Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar.

لَا يَسْمَعُونَ حَسِيسَهَا وَهُمْ فِي مَا اشْتَهَتْ اَنْفُسُهُمْ خَالِدُونَ

lā yesmeǔne Hasīsehā ve hum fī mā ştehet enfusuhum ḣālidūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَا
2يَسْمَعُونَyesmeǔneس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakduymazlar
3حَسِيسَهَاHasīsehāح س سKatletmek, kökünü kurutmak, yok etmek, öldürmek, birinin algılama güçlerini öldürmek, bozguna uğratmak, birinin sesini veya hareketini durdurmak, birine veya bir halka ezmek ve aşağılamak, yutmak, patlatmak veya yakmak, taşımak veya uzaklaştırmak veya silkelemek, birine karşı şefkatli veya merhametli olmak (gerçek anlamda, birisi için hissetmek), birisi için yas tutmak, bir şeyi algılamak veya farkına varmak, bir şeyi duyular yoluyla bilmek, bir şeyi tespit etmek, bir şeyi kesin olarak bilmek, bir şeyden emin olmak, dinlemek, bir şeyi tekrar tekrar öğrenmeye çalışmak, bir şey hakkında haber veya bilgi sormak, bir şey veya birisi hakkında bilgi aramak veya soruşturmak, çekilmek veya koparılmak veya sökülmek, kökünden sökülmek veya yerinden edilmek, düşmek veya çıkmak, sürekli/aşamalı olarak/birbiri ardına düşmek, parçalara ayrılmak.onun uğultusunu
4وَهُمْve humve onlar
5فِيiçinde
6مَا
7اشْتَهَتْştehetش ه وİstemek, arzulamak, cinsel istek duymak, şehvet duymak, arzu etmek, özlemekçektiği (ni'metler)
8اَنْفُسُهُمْenfusuhumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunancanlarının
9خَالِدُونَḣālidūneخ ل دKalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmakebedi kalırlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Orasının en hafif bir sesini bilmez duymaz onlar ve canlarının dilediği, arzuladığı şeylerin içinde ebedîdir onlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Orasının en hafif bir sesini bilmez duymaz onlar ve canlarının dilediği, arzuladığı şeylerin içinde ebedîdir onlar.

Adem Uğur

Bunlar onun uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde ebedî kalırlar.

Ahmed Hulusi

Onun (cehennemin) gümbürtüsünü işitmezler. . . Nefslerinin arzu ettiği her şey içinde sonsuza dek yaşarlar.

Ahmet Tekin

Bunlar cehennemin uğultusunu duymazlar. Bunlar, canlarının çektiği, istedikleri nimetler içinde ebedî yaşarlar.

Ahmet Varol

Onun uğultusunu duymazlar ve onlar canlarının çektiği şeyler içinde sonsuzdurlar.

Ali Bulaç

Onun uğultusunu bile duymazlar. Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar.

Ali Fikri Yavuz

Cehennemden uzaklaştırılan o cennetlikler, cehennemin hışıltısını bile duymazlar ve bunlar canlarının istediği şeyler (çeşitli nimetler) içinde ebedi olarak kalıcıdırlar.

Ali Rıza Safa

Uğultusunu duymazlar ve canlarının istediği şeylerle sürekli içerisinde kalırlar.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, cehennemin uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde çok uzun süreli kalırlar.

Bekir Sadak

Cehennemin ugultusunu duymazlar. Canlarinin istedigi seyler icinde temelli kalirlar.

Celal Yıldırım

Cehennem uğultusunu da duymazlar ve onlar canlarının çektiği nîmetler içinde ebedîdirler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar cehennemin uğultusunu işitmezler, canlarının istediği nimetler içinde ebedî olarak kalırlar.

Diyanet İşleri

Onlar cehennemin hışıltısını bile duymazlar. Canlarının istediği nimetler içinde ebedi olarak kalırlar.

Diyanet İşleri (eski)

Cehennemin uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.

Diyanet Vakfi

Bunlar onun uğultusunu duymazlar; gönüllerinin dilediği nimetler içinde ebedî kalırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onun uğultusunu bile duymazlar. Bunlar canlarının istediği şeyler içinde sonsuza dek kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

ve bunlar canlarının istediğinde muhalled kalacaklardır

Erhan Aktaş

Onlar, Cehennem'in uğultusunu bile duymazlar. Ve onlar canlarının istediği şeylerin içinde sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, Cehennem'in uğultusunu bile duymazlar. Ve onlar canlarının istediği şeylerin içinde sürekli kalacaklardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, Cehennem'in uğultusunu bile duymazlar. Ve onlar canlarının istediği şeylerin içinde sürekli kalacaklardır.

Fizilal-il Kuran

Onlar cehennem ateşinin uğultusunu duymazlar ve ebedi olarak canlarının çektiği nimetler içinde kalırlar.

Gültekin Onan

Onun uğultusunu bile duymazlar. Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar.

Hamdi Döndüren

Onlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar, canlarının çektiği nimetler içinde sürekli olarak kalırlar.

Hasan Basri Çantay

Bunlar gönüllerinin dilediği (ni'metler) içinde ebedi (yaşamlarken onun (cehennemin) gizli sesini bile duymazlar.

Hasib Asutay

(Bunlar) onun uğultusunu duymazlar ve canlarının çektiği şeyler için de ebedî kalırlar.

Hayrat Neşriyat

(O mü’minler) onun (o Cehennemin çok uzak mesâfelerden bile işitilen)uğultusunu duymazlar. Ve onlar canlarının çektiği şeyler (hesabsız ni'metler) içinde ebedî olarak kalıcıdırlar.

İbni Kesir

Onun uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.

Mehmet Okuyan

Onun (cehennemin) uğultusunu bile duymayacaklardır; onlar canlarının istediği (nimetler) içinde ebedî kalıcıdır.

Muhammed Esed

onlar (cehennemin) soluğunu (bile) işitmeyecekler ve canlarının arzu edegeldiği şeyler arasında sonsuza kadar yaşayıp gidecekler.

Mustafa İslamoğlu

Onlar oranın uğultusunu bile duymayacaklar. Ve onlar canlarının çektiği şeyler arasında kalıcı bir hayat sürecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onun hışıltısını bile duymazlar ve onlar nefislerinin hoşlandığı şeyler içinde daima kalacak kimselerdir.

Ömer Öngüt

Cehennemin uğultusunu bile duymazlar. Canlarının çektiği nimetler içinde ebedî kalacaklardır.

Suat Yıldırım

Onlar cehennemin hışırtısını bile işitmeyecek, canlarının çektiği nimetler içinde ebedî kalacaklardır.

Süleyman Ateş

Onun uğultusunu duymazlar. Ve canlarının çektiği (ni'metler) içinde ebedi kalırlar.

Süleymaniye Vakfı

Canlarının çektiği nimetler içinde ölümsüz olarak kalacak, Cehennemin hışırtısını dahi duymayacaklardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Cehennemin hışırtısını bile duymayacak, onlar da canlarının çektiği nimetler içinde ölümsüzleşeceklerdir.

Şaban Piriş

Onun uğultusunu duymazlar. Canlarının arzu ettiği şeyler içinde ebedi kalırlar.

Tefhim-ul Kuran

Onun uğultusunu bile duymazlar. Onlar nefislerinin arzuladığı (sayısız nimet) içinde ebedi kalıcıdırlar.

Ümit Şimşek

Onun hışırtısını bile işitmezler. Onlar, canlarının çektiği nimetler içinde ebediyen kalacaklardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Onun uğultusunu duymazlar. Onlar, gönüllerinin istediği şeyler içinde sürekli yaşayacaklardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar onun xışıltısını belə eşitməyəcəklər. Onlar ürəklərinin istədiyi şeylər arasında əbədi qalacaqlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar (Cəhənnəmin) uğultusunu eşitməyəcəklər. Onlar (Cənnətdə) ürəklərinin istədiyi (neʼmətlər) içində əbədi qalacaqlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie werden ihre Laute nicht hören, und sie werden ewig an dem von ihnen ersehnten Ort bleiben.

Almanca — Der Edle Quran

sie hören von ihr nicht (einmal) das leiseste Geräusch. Und sie werden in dem, was ihre Seelen begehrt haben, ewig bleiben.

Almanca — M. A. Rassoul

sie werden nicht den leisesten Laut von ihr hören, während sie auf ewig in dem verweilen, was ihre Seelen begehren.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie hören sein Geräusch nicht. Und sie bleiben in dem, was sie sich wünschten, ewig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They do not hear the sharp continual hissing sound its flames emit; to the contrary, they shall be swimming in the eternal ecstasy of joy of what their souls had always desired.

Abdul Haleem

they will not hear a murmur from it- and endlessly they will enjoy everything their souls desire.

Abdullah Yusuf Ali

Not the slightest sound will they hear of Hell: what their souls desired, in that will they dwell.

Abul A'la Maududi

They shall not hear even a whisper of it, and they shall live for ever in the delights which they had desired.

Aisha Bewley

They will not hear the slightest hint of it and they will remain there timelessly, for ever, among everything their selves desire.

Al-Hilali & Khan

They shall not hear the slightest sound of it (Hell), while they abide in that which their ownselves desire.

Ali Quli Qarai

They will not hear even its faint sound and they will remain [forever] in what their souls desire.

Amatul Rahman Omar

(Not to speak of entering it;) they will not hear the faintest sound of it and they shall be abiding in (the midst of all the blessings) which their souls desire.

Arthur John Arberry

they shall be, kept far from it neither shall they hear any whisper of it, and they shall dwell forever in that their souls desired;

Bijan Moeinian

They will not hear the least noise to distract their soul from enjoying their lives.

E. Henry Palmer

they shall not hear the slightest sound thereof, and they in what their souls desire shall dwell for aye.

Edip-Layth

They shall not hear the slightest sound from it, and they will be in what their person desires abiding therein.

George Sale

they shall not hear the least sound thereof: And they shall continue for ever in the felicity which their souls desire.

Hamid S. Aziz

Verily, those for whom the Good from Us has gone before, they will be removed far there from;

Mahmoud Ghali

They will not hear its perceptible (hissing) sound, and they are eternally (abiding) in whatever their selves craved for. (Literally: lusted for)

Marmaduke Pickthall

They will not hear the slightest sound thereof, while they abide in that which their souls desire.

Mohamed Ahmed - Samira

And will not hear its hissing, and will live for ever in the midst of what their hearts desire.

Muhammad Asad

no sound thereof will they hear; and they will abide in all that their souls have ever desired.

Mustafa Khattab

not even hearing the slightest hissing from it. And they will delight forever in what their souls desire.

Progressive Muslims

They shall not hear the slightest sound from it, and they will be in what their soul desires abiding therein.

Sahih International

They will not hear its sound, while they are, in that which their souls desire, abiding eternally.

Sam Gerrans

They hear not a whisper thereof; and they in what their souls desired abide eternally.

Shabbir Ahmed

They will not hear the slightest sound thereof, while they enjoy an abode where they get all they desire.

Syed Vickar Ahamed

They will not hear the slightest sound of it (Hell): What their souls wanted, in it they will live.

Taqi Usmani

They will not hear the slightest of its sound, and they will remain forever in what their souls desire.

The Monotheist Group

Theyshall not hear the slightest sound from it, and they will be in what their soul desires abiding therein.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew qîjîna dojehê jî nabihîzin, di nava nîmetên ku dilê wan bibijê de her û her dimînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij horen niet het minste geluid ervan. Maar zij zullen altijd blijven in wat hun zielen begeren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zullen niet het minste gedruisch er van hooren, en zij zullen eeuwig de gelukzaligheid genieten, welke hunne zielen begeeren.

Hollandaca — Siregar

Zij zullen er geen geluid van horen. En in wat hun zielen verlangen zullen zij eeuwig levenden zijn.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Не услышат они [обитатели Рая] даже и шороха ее [Геенны], и они будут (находиться) среди того, что пожелали их души, пребывая вечно.

Rusça — Osmanov

Они не услышат даже малейшего звука ада, будут вечно покоиться среди благ, которых возжелали их души.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

inte ens det svagaste ljud skall de uppfatta därifrån och de skall förbli (i paradiset) till evig tid, (omgivna av allt) det som deras själar har längtat efter.