину, он - искусный чародей.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Farao) sade till stormännen som omgav honom: ʺDenne är helt säkert en mästare i trolldom,