Enbiya Suresi 45. Ayet — Elfaz
De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
1قُلْḳulde kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2اِنَّمَٓاinnemāben ancakHarf-i Nasb+Engel Eki
3اُنْذِرُكُمْunƶirukumsizi uyarıyorumMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahde · İf'âl Bâbıن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.
4بِالْوَحْيِbi l-veHyivahiyleHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.
5وَلَاve lāamaBağlaç+Harf-i Nefi
6يَسْمَعُyesmeǔişitmez(ler)Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
7الصُّمُّS-Summusağır(lar)Marife (Belirlilik Takısı)+İsimص م مsağır olmak, bir şişeyi tıkamak, bir kapağı kapatmak, (kulak deliğinin) tıkanmış olması
8الدُّعَاءَd-duǎā'eçağırıyıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
9اِذَاiƶāzamanZaman Zarfı
10مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11يُنْذَرُونَyunƶerūneuyarıldıklarıMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.