Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.
بَلْ تَأْتِيهِمْ بَغْتَةً فَتَبْهَتُهُمْ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ رَدَّهَا وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ
bel te'tīhim beğteten fe tebhetuhum fe lā yesteTīǔne raddehā ve lā hum yunZerūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Hattâ o gün, onlara birdenbire geliverecek de şaşırtacak onları ve onu reddetmeye güçleri yetmeyeceği gibi mühlet de verilmeyecek onlara.
Abdulkadir Gölpınarlı
Hattâ o gün, onlara birdenbire geliverecek de şaşırtacak onları ve onu reddetmeye güçleri yetmeyeceği gibi mühlet de verilmeyecek onlara.
Adem Uğur
Bilâkis kendilerine o (kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.
Ahmed Hulusi
Bilakis (vadolunanı yaşatacak vefat {bedenin hayatiyetini yitirmesiyle meydana gelen kopuş}) onlara ansızın gelir de, kendilerini şaşkına çevirir! Artık onu ne geri çevirmeye güçleri yeter ve ne de kendilerine mühlet verilir.
Ahmet Tekin
Doğrusu bu azap onlara, ansızın gelecek ve onları şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne tevbeleri ve özür dilemeleri sebebiyle cezaları geciktirilecek, ne de kendilerine göz açtırılacaktır.
Ahmet Varol
Hayır o, onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkına çevirecek. Artık ne onu geri çevirmeye güç yetirebilecekler ne de kendilerine süre tanınacak.
Ali Bulaç
Hayır, onlara apansız gelecek de, böylece onları şaşkına çevirecek; artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne onlara süre tanınacak.
Ali Fikri Yavuz
Doğrusu bu azab (kıyamet), onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
Ali Rıza Safa
Hayır! Ansızın gelecek; onları şaşkına çevirecektir. Artık, ne onu geri çevirmeye güçleri yeter ne de onlara göz açtırılır.
Bayraktar Bayraklı
Bilakis, kendilerine o öyle ani gelir ki, onları şaşırtır. Artık ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.
Bekir Sadak
Belki aniden gelecek de onlari sasirtacaktir. Artik onu geri ceviremezler; kendileri de ertelenmez.
Celal Yıldırım
Hayır, o onlara aniden gelecek de kendilerini şaşırtacak ve artık onu geri çevirmeye güç getiremiyecekler ve onlara süre de tanınmıyacak..
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Bilâkis onlara kıyamet ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık ne onu geri çevirebilecekler ne de kendilerine süre verilecektir!
Diyanet İşleri
Şüphesiz o (tehdit edildikleri azap) onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkınlıktan dondurup bırakacak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek, ne de kendilerine göz açtırılacak.
Diyanet İşleri (eski)
Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çeviremezler; kendileri de ertelenmez.
Diyanet Vakfi
Bilâkis kendilerine o (kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Doğrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu o azap onlara ansızın gelecek de kendilerini dondurakalacaktır; artık ne geri çevrilmesine göçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu o onları bağdeten gelecek de kendilerini dondura kalacak, artık ne reddini güçleri yetecek ne de kendilerine mühlet verilecek
Erhan Aktaş
Aslında, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve onlara süre de verilmeyecek.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Aslında, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve onlara süre de verilmeyecek.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Aslında, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve onlara süre de verilmeyecek.
Fizilal-il Kuran
Aslında o tehdit, apansız bir şekilde karşılarına çıkıverir de şaşkınlıktan donakalırlar. O zaman onu ne başlarından savabilirler ve ne de kendilerine mühlet verilir.
Gültekin Onan
Hayır, onlara apansız gelecek de, böylece onları şaşkına çevirecek; artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne onlara süre tanınacak.
Hamdi Döndüren
Belki de bu (kıyamet), onlara ansızın gelecek ve kendilerini şaşkına çevirecektir! Artık, ne onu geri çevirebilirler, ne de kendilerine süre tanınır!
Hasan Basri Çantay
Belki (bu), onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacakdır. Artık onu redde muktedir olamayacaklar (ı gibi), onlara mühlet de verilmeyecekdir.
Hasib Asutay
Hayır, (bu) onlara ansızın gelecek ve kendilerini şaşırtacaktır. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve kendilerine süre de verilmeyecektir.
Hayrat Neşriyat
Bil'akis (kıyâmet) onlara ansızın gelecek de onları dehşete düşürecektir; artık ne onu geri çevirebilirler, ne de kendilerine (tevbe için) mühlet verilir!
İbni Kesir
Doğrusu o aniden gelecek ve onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecektir. Ve onlara mühlet de verilmeyecektir.
Mehmet Okuyan
Doğrusu o (Son Saat) kendilerine öyle ani gelir ki onları şaşırtır. Artık onu reddetmeye (geri çevirmeye) güçleri yetmez ve kendilerine bakılmaz da.
Muhammed Esed
Yoo, (o Son Saat) apansız gelip çatacak ve onları şaşkına çevirecek; öyle ki, ne onu geri çevirmeye güçleri yeter, ne de kendilerine soluk alacak zaman verilir.
Mustafa İslamoğlu
Ama hayır, o (an) birdenbire gelecek ve onları şaşkına çevirecektir; artık ne onu geri çevirebilecekler, ne de kendilerine zaman tanınacaktır!
Ömer Nasuhi Bilmen
Belki onlara ansızın gelecek, hemen onları hayrette bırakacak, artık onu ne redde takat getirebileceklerdir ve ne de onlara mühlet verilecektir.
Ömer Öngüt
Doğrusu o, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık onu ne geri çevirmeye güçleri yeter, ne de kendilerine mühlet verilir.
Suat Yıldırım
Onların beklentilerinin hilafına, o ateş öyle apansız gelecek ki, kendileri birden donakalacaklar. Artık ne onu geri çevirecek güçleri olacak, ne de kendilerine süre verilecek!
Süleyman Ateş
Doğrusu o, onlara ansızın gelecek, onları şaşırtacak, ne onu reddedebilecekler, ne de kendilerine süre verilecek.
Süleymaniye Vakfı
Aslında o, hiç beklemedikleri bir anda gelecek ve onları şaşırtacaktır. Onu ne geri çevirebilecekler ne de kendilerine süre verilecektir.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Aslında o gün onlara ansızın gelecek ve onları şaşırtacaktır. Artık onu ne geri çevirebilecekler ne de kendilerine göz açtırılacaktır.
Şaban Piriş
(Azap) onlara aniden gelecek ve onları dehşete düşürecektir. Onu geri çevirmeye asla güçleri yetmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.
Tefhim-ul Kuran
Hayır, onlara apansız gelecek de, böylece onları şaşkına çevirecek; artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne de onlara süre tanınacak.
Ümit Şimşek
O an birden bire geliverir; onlar da öylece donakalır. Artık ne azabı geri çevirmeye güçleri yeter, ne kendilerine süre tanınır.
Yaşar Nuri Öztürk
Doğrusu şu ki, o onlara ansızın gelecek de onları şaşkınlıktan donduracak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ne de yüzlerine bakılacak.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Yox, Qiyamət onlara gözləmədikləri bir halda gələcək və onları heyrətə salacaqdır. Onlar onun qarşısını ala bilməyəcəklər və onlara heç aman da verilməyəcəkdir.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Xeyr, (qiyamət) onları gözlənilmədən yaxalayar və şaşırdar (mat-məbhut edər). (Kafirlər) onu əsla geri qaytara bilməzlər və onlara (tövbə, üzrxahlıq üçün) möhlət də verilməz!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Die Stunde des Jüngsten Gerichts wird plötzlich über sie hereinbrechen, und sie werden bestürzt sein, weil sie sie nicht abwenden können und keinen Aufschub erhalten werden.
Almanca — Der Edle Quran
Aber nein! Es wird plötzlich über sie kommen und sie verblüffen. Dann werden sie es nicht abwenden können, und es wird ihnen kein Aufschub gewährt.
Almanca — M. A. Rassoul
Nein, es wird unversehens über sie kommen, so daß sie in Verwirrung gestürzt werden; und sie werden es nicht abwehren können, noch werden sie Aufschub erlangen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Nein, sondern sie (die Stunde) bricht über sie plötzlich herein, dann macht sie sie sprachlos verwundert, dann werden sie diese weder aufhalten können, noch wird ihnen eine Frist gewährt.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
It shall surprise them. Pale and dumb, they shall stand confused and confounded unable to avert it nor shall they be granted respite.
Abdul Haleem
It will come upon them suddenly and stupefy them; they will be powerless to push it away; they will not be reprieved.
Abdullah Yusuf Ali
Nay, it may come to them all of a sudden and confound them: no power will they have then to avert it, nor will they (then) get respite.
Abul A'la Maududi
That will suddenly come upon them and stupefy them. They shall not be able to ward it off, nor shall they be granted any respite.
Aisha Bewley
No, it will come upon them suddenly, confounding them, taking them completely by surprise, and they will not be able to ward it off. They will be granted no reprieve.
Al-Hilali & Khan
Nay, it (the Fire or the Day of Resurrection) will come upon them all of a sudden and will perplex them, and they will have no power to avert it nor will they get respite.
Ali Quli Qarai
Rather it will overtake them suddenly, dumbfounding them. So neither will they be able to avert it, nor will they be granted any respite.
Amatul Rahman Omar
Nay it (- the punishment) shall come upon them unawares, so that it will confound them completely, and they will not be able to avert it and no respite shall be given them.
Arthur John Arberry
Nay, but it shall come upon them suddenly, dumbfounding them, and they shall not be able to repel it, nor shall they be respited.
Bijan Moeinian
The catastrophe will take place all of a sudden. They will be so surprised that they cannot avoid it. The Event will not be postponed either.
E. Henry Palmer
Nay, it shall come on them suddenly, and shall dumbfounder them, and they shall not be able to repel it, nor shall they be respited.
Edip-Layth
No, it will come to them suddenly. They will not be able to turn it away, nor will they be delayed.
George Sale
But the day of vengeance shall come upon them suddenly, and shall strike them with astonishment: They shall not be able to avert it; neither shall they be respited.
Hamid S. Aziz
If those who disbelieve but knew the time when they will not be able to ward off the Fire from their faces and from their backs, and they will not be helped!
Mahmoud Ghali
No indeed, it will come up to them suddenly; then it will dumbfound them, so they shall not be able to turn it back, and they will not be respited.
Marmaduke Pickthall
Nay, but it will come upon them unawares so that it will stupefy them, and they will be unable to repel it, neither will they be reprieved.
Mohamed Ahmed - Samira
It will come upon them unawares confounding them, and they will not be able to keep it back, nor will they be given respite.
Muhammad Asad
Nay, but [the Last Hour] will come upon them of a sudden, and will stupefy them: and they will be unable to avert it, and neither wilt they be allowed any respite.
Mustafa Khattab
In fact, the Hour will take them by surprise, leaving them stunned. So they will not be able to avert it, nor will it be delayed from them.
Progressive Muslims
No, it will come to them suddenly. And they will not be able to turn it away, nor will they be delayed.
Sahih International
Rather, it will come to them unexpectedly and bewilder them, and they will not be able to repel it, nor will they be reprieved.
Sam Gerrans
But it will come upon them unexpectedly, and render them speechless, and they will be unable to repel it, nor will they be granted respite.
Shabbir Ahmed
Nay, but it will come upon them suddenly, that it will stun them. They will be unable to repel it, nor will they be given any more respite.
Syed Vickar Ahamed
No, it may come to them all of a sudden and imprison them: No power will they have then to turn it away, nor will they (then) get relief.
Taqi Usmani
Rather, it will come upon them suddenly and will baffle them. So they will not be able to turn it back, nor will they be given respite.
The Monotheist Group
No,it will come to them suddenly. And they will not be able to turn it away, nor will they be delayed.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Mais non, cela leur viendra subitement et ils seront alors stupéfaits; ils ne pourront pas le repousser et on ne leur donnera pas de répit.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Belkî, (qiyamet) ji nişka ve tê wan ku wan sergêj dihêle (û dibizdîne). Êdî ew nikarin wê vegerînin û muhlet(a tobê û lêborînê) jî, ji wan re nayê dayîn.
Hollandaca (1)
Hollandaca — Siregar
Integendeel, het zal hen onverwachts overvallen en hen verbijsteren. Daarom zijn zij niet in staat het tegen te houden. En hun (bestraffing) zal niet uitgesteld worden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Да, конечно, придет он [Судный День] к ним (настолько) внезапно, что ошеломит их [они будут в изумлении]. И не смогут они отвратить его [Огонь], и не будет им дано отсрочки (для покаяния за неверие и ослушания, чтобы спастись от адского наказания)!
Rusça — Osmanov
Более того, огонь настигнет их внезапно, застанет их врасплох, и они не смогут погасить его, и не будет им дано отсрочки [в наказании].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Ja, den (Yttersta stunden) skall komma över dem plötsligt och de skall stå där förvirrade och förstummade; de kan inte hejda dess (ankomst) och de kommer inte att beviljas uppskov.