Onlar Şu'ayb'ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.
فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِ اِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
fe keƶƶebūhu fe eḣaƶehum ǎƶābu yevmi Z-Zulleti innehu kāne ǎƶābe yevmin ǎZīmin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken onu yalanladılar da karanlık günün azâbı helâk etti onları; şüphe yok ki bu, o günün pek büyük bir azâbıydı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Derken onu yalanladılar da karanlık günün azâbı helâk etti onları; şüphe yok ki bu, o günün pek büyük bir azâbıydı.
Adem Uğur
Velhasıl onu yalancı saydılar da, kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabı idi!
Ahmed Hulusi
Böylece Onu yalanladılar da bu yüzden o kararan günün şiddetli azabı onları yakaladı. . . Muhakkak ki o aziym bir sürecin azabı idi.
Ahmet Tekin
Onu da yalanladılar. Onların işini gölgeli günün azâbı bitirdi. Hakikaten o büyük bir günün azâbı idi.
Ahmet Varol
Onu yalanladılar ve bunun üzerine kendilerini gölge gününün azabı yakaladı. Gerçekten o büyük bir günün azabıydı.
Ali Bulaç
Sonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı.
Ali Fikri Yavuz
Böylece Şuayb’ı tekzib ettiler de, (güneşin bunaltıcı sıcaklığından gölgelenmek için bulutun altında sığındıkları zaman, yakılıb mahvedildikleri) o gölge gününün azabı kendilerini yakalayıverdi. Gerçekten o büyük bir günün azabı idi.
Ali Rıza Safa
Böylece, Onu yalanladılar. Sonunda, Gölgelik Gün'ün cezası onları yakaladı. Aslında, Büyük Gün'ün cezasıydı.
Bayraktar Bayraklı
Bunun üzerine onu yalanladılar. Derken o gölge gününün çetin azabı onları yakıp yok etti. Şüphesiz o, korkunç bir günün azabı idi.
Bekir Sadak
Ama onu yalanladilar. Bunun uzerine onlari bulutlu bir gunun azabi yakaladi. Gercekten o gun, azabi buyuk bir gundu.
Celal Yıldırım
Buna rağmen onu yalanladılar. O sebeple gölge (yapan bulutun ortaya çıktığı) günün azabı onları yakalayıverdi. Şüphesiz ki bu büyük bir günün azabı idi.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onu yalancılıkla suçladılar, derken gölge gününün azabı üzerlerine çöküverdi. O gerçekten büyük bir günün azabıydı!
Diyanet İşleri
Onlar Şu'ayb'ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.
Diyanet İşleri (eski)
Ama onu yalanladılar. Bunun üzerine onları bulutlu bir günün azabı yakaladı. Gerçekten o gün, azabı büyük bir gündü.
Diyanet Vakfi
Velhasıl onu yalancı saydılar da, kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabı idi!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hülasa onu yalanladılar, kendilerini de o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hasılı onu tekzib ettiler, kendilerini de o zulle gününün azabı alıverdi ki o cidden büyük bir günün azabı idi
Erhan Aktaş
Ne var ki onu yalanladılar. Bunun üzerine gölge gününün azabı onları yakaladı. Kuşkusuz o, büyük günün azabıydı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ne var ki onu yalanladılar. Bunun üzerine gölge gününün azabı onları yakaladı. Kuşkusuz o, büyük günün azabıydı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ne var ki onu yalanladılar. Bunun üzerine gölge gününün azabı onları yakaladı. Kuşkusuz o, büyük günün azabıydı.
Fizilal-il Kuran
Eykeliler, Şuayb'i yalanladılar. Bunun üzerine «Yakar bulut günü» nün azabı yakalarına yapıştı. O gerçekten müthiş bir günün azabı idi.
Gültekin Onan
Sonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı.
Hamdi Döndüren
Onu yalancı saydılar, sonunda o gölge gününün azabı onları yakalayıverdi! O, gerçekten büyük bir günün azabıydı!”
Hasan Basri Çantay
Hulasa: Onu tekzib etdiler de kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Hakıykat bu, o günün büyük azabı idi.
Hasib Asutay
Onu yalanladılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O gerçekten büyük bir günün azabı idi.
Hayrat Neşriyat
Böylece onu yalanladılar da kendilerini o gölge gününün azâbı yakalayıverdi. Gerçekten o, (dehşeti pek) büyük bir günün azâbı idi.
İbni Kesir
Onu da yalanladılar ve onları bulutlu bir günün azabı yakaladı. Doğrusu o, büyük bir günün azabı idi.
Mehmet Okuyan
Onu yalanlamışlardı ve kendilerini o gölge gününün azabı yakalamıştı. Şüphesiz ki o, büyük bir günün azabıydı!
Muhammed Esed
Böylece onu yalanlamış oldular; ve bu yüzden, (kopkoyu) gölgelerle kaplı bir günün azabı onları kıskıvrak yakaladı.
Mustafa İslamoğlu
Neticede, onu işte böyle yalanladılar; bunun üzerine onları Gölge Günü'nün azabı yakalayıverdi; gerçekten de o pek korkunç bir günün azabıydı.
Ömer Nasuhi Bilmen
Velhasıl O'nu tekzîp ettiler. Derken onları Zulle gününün azabı yakaladı. Şüphe yok ki o, pek büyük bir günün azabı olmuş idi.
Ömer Öngüt
Amma onu yalanladılar. Bunun üzerine kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekte o gün, azabı büyük bir gün idi.
Suat Yıldırım
Hasılı onu yalancı saydılar. Bunun üzerine o gölge gününün azabı onları bastırıverdi. Gerçekten o, müthiş bir günün azabı idi.
Süleyman Ateş
Onu yalanladılar, nihayet o gölge gününün azabı, kendilerini yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabı idi.
Süleymaniye Vakfı
Onu yalancı yerine koydular. Bu yüzden gölgeli günün azabı onları yakaladı. O, azametli bir günün azabıydı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onu yalancı yerine koydukları için o gölgeli günün azabı onları çarptı. O, korkunç bir günün azabıydı.
Şaban Piriş
Onu yalanlamışlardı da, onları bulutlu bir günün azabı yakalamıştı. O, büyük günün azabı idi.
Tefhim-ul Kuran
Sonunda onu yalanladılar, böylece onları o gölgelik gününün azabı yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı.
Ümit Şimşek
Onu yalanladılar. Ve o gölgeli günün azabı onları yakaladı. O gerçekten büyük bir günün azabı idi.
Yaşar Nuri Öztürk
Onu yalanladılar; bunun üzerine o gölgelik gününün azabı onları yakalayıverdi. O, gerçekten büyük bir günün azabıydı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar isə onu yalançı saydılar və buna görə də kölgəli günün əzabı onları yaxaladı. Həqiqətən, o, böyük bir günün əzabı idi.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Nəhayət, onu (Şüeybi) təkzib etdilər və buna görə də buludlu günün (qızmar günəşdən sonra peyda olan qara buludun) əzabı onları yaxaladı. Həqiqətən, o, böyük (müdhiş) bir günün əzabı idi.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Sie ziehen ihn der Lüge. Da ergriff sie die Strafe des düsteren Tages mit der unheimlichen Wolke. Das war die Strafe eines gewaltigen Tages.
Almanca — Der Edle Quran
Aber sie bezichtigten ihn der Lüge. Da ergriff sie die Strafe des Tages der schattenspendenden Wolke; gewiß es war die Strafe eines gewaltigen Tages.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann bezichtigten sie ihn der Lüge, dann richtete sie die Peinigung des Schirm-Tages. Gewiß, es war eine Peinigung eines gewaltigen Tages.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
They disbelieved him and refused credence to Our message wherefore were they seized with a wave of suffocating heat followed by a cumulus which overshadowed them and gave them a rainbow of hope of relief. But it was a joy in which they could not rejoice. It spoke thunder and reduced them to a useless form. It was indeed a torment that befell them on a momentous day.
Abdul Haleem
They called him a liar, and so the torment of the Day of Shadow came upon them- it was the torment of a terrible day.
Abdullah Yusuf Ali
But they rejected him. Then the punishment of a day of overshadowing gloom seized them, and that was the Penalty of a Great Day.
Abul A'la Maududi
Then they branded him a liar, whereupon the chastisement of the Day of Canopy overtook them. It was the chastisement of a very awesome day.
Aisha Bewley
They denied him and the punishment of the Day of Shadow came down on them. It was indeed the punishment of a terrible Day.
Al-Hilali & Khan
But they belied him, so the torment of the day of shadow (a gloomy cloud) seized them. Indeed that was the torment of a Great Day.
Ali Quli Qarai
So they impugned him, and then they were overtaken by the punishment of the day of the overshadowing cloud. It was indeed the punishment of a tremendous day.
Amatul Rahman Omar
Yet they cried him lies, so the punishment of the gloomy day with dark overshadowing clouds overtook them; it was indeed the punishment of an awful day.
Arthur John Arberry
But they cried him lies; then there seized them the chastisement of the Day of Shadow; assuredly it was the chastisement of a dreadful day.
Bijan Moeinian
Thus they rejected him and, consequently, a Canopy (out of which they were being bombarded, as they has asked for) was sent for their punishment. It was an awesome day, an awesome punishment.
E. Henry Palmer
but they called him liar, and the torment of the day of the shadow seized them; for it was the torment of a mighty day:
Edip-Layth
But they denied him, so the retribution of the day of shadow took them. It was the retribution of a terrible day.
George Sale
And they charged him with falsehood: Wherefore the punishment of the day of the shadowing cloud overtook them; and this was the punishment of a grievous day.
Hamid S. Aziz
Said he, "My Lord knows best what you do!"
Mahmoud Ghali
Yet they cried him lies; then the torment of the Day of the Overshadowing took them (away); surely it was the torment of a Tremendous Day.
Marmaduke Pickthall
But they denied him, so there came on them the retribution of the day of gloom. Lo! it was the retribution of an awful day.
Mohamed Ahmed - Samira
But they denied him, and We seized them with the torment of the Day of Shadowing (when the cloud had rained down fire). It was indeed the torment of a terrible day!
Muhammad Asad
But they gave him the lie. And thereupon suffering overtook them on a day dark with shadows: and, verily, it was the suffering of an awesome day!
Mustafa Khattab
So they rejected him, and ˹so˺ were overtaken by the torment of the day of the ˹deadly˺ cloud.[1] That was really a torment of a tremendous day.
Progressive Muslims
But they denied him, so the retribution of the day of shadow took them. It was the retribution of a terrible day.
Sahih International
And they denied him, so the punishment of the day of the black cloud seized them. Indeed, it was the punishment of a terrible day.
Sam Gerrans
Then they denied him; then there seized them the punishment of the Day of Shadow; it was the punishment of a tremendous day.
Shabbir Ahmed
But they persisted in denial. Then the Day of overshadowing gloom seized them. It was the suffering of an awesome day. (Historically, a dark extensive cloud rained upon them heavily and incessantly. It is sometimes referred to as the Day of the Canopy).
Syed Vickar Ahamed
But they denied him. Then the punishment of a day of great sorrow seized them, indeed that was the penalty of a Great Day.
Taqi Usmani
Thus they rejected him, so they were seized by the torment of the Day of Canopy. Indeed it was the punishment of a terrible day.
The Monotheist Group
But they denied him, so the retribution of the day of shadow took them. It was the retribution of a terrible day.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Mais ils le traitèrent de menteur. Alors, le châtiment du jour de lʹOmbre les saisit. Ce fut le châtiment dʹun jour terrible.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Wan bawerî pê neanî, vêca ezabê roja bi ewr û mij ew girtin. Birastî ew ezabê rojeke mezin bû!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Maar zij betichtten hem van leugens. Toen greep hen de bestraffing van de dag van de stapelwolk. Dat was de bestraffing van een geweldige dag.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En zij beschuldigden hen van bedrog; daarom overviel hen de straf van den dag der schaduwgevende wolk, en dit was de straf van den vreeselijken dag.
Hollandaca — Siregar
Maar zij loochenden hem, waarop een bestraffing hen trofop een zwaarbewolkte dag. Voorwaar, het was een bestraffing van een geweldige dag.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И отвергли они его [Шуайба] (не признав посланным от Аллаха), и постигло их наказание [[Их постигла сильная жара, от которой невозможно было где-либо укрыться. Затем Аллах Всевышний послал им тучу, под которой была прохлада. И все они зашли под эту тучу, и тогда Аллах Всевышний низвел на них огонь, который уничтожил их всех.]] в день покрова. Поистине, это было наказанием дня великого!
Rusça — Osmanov
Но они отвергли его, и их поразило наказание в день сени. Воистину, это было наказание великого [Судного] дня.