Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

فَجَعَلَهُمْ جُذَاذًا اِلَّا كَبِيرًا لَهُمْ لَعَلَّهُمْ اِلَيْهِ يَرْجِعُونَ

fe ceǎlehum cuƶāƶen illā kebīran lehum leǎllehum ileyhi yerciǔne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onları paramparça etti, yalnız, ona baş vursunlar diye büyüklerini bıraktı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onları paramparça etti, yalnız, ona baş vursunlar diye büyüklerini bıraktı.

Adem Uğur

Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.

Ahmed Hulusi

(Nihayet İbrahim) belki ona gidip sorarlar diye, en büyükleri dışında putları paramparça etti.

Ahmet Tekin

Sonunda İbrâhim onların büyük putlarının dışında, bütün putlarını paramparça etti. Büyük puta başvururlar diye düşündü.

Ahmet Varol

Böylece belki ona başvururlar diye büyükleri dışında putları paramparça etti.

Ali Bulaç

Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet o putları paramparça etti, yalnız bunların büyüğünü bıraktı ki, belki ona müracaat ederler (de hadiseyi sorarlar).

Ali Rıza Safa

Sonunda, en büyükleri dışında, tümünü paramparça etti. Artık, belki ona başvururlar!

Bayraktar Bayraklı

Onlar gidince hepsini paramparça edip içlerinden büyüğünü, ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.

Bekir Sadak

Hepsini paramparca edip, iclerinden buyugunu ona basvursunlar diye, saglam birakti.

Celal Yıldırım

Derken İbrahim, onları parça parça etti; ancak dönüp başvururlar diye (putların) en büyüğünü kırmadı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Onlar gidince) İbrâhim putları paramparça etti, belki ona başvururlar diye büyük putu bıraktı.

Diyanet İşleri

Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

Diyanet İşleri (eski)

Hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye, sağlam bıraktı.

Diyanet Vakfi

Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine başvursunlar diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken, onları parça parça etti. Ancak büyüklerinden birini bıraktı ki belki ona müracaat ederler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken onları parça parça etti, ancak bir büyüklerini bıraktı ki belki ona müracaat ederler

Erhan Aktaş

Sonra da kendisine sorsunlar diye, büyük olanı hariç diğerlerini parça parça etti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra da kendisine sorsunlar diye, büyük olanı hariç diğerlerini parça parça etti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra da kendisine sorsunlar diye, büyük olanını hariç diğerlerini parçaladı.

Fizilal-il Kuran

Arkasından o putları kırıp parça parça etti, fakat bilgisine (!) başvursunlar diye en büyük putu sağlam bıraktı.

Gültekin Onan

Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye.

Hamdi Döndüren

Sonunda İbrahim, başvurmaları için bıraktığı en büyükleri dışında, bütün putları paramparça etti.

Hasan Basri Çantay

Derken o, bunları parça parça etdi. Yalınız onların büyüğünü bırakdı, belki ona müracaat ederler diye.

Hasib Asutay

Derken (İbrahim) onları parça parça etti, yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye. (15) (15. Tefsir bilginlerine göre Hz. İbrahim putları kırdıktan sonra baltayı sağlam bıraktığı büyük putun boynuna asmıştır.)

Hayrat Neşriyat

Nihâyet (İbrâhîm) onları (o putları) paramparça etti; ancak onların büyüğünü(bıraktı) ki, belki ona mürâcaat ederler!

İbni Kesir

Derken hepsini paramparça edip içlerinden büyüğünü, ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.

Mehmet Okuyan

(İbrahim), sonunda belki ona dönerler (sorarlar) diye büyükleri hariç onları (putları) paramparça etmişti.

Muhammed Esed

Ve en büyükleri dışında (putların) hepsini paramparça etti; belki dönüp (bu olup biten için) ona başvururlar diye.

Mustafa İslamoğlu

Nihayet, onların tümünü paramparça etti; dönüp de kendisine başvurabilsinler diye (!) onların en iri yarı olanına dokunmadı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık onları parça parça etti. Ancak onların bir büyüğünü değil, belki kendisine müracaat ederler diye.

Ömer Öngüt

Sonunda İbrahim onları paramparça etti. Yalnız içlerinden büyüğünü, ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.

Suat Yıldırım

Onların bütün putlarını paramparça etti, yalnız, halk, belki de olup biten olay hakkında kendisine sorarlar düşüncesiyle, onların büyüklerine dokunmadı.

Süleyman Ateş

Nihayet (İbrahim) onları parça parça etti, yalnız onların büyüğünü bıraktı; belki ona müracaat ederler diye(!)

Süleymaniye Vakfı

Sonra hepsini paramparça etti ama kendisine başvururlar diye sadece büyüğüne dokunmadı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra onları param parça etti. Belki başvururlar diye büyük olanına dokunmadı.

Şaban Piriş

Sonunda İbrahim hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.

Tefhim-ul Kuran

Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça kıldı; belki ona başvururlar diye.

Ümit Şimşek

Sonra onları parça parça etti; yalnız, gelip sorsunlar diye büyüklerine dokunmadı.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonunda onları parça parça etti. Yalnız en büyüklerini bıraktı ki, dönüp ona başvurabilsinler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nəhayət İbrahim bütləri sındırıb qırıq-qırıq edərək yalnız onların ən irisini saxladı ki, bəlkə, ona müraciət edələr.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Onlar gedən kimi İbrahim bütləri) parça-parça edib yalnız onların böyüyünü saxladı ki, bəlkə, qayıdıb ona baş çəkdilər. (Qoy anlasınlar ki, bu dilsiz-ağılsız bütlər nəinki başqalarını, hətta özlərini belə qorumağa qadir deyillər. Buna görə də onlara ibadət etmək ən böyük günahdır).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Dann schlug er sie in Scherben, ausgenommen ihren Obersten, den sie befragen sollten.

Almanca — Der Edle Quran

Da schlug er sie in Stücke, außer einem großen von ihnen, auf daß sie sich an ihn wenden möchten.

Almanca — M. A. Rassoul

Alsdann schlug er sie in Stücke - mit Ausnahme des größten von ihnen -, damit sie sich an ihn wenden könnten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann demolierte er sie zu Stücken außer einer Großen von ihnen, damit sie sich dann an sie wenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And so he reduced them -the idols- into a useless form except their biggest, so that they might turn to it for information.

Abdul Haleem

He broke them all into pieces, but left the biggest one for them to return to.

Abdullah Yusuf Ali

So he broke them to pieces, (all) but the biggest of them, that they might turn (and address themselves) to it.

Abul A'la Maududi

Then he broke them all into pieces, sparing only the supreme one among them that they may possibly return to him.

Aisha Bewley

He broke them in pieces, except for the biggest one, so that they would have it to consult!

Al-Hilali & Khan

So he broke them to pieces, (all) except the biggest of them, that they might turn to it.

Ali Quli Qarai

So he broke them into pieces, —all except the biggest of them— so that they might come back to it.

Amatul Rahman Omar

So he smashed them all into pieces, except their chief (idol), that they might return to it (for inquiry as he planned).

Arthur John Arberry

So he broke them into fragments, all but a great one they had, for haply they would return to it.

Bijan Moeinian

Accordingly he broke them all into pieces, except the chief "god" so that it may serve as a subject of discussion at their return.

E. Henry Palmer

So he brake them all in pieces, except a large one they had; that haply they might refer it to that.

Edip-Layth

So he broke them into pieces except for the biggest of them, so that they may turn to him.

George Sale

And in the peoples absence he went into the temple where the idols stood, and he brake them all in pieces, except the biggest of them; that they might lay the blame upon that. And when they were returned,

Hamid S. Aziz

And, by Allah! I have a plan for your idols after you have gone and turned your backs!"

Mahmoud Ghali

So he made them into scraps, except a great one they had, that possibly they would return to it.

Marmaduke Pickthall

Then he reduced them to fragments, all save the chief of them, that haply they might have recourse to it.

Mohamed Ahmed - Samira

So he smashed them up to pieces with the exception of the biggest, so that they may turn to it.

Muhammad Asad

And then he broke those [idols] to pieces, [all] save the biggest of them, so that they might [be able to] turn to it.

Mustafa Khattab

So he smashed them into pieces, except the biggest of them, so they might turn to it ˹for answers˺.

Progressive Muslims

So he broke them into pieces except for the biggest of them, so that they may turn to him.

Sahih International

So he made them into fragments, except a large one among them, that they might return to it [and question].

Sam Gerrans

And he made them into pieces save a great one they had, that they might return to it.

Shabbir Ahmed

Then he reduced them to fragments except the big one, so that they might turn to it. (37:88-98).

Syed Vickar Ahamed

So he broke them to pieces, (everyone) except the biggest of them, that they might turn (and try asking) it.

Taqi Usmani

Then, he turned all of them into pieces, except the big one of them, so that they may come back to it.

The Monotheist Group

So he broke them into pieces except for the biggest of them, so that they may turn to him.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il les mit en pièces, hormis (la statue) la plus grande. Peut-être quʹils reviendraient vers elle.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Îbrahîm, ew pût parçe parçe kirin, pûtê mezin dest nedayê bi hêviya ku ew xelk lê vegerin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

En gedurende de afwezigheid des volks ging hij in den tempel, waar de afgodsbeelden stonden, en hij brak die allen in stukken, behalve het grootste, opdat zij dit de schuld zouden toeschrijven van hetgeen er gebeurd was.

Hollandaca — Siregar

Toen sloeg hij hen allemaal in stukken, behalve de grootste van hen, misschien zouden zij tot bem terugkeren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Затем он [Ибрахим] превратил [разбил] их [идолов] на мелкие кусочки, кроме главного для них, чтобы они [его народ] к нему [к Ибрахиму] вернулись (чтобы затем он объяснил им суть их заблуждения и призвал их к Истинной Вере).

Rusça — Osmanov

[Когда они ушли,] он разнес на куски [идолов], за исключением главного, полагая, что они вернутся [к нему].