Mü'minun Suresi 85. Ayet — Elfaz
"Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?" de.
1سَيَقُولُونَse yeḳūlūnediyeceklerGelecek Zaman Eki+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2لِلّٰهِli (a)llahiAllah'ındırHarf-i Cer+Lafza-i Celal
3قُلْḳulde kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
4اَفَلَاe fe lāSoru Eki+Zaid Harf+Harf-i Nefi
5تَذَكَّرُونَteƶekkerūnedüşünmüyor musunuz?Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · Tefa''ul Bâbıذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermek