Furkan Suresi 77. Ayet — Elfaz
(Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak."
1قُلْḳulde kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2مَاmāne diye?Harf-i Nefi
3يَعْبَؤُ۬اyeǎ'beudeğer versinMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibع ب اÖnemsemek, ilgilenmek, değer vermek, ağırlık vermek, kıymet vermek, endişelenmek.
4بِكُمْbikumsizeHarf-i Cer+Zamir
5رَبِّيrabbīRabbimİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
6لَوْلَاlevlāolmadıktan sonraŞart Edatı
7دُعَاؤُكُمْduǎā'ukumdu'anız (ibadetiniz)İsim+Zamirد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
8فَقَدْfe ḳadandolsunİsti'nafiye Edatı+Kesinlik Edatı
9كَذَّبْتُمْkeƶƶebtumyalanladınızMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · Tef'îl Bâbıك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.
10فَسَوْفَfe sevfebu yüzdenİsti'nafiye Edatı+Gelecek Zaman Eki
11يَكُونُyekūnuolacaktırMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
12لِزَامًاlizāmen(azab) kaçınılmazİsimل ز مLazım olmak, gerekli olmak, zorunlu olmak, yapışmak, ayrılmamak, bağlanmak, devamlı kalmak, sürekli olmak, yerleşmek, uymak, takip etmek