De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
قُلْ اِنَّمَٓا اُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَاءَ اِذَا مَا يُنْذَرُونَ
ḳul innemā unƶirukum bi l-veHyi ve lā yesmeǔ S-Summu d-duǎā'e iƶā mā yunƶerūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
De ki: Ben sizi vahiyle korkutup duruyorum ancak, fakat sağırlar, korkutuldukları zaman da kendilerini dâvet edenin sözünü duymazlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
De ki: Ben sizi vahiyle korkutup duruyorum ancak, fakat sağırlar, korkutuldukları zaman da kendilerini dâvet edenin sözünü duymazlar.
Adem Uğur
De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.
Ahmed Hulusi
De ki: "Ben sizi sadece vahiy ile uyarıyorum". . . (Ne var ki) sağırlar uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler!
Ahmet Tekin
'Ben, sizi kesinlikle vahy ile uyarı-yorum' de. Hak ve hakikate, çevresindeki olup bitenlere karşı sağır kesilenler, uyarıl-maya devam edilirken de hakka daveti duymazlıktan gelirler.
Ahmet Varol
De ki: 'Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum. Ama sağırlar uyarıldıklarında çağrıyı duymazlar.'
Ali Bulaç
De ki: "Ben sizi yalnızca vahy ile uyarıp korkutuyorum. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler."
Ali Fikri Yavuz
(Ey Rasûlüm, kâfirlere) de ki: “- Ben sizi ancak vahy ile (Kur’an’la) korkutuyorum.” Amma onlar ne kadar korkutulsalar (faydası yok, çünkü) sağırlar daveti işitmezler.
Ali Rıza Safa
De ki: "Sizi, yalnızca Tanrısal bildirim ile uyarıyorum. Ancak sağırlar uyarıldıklarında çağrıyı duymazlar!"
Bayraktar Bayraklı
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum." Fakat manen sağır olanlar, uyarıldıkları zaman, bu çağrıyı duymazlar.
Bekir Sadak
De ki: «Ben ancak sizi vahy ile uyariyorum» Uyarildiklari zaman, sagirlar cagriyi duymazlar.
Celal Yıldırım
De ki: Ben ancak sizi vahiy ile uyarıyorum. Ama ne kadar uyarılsalar da sağırlar uyarı davetini işitmezler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Fakat (vicdanı) sağır olanlar, uyarılsalar da bu çağrıyı duymazlar.
Diyanet İşleri
De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.
Diyanet İşleri (eski)
De ki: 'Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum' Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.
Diyanet Vakfi
De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
De ki: «Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum,» uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum; ama sağırlar ne kadar uyarılsalar çağrıyı işitmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki ben sizi ancak vahyile inzar ediyorum, amma ne kadar inzar edilseler sağırlar da'veti işitmezler
Erhan Aktaş
De ki: "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum." Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
De ki: "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum." Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
De ki: "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum." Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.
Fizilal-il Kuran
De ki; «Ben vahyin mesajına dayanarak sizi uyarıyorum.» Fakat sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitemezler.
Gültekin Onan
De ki: "Ben sizi yalnızca vahiy ile uyarıp korkutuyorum. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler."
Hamdi Döndüren
De ki: “Ben, sizi ancak vahiyle uyarıyorum. Ne var ki sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler.”
Hasan Basri Çantay
De ki: "Ben ancak vahy ile sizin başınıza gelecek tehlikeleri haber veriyorum". (Fakat) sağırlar inzar (ve tehdid) edilecekleri zaman duymazlar.
Hasib Asutay
(Resulüm!) De ki: Ben ancak sizi vahiy ile uyarıyorum. Fakat sağırlar, uyarıldıkları zaman bu çağrıyı duymazlar.
Hayrat Neşriyat
De ki: 'Sizi ancak vahiy ile korkutuyorum. Fakat sağırlar, korkutulmakta oldukları zaman çağrıyı işitmez!'
İbni Kesir
De ki: Ben ancak sizi vahiy ile uyarıyorum. Sağırlar uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmezler.
Mehmet Okuyan
De ki: “Ben sizi sadece vahiy ile uyarıyorum.” Sağır(lar), uyarıldıkları zaman bu çağrıyı duymaz.
Muhammed Esed
De ki: "Ben yalnızca vahye dayanarak sizi uyarıyorum!" Ne var ki, (kalbi) sağır olan kimseler bu çağrıyı işitmeyecek(ler)dir, defalarca uyarılsalar da.
Mustafa İslamoğlu
(Ey Muhammed!) "Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum!" de. Ama, ne kadar uyarılsalar da (kalbi) sağır olanlar bu çağrıyı işitmeyecekler.
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Ben sizi ancak vahy ile korkutuyorum. Sağır olanlar ise korkutuldukları zaman dâveti işitmezler.»
Ömer Öngüt
Resulüm! De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile korkutuyorum. Fakat sağır olanlar, uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmezler. ”
Suat Yıldırım
De ki: "Ben Sizi sadece vahiyle uyarıyorum. Fakat belli ki sağırlar ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duyamazlar."
Süleyman Ateş
De ki: "Ben ancak sizi vahiyle uyarıyorum. Ama sağır(lar) uyarıldıkları zaman çağırıyı işitmez(ler)."
Süleymaniye Vakfı
De ki: "Ben sadece sizi vahiyle uyarıyorum." Ama o sağırlar, uyarıldıklarında çağrıya kulak vermezler ki!
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
De ki "Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum. Ama sağırlar uyarıldıkları sırada yapılan çağrıyı işitmezler."
Şaban Piriş
De ki: -Sizi ancak vahiy ile uyarıyorum. Uyarıldıkları zaman ancak sağırlar çağrıyı işitmez.
Tefhim-ul Kuran
De ki: «Ben sizi yalnızca vahy ile uyarıp korkutmaktayım. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler.»
Ümit Şimşek
De ki: Ben sizi vahye dayanarak uyarıyorum. Fakat sağırlar, bir uyarıya muhatap olduklarında çağrıyı işitmiyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum." Ama sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki!
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
De: “Mən sizi ancaq vəhy ilə qabaqcadan xəbərdar edirəm”. Karlar, xəbərdar edilsələr də, çağırışı eşitməzlər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Rəsulum!) De: ″Mən sizi ancaq vəhy ilə qorxuduram″. Karlar qorxudulduğu zaman çağırışı eşitməzlər!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sage: ʺIch warne euch nur mit dem mir von Gott Offenbarten.ʺ Sie hören, den Tauben gleich, jedoch nicht, was ihnen zugerufen wird, wenn sie gewarnt werden.
Almanca — Der Edle Quran
Sag: Ich warne euch nur mit der Eingebung. Aber die Tauben hören nicht den Ruf, wenn sie gewarnt werden.
Almanca — M. A. Rassoul
Sprich: ʺlch warne euch nur mit der Offenbarung.ʺ Jedoch die Tauben hören den Ruf nicht, wenn sie gewarnt werden.
Almanca — Muhammad Zaidan
Sag: ʺIch warne euch ausschließlich mit dem Wahy.ʺ Doch die Tauben vernehmen keinen Ruf, wenn sie gewarnt werden.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Say to them O Muhammad: "I only warn you of the promised punishment of which I have been informed by the inspired revelation. But those who counsel deaf are oblivious of Allah's warning). Their hearts' ears are closed to the cautionary advice.
Abdul Haleem
Say, ‘I warn you only through the Revelation.’ The deaf will not hear the warning call,
Abdullah Yusuf Ali
Say, "I do but warn you according to revelation": But the deaf will not hear the call, (even) when they are warned!
Abul A'la Maududi
Tell them: "I only warn you by the Revelation." But the deaf do not hear the cry when they are warned.
Aisha Bewley
Say: ‘I can only warn you through the Revelation. ’ But the deaf cannot hear the call when they are warned.
Al-Hilali & Khan
Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "I warn you only by the revelation (from Allâh and not by the opinion of the religious scholars and others). But the deaf (who follow the religious scholars and others blindly) will not hear the call, (even) when they are warned [i.e. one should follow only the Qur’ân and the Sunnah (legal ways, orders, acts of worship, and the statements of Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم, as the companions of the Prophet صلى الله عليه وسلم did)][1].
Ali Quli Qarai
Say, ‘I indeed warn you by the means of revelation. ’ But the deaf do not hear the call when they are warned.
Amatul Rahman Omar
Say, `It is on the basis of (divine) revelation that I warn you. ' But the deaf do not hear the call when they are warned.
Arthur John Arberry
Say: 'I warn you only by the Revelation'; but they that are deaf do not hear the call when they are warned.
Bijan Moeinian
Say: "I am warning you with the Revelations of God. " What a shame that the deaf cannot hear when the warnings are loudly shouted at him.
E. Henry Palmer
Say, 'I only warn you by inspiration;' but the deaf hear not the call when they are warned.
Edip-Layth
Say, "I am merely warning you with the inspiration." But the deaf do not hear the call when they are being warned.
George Sale
Say, I only preach unto you the revelation of God: But the deaf will not hear thy call, whenever they are preached unto.
Hamid S. Aziz
Nay, but We have granted enjoyment to these men and to their fathers until the period grew long for them. Do they not see that We come to the land and shorten its borders? Shall they then prevail?
Mahmoud Ghali
Say, "Surely I am only warning you by the Revelation. " And (yet) they that are deaf do not hear the call (even) when they are warned.
Marmaduke Pickthall
Say (O Muhammad, unto mankind): I warn you only by the Inspiration. But the deaf hear not the call when they are warned.
Mohamed Ahmed - Samira
Say: "I am warning you by God's command. " But the deaf do not hear the call when they are warned.
Muhammad Asad
SAY [unto all men]: "1 but warn you on the strength of divine revelation!" But the deaf [of heart] will not hearken to this call, however often they are warned.
Mustafa Khattab
Say, ˹O Prophet,˺ "I warn you only by revelation." But the deaf cannot hear the call when they are warned!
Progressive Muslims
Say: "I am merely warning you with the inspiration. " But the deaf do not hear the call when they are being warned.
Sahih International
Say, "I only warn you by revelation. " But the deaf do not hear the call when they are warned.
Sam Gerrans
Say thou: “I but warn you by revelation.” But the deaf hear not the call when they are warned.
Shabbir Ahmed
Say, "I warn you on the strength of Divine Revelation!" But the deaf to reason cannot hear the call, however often they are warned.
Syed Vickar Ahamed
Say: "I only warn you by the Revelation:" But the deaf will not hear the call, (even) when they are warned!
Taqi Usmani
Say, "I warn you only by revelation, but the deaf do not listen to the call when they are warned."
The Monotheist Group
Say: "I am merely warning you with the inspiration." But the deaf do not hear the call when they are being warned.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Dis: ʺJe vous avertis par ce qui mʹest révéléʺ. Les sourds, cependant, nʹentendent pas lʹappel quand on les avertit.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Bibêje: Ez bes bi wehyê we hişyar dikim. Lê belê ew ên ker dema ku ew têne hişyarkirin, dengê vê bangê nabihîzin.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zeg: Ik predik u alleen de openbaring van God; de dooven willen uwe roepstem niet hooren, als gij onder hen predikt.
Hollandaca — Siregar
Zeg: ʺVoorwaar, ik waarschuw jullie slechts met de Openbaring.ʺ Maar de doven luisteren niet naar de oproep, zelfs (niet) wanneer zij gewaarschuwd worden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Скажи (о, Посланник) (тем, к которым Аллах послал тебя): «Я всего лишь предостерегаю [предупреждаю] вас (о наказании) откровением (от Аллаха) [от себя ничего не говорю]». И не слышат зова [призыва] глухие [те, которые не задумываются после того, как услышат истину], когда их предостерегают.
Rusça — Osmanov
Скажи [, Мухаммад]: ʺМоя [обязанность] - только увещевать вас откровениемʺ. Но глухие не слышат зова, когда их увещевают.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
SÄG (Muhammad): ʺJag varnar er inte med andra ord än de som uppenbaras (för mig)!ʺ Men de som (låtsas) döva kan inte uppfatta varningen.