Şuara Suresi 155. Ayet — Elfaz
Salih, şöyle dedi: "İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır."
1قَالَḳālededi kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2هٰذِهِhāƶihiişte buİşaret Zamiri
4لَهَاlehāonun vardırHarf-i Cer+Zamir
5شِرْبٌşirbunsu içme hakkıİsimش ر بİçmek, yutmak, batmak, emmek. Shirbun - su porsiyonu, içme vakti. Shurbun - içme. Shaaribun - içen kişi. Sharaabun - içecek, meşrubat, porsiyon. Mashrabun - içme yeri. Ashraba (fiil 4) - içirmek, içmeye sebep olmak, işlemek. Ushribu fi-qalbihi - şu veya bu şeyin sevgisi kalbine işledi, kelime bu şekilde kullanılır çünkü sevgi, onu paylaşanı sarhoş eden alkol gibidir.
6وَلَكُمْve lekumve sizin vardırBağlaç+Harf-i Cer+Zamir
7شِرْبُşirbusu içme hakkıİsimش ر بİçmek, yutmak, batmak, emmek. Shirbun - su porsiyonu, içme vakti. Shurbun - içme. Shaaribun - içen kişi. Sharaabun - içecek, meşrubat, porsiyon. Mashrabun - içme yeri. Ashraba (fiil 4) - içirmek, içmeye sebep olmak, işlemek. Ushribu fi-qalbihi - şu veya bu şeyin sevgisi kalbine işledi, kelime bu şekilde kullanılır çünkü sevgi, onu paylaşanı sarhoş eden alkol gibidir.
9مَعْلُومٍmeǎ'lūminbelliİsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname