Mü'minun Suresi 96. Ayet — Elfaz
Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.
1اِدْفَعْidfeǎ'savuşturEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabد ف عİtmek, ödemek, geri püskürtmek, uzaklaştırmak, önlemek, savunmak, atmak, çürütmek, sakinleştirmek, savunma yapmak, teslim etmek, çarpmak (sel gibi), mücadele etmek, engellemek.
2بِالَّتِيbi(e)lletīşeyleHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3هِيَhiyeoZamir
4اَحْسَنُeHsenuen güzelİsimح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.
5السَّيِّئَةَs-seyyietekötülüğüMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek
6نَحْنُneHnubizZamir
7اَعْلَمُeǎ'lemubiliyoruzİsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
8بِمَاbimāHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
9يَصِفُونَyeSifūne(seni) nasıl vasıflandıracaklarınıMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibو ص فBir şeyi iyi veya kötü olarak tanımlamak, bir şeyi gerçek olarak ileri sürmek, başarmak, atfetmek, belirtmek.