"Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı."

فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِي رَبِّي حُكْمًا وَجَعَلَنِي مِنَ الْمُرْسَلِينَ

fe ferartu minkum lemmā ḣiftukum fe vehebe lī rabbī Hukmen ve ceǎlenī mine l-murselīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَفَرَرْتُfe ferartuف ر رKaçmak, uzaklaşmak, firar etmek, kaçış, firar, kaçma eylemi. Mafarr - sığınak, değişim, sığınma yeri.kaçtım
2مِنْكُمْminkumaranızdan
3لَمَّاlemmā
4خِفْتُكُمْḣiftukumخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmaksizden korkunca
5فَوَهَبَfe vehebeو ه بvermek/bahşetmek/bağışlamak, adamak, hediye/armağan olarak sunmak.sonra verdi
6لِيbana
7رَبِّيrabbīر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim
8حُكْمًاHukmenح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hükümdarlık
9وَجَعَلَنِيve ceǎlenīج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve beni yaptı
10مِنَmine-den
11الْمُرْسَلِينَl-murselīneر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen gönderilenler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Korktuğumdan da hemen kaçtım sizden, derken Rabbim bana peygamberlik verdi ve beni, peygamberler zümresine aldı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Korktuğumdan da hemen kaçtım sizden, derken Rabbim bana peygamberlik verdi ve beni, peygamberler zümresine aldı.

Adem Uğur

Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı.

Ahmed Hulusi

"Bu yüzden de sizden korkumdan firar ettim. . . Rabbim de bana bir hüküm hibe etti ve beni Rasullerden kıldı. "

Ahmet Tekin

'Sizden korkunca aranızdan kaçtım. Rabbim bana hikmete dayalı hükümranlık, yargı ve icra yetkisi, şeriat bahşetti. Beni özgürce sorumluluklarımı yerine getirmek üzere peygamberlikle görevlendirilenler arasına dahil etti.'

Ahmet Varol

Sizden korkunca da aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet verdi ve beni peygamberlerden kıldı.

Ali Bulaç

"Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı."

Ali Fikri Yavuz

Sizden korkunca da içinizden hemen kaçtım. Nihayet rabbim bana peygamberlik ihsan etti ve beni peygamberlerden (sana gönderilen biri) yaptı.

Ali Rıza Safa

"Sizden korktuğum için aranızdan kaçtım. Sonra, Efendim, bana bilgelik verdi ve beni gönderilenlerden yaptı!"

Bayraktar Bayraklı

- Musa, "O işi, daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim. Bu yüzden sizden korkup kaçtım; sonra, Rabbim bana ilim ve hikmet verip beni peygamberlerden kıldı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğulları'nı kendine köle yapmandan dolayıdır" dedi.

Bekir Sadak

(20-22) Musa: «O isi kasden yaptimsa sapiklardan biri sayilirim. Bu yuzden sizden korkunca aranizdan kactim. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yapti. Basima kaktigin bu nimet, Israilogullarini kendine kole ettiginden oturudur» dedi.

Celal Yıldırım

«Sizden korktuğum zaman da aranızdan kaçtım, derken Rabbim bana hüküm ve hikmet verdi ve beni peygamberlerden eyledi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra rabbim bana doğru karar vermeyi öğretti ve beni peygamberlerden biri yaptı.

Diyanet İşleri

"Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı."

Diyanet İşleri (eski)

(20-22) Musa: 'O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür' dedi.

Diyanet Vakfi

Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sizden korkunca da aranızdan kaçtım; derken Rabbim bana hüküm lütfetti ve beni peygamberlerden kıldı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun üzerine vaktaki sizden korktum, içinizden kaçtım, derken rabbım bana huküm ihsan buyurdu ve beni mürselinden kıldı

Erhan Aktaş

"Sizden korktuğum için de hemen kaçtım. Sonra Rabb'im bana hikmet bağışladı ve beni Resullerden kıldı."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sizden korktuğum için de hemen kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bağışladı ve beni resullerden kıldı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sizden korktuğum için de hemen kaçtım. Sonra Rabb'im bana hikmet bağışladı ve beni rasullerden kıldı.

Fizilal-il Kuran

Bu yüzden sizden korkunca yanınızdan kaçtım. Sonra Rabb'im bana hikmet bağışlayarak beni peygamberlerinden biri yaptı.

Gültekin Onan

"Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni gönderilen (elçilerden) kıldı."

Hamdi Döndüren

“Sizden korktuğum için de, aranızdan kaçtım. Ama Rabbim bana daha sonra hikmet verdi ve beni elçilerden yaptı.”

Hasan Basri Çantay

"Sizden korkunca da hemen içinizden (bırakıb) kaçdım. Nihayet Rabbim bana bir hüküm verdi ve beni peygamberlerden yapdı".

Hasib Asutay

Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. (5) Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı. (5. Musa (a.s.) oradan Medyen'e gitmiş ve orada Şuayb (a.s.)'ın hizmetinde 8-10 yıl kalarak onun kızı ile evlenmiştir.)

Hayrat Neşriyat

'Sizden korkunca hemen içinizden kaçtım; sonra Rabbim bana hikmet verdi ve beni peygamberlerden kıldı.'

İbni Kesir

Bu yüzden sizden korktuğum için kaçtım. Sonra Rabbım bana hüküm ihsan etti ve beni peygamberlerden kıldı.

Mehmet Okuyan

Sizden korktuğum için de aranızdan kaçmıştım. Sonra Rabbim bana hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) verdi ve beni elçilerden (biri olarak) görevlendirdi.

Muhammed Esed

"ve sizin yanınızdan kaçtım, çünkü sizden korkuyordum. Ama daha sonra bana Rabbim (doğruyla eğri arasında) hüküm verebilme yeteneği bahşetti; ve beni elçiler(in)den biri yaptı.

Mustafa İslamoğlu

ardından da, sizden korktuğum için yanınızdan kaçtım. Daha sonra Rabbim bana doğru düşünme yeteneği bahşetti ve beni elçiler arasına kattı.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Vaktâ ki sizden korktum, sizden firar ettim, imdi Rabbim bana hüküm verdi ve beni peygamberlerden kıldı.»

Ömer Öngüt

“Sizden korktuğum için de kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. ”

Suat Yıldırım

"Sizden korktuğum için de kaçmıştım. Ama Rabbim bana hüküm ve hikmet verdi ve beni peygamberler arasına dahil etti."

Süleyman Ateş

"Sizden korkunca aranızdan kaçtım, sonra Rabbim bana hükümdarlık verdi ve beni elçilerden yaptı"

Süleymaniye Vakfı

Sizden korkunca da kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmeti bahşetti ve beni elçilerinden biri yaptı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizden korktuğum için de kaçtım. Rabbim şimdi bana hikmeti verdi ve beni elçilerinden biri yaptı.

Şaban Piriş

Sizden koktuğum için de kaçtım. Sonra Rabbim bana gerçeği kavrama yetisi verdi ve beni bir elçi olarak görevlendirdi.

Tefhim-ul Kuran

«Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım; sonra Rabbim bana hüküm (ve hikmet) verdi ve beni peygamberlerden kıldı.»

Ümit Şimşek

'Sonra da sizden korkup kaçtım. Fakat Rabbim bana hüküm verdi ve beni peygamber yaptı.

Yaşar Nuri Öztürk

"Sizden korkunca aranızdan kaçtım. Daha sonra Rabbim bana hükmetme gücü bağışladı ve beni peygamberlerden biri yaptı."

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Mən sizdən qorxduğum üçün yanınızdan qaçıb getdim. Amma sonradan Rəbbim mənə hökmranlıq (peyğəmbərlik) verdi və məni elçilərdən etdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ich floh vor euch, da ich Angst vor euch hatte. Mein Herr hat mir Urteilsvermögen gewährt und mich zu einem Seiner Gesandten gemacht.

Almanca — Der Edle Quran

Und so floh ich vor euch, als ich Angst vor euch bekommen hatte. (Doch) dann schenkte mir mein Herr Urteil(skraft) und machte mich zu einem der Gesandten.

Almanca — M. A. Rassoul

Dann floh ich von euch, weil ich euch fürchtete; doch (nun) hat mir mein Herr Weisheit geschenkt und mich zu einem Gesandten gemacht.

Almanca — Muhammad Zaidan

dann flüchtete ich vor euch, als ich euch fürchtete, dann schenkte mir mein HERRWeisheit und machte mich zu einem der Gesandten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

In consequence I withdrew hastily and took flight when I feared you might avenge your right. But Allah, my Creator, -knowing that the guilt did not reside in my intention- vested me with the capacity of judging rightly in matters relating to life and conduct and with the soundness of judgement in the choice of means and ends, and conferred on me the prerogative of being one of the Messengers.

Abdul Haleem

and I fled from you in fear; later my Lord gave me wisdom and made me one of His messengers.

Abdullah Yusuf Ali

"So I fled from you (all) when I feared you; but my Lord has (since) invested me with judgment (and wisdom) and appointed me as one of the messengers.

Abul A'la Maududi

Then I fled for fear of you. Then my Lord bestowed wisdom and authority on me and made me one of the Messengers.

Aisha Bewley

and so I fled from you when I was in fear of you but my Lord gave me right judgement and made me one of the Messengers.

Al-Hilali & Khan

"So I fled from you when I feared you. But my Lord has granted me Hukm (i.e. religious knowledge, right judgement of the affairs and Prophethood), and made me one of the Messengers.

Ali Quli Qarai

So I fled from you, as I was afraid of you. Then my Lord gave me judgement and made me one of the apostles.

Amatul Rahman Omar

`So I fled from you when I apprehended (injustice from) you; then (it came to pass that) my Lord granted me knowledge and (right) judgment and made me (one) of the Messengers.

Arthur John Arberry

so I fled from you, fearing you. But my Lord gave me Judgment and made me one of the Envoys.

Bijan Moeinian

"Yes, I fled from you out of fear. But now my Lord has granted me the wisdom and has appointed me to His prophet hood."

E. Henry Palmer

'And I fled from you when I feared you, and my Lord granted me judgment, and made me one of His messengers;

Edip-Layth

"So I ran away from you all when I feared you. So my Lord granted me judgment, and made me of the messengers."

George Sale

wherefore I fled from you, because I feared you: But my Lord hath bestowed on me wisdom, and hath appointed me one of his apostles.

Hamid S. Aziz

Moses said, "I did commit this, and I was of those who erred.

Mahmoud Ghali

So I fled from you as soon as I feared you. Then my Lord bestowed upon me judgment and He made me one of the Emissaries.

Marmaduke Pickthall

Then I fled from you when I feared you, and my Lord vouchsafed me a command and appointed me (of the number) of those sent (by Him).

Mohamed Ahmed - Samira

So I ran away from you out of fear. But my Lord has given me wisdom, and made me an apostle.

Muhammad Asad

and I fled from you because I feared you. But [since] then my Sustainer has endowed me with the ability to judge [between right and wrong], and has made me one of [His] message-­bearers.

Mustafa Khattab

So I fled from you when I feared you. Then my Lord granted me wisdom and made me one of the messengers.

Progressive Muslims

"So I ran away from you all when I feared you. So my Lord granted me judgment, and made me of the messengers."

Sahih International

So I fled from you when I feared you. Then my Lord granted me wisdom and prophethood and appointed me [as one] of the messengers.

Sam Gerrans

“And I fled from you when I feared you. Then my Lord gave me judgment and made me among the emissaries.

Shabbir Ahmed

Then I fled from you in fear. Now Allah has given me a Command and appointed me one of His Messengers.

Syed Vickar Ahamed

"So, I ran away from (all of) you, when I feared you; But (after that) my Lord has granted me judgment (and wisdom) and made me one of the messengers.

Taqi Usmani

Then I fled away from you when I feared you. Thereafter my Lord granted wisdom to me, and made me one of the messengers.

The Monotheist Group

"SoI ran away from you all, for I feared you. So my Lord granted me judgment, and made me of the messengers."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Je me suis donc enfui de vous quand jʹai eu peur de vous: puis, mon Seigneur mʹa donné la sagesse et mʹa désigné parmi Ses messagers.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca ji ber ku ez ji we tirsiyam, ez ji ber we revîm. Piştre Xwedayê min pêxemberî da min û ez kirim ji pêxemberan.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En ik ben van jullie weggevlucht toen ik bang voor jullie geworden was, maar mijn Heer heeft mij oordeelskracht geschonken en mij tot een van de gezondenen gemaakt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom ontvluchtte ik u, dewijl ik u vreesde; maar mijn Heer heeft mij wijsheid geschonken en mij tot een zijner gezanten aangewezen.

Hollandaca — Siregar

Dus vluchtte ik weg toen ik bang voor jullie was. Daarop heeft mijn Heer aan mij Wijsheid ij gegeven en gemaakt dat ik tot de Boodschappers behoorde.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И убежал я от вас (в Мадьян), когда убоялся (что вы убьете меня). И (затем) даровал мне Господь мой мудрость [пророчество и знание] и сделал меня одним из числа посланников.

Rusça — Osmanov

И я бежал от вас, когда мне стало боязно. А Господь мой даровал мне знание [различать добро от зла] и возвел меня в число посланников.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och jag flydde från er därför att jag fruktade (för mitt liv). Men min Herre har skänkt mig omdöme (och visdom) och har utsett mig till en av (Sina) budbärare.