Enbiya Suresi 91. Ayet — Elfaz
Irzını korumuş olan kadını da (Meryem'i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da alemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.
1وَالَّتِيve lletīolanı (Meryemi)Bağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
2اَحْصَنَتْeHSanetkorumuşMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibe · İf'âl Bâbıح ص نKorunmak, erişilemez/yaklaşılamaz olmak, iffetli olmak, güçlü bir şekilde tahkim edilmek, erişilmesi zor olmak, korunmak, (saldırıya karşı) korunmak, yasal ve uygun olmayan şeylerden kaçınmak, bir şeyi erişilemez/yaklaşılamaz yerlerde korumak veya muhafaza etmek, bir şeyi erişilemez veya yaklaşılamaz ya da erişilmesi zor hale getirmek, bir şeyi yüksekliği nedeniyle ulaşılamaz kılmak, kendini tahkim etmek.
4فَنَفَخْنَاfe nefeḣnāve üflemiştikİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrن ف خAğızla üflemek, nefes almak.
5فِيهَاfīhāonaHarf-i Cer+Zamir
6مِنْmin-danHarf-i Cer
7رُوحِنَاrūHināruhumuz-İsim+Zamirر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, öz
8وَجَعَلْنَاهَاve ceǎlnāhāve onu yapmıştıkBağlaç+Mazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
9وَابْنَهَاve bnehāve oğlunuBağlaç+İsim+Zamirب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile
10اٰيَةًāyetenbir ibretİsimا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.
11لِلْعَالَمِينَli l-ǎālemīnealemlereHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname