Ta-Ha Suresi 95. Ayet — Elfaz
Musa, "Ya senin derdin neydi ey Samiri?" dedi.
1قَالَḳālededi kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2فَمَاfe mānedir?İsti'nafiye Edatı+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3خَطْبُكَḣaTbukesenin amacınİsim+Zamirخ ط بHalka vaaz/öğüt vermek, bir kadını evlilik için istemek veya talep etmek, konuşmak/sohbet etmek veya söyleşmek, yüz yüze hitap etmek, biriyle konuşmak, biriyle istişare etmek, yemin ile doğrulanmış açık kanıt veya tanıklıkla bir davayı karara bağlamak/hüküm vermek/yargılamak, bir şeyi kendi erişim veya gücü dahilinde bulundurmak, diyalog kurmak, bir şey yapmayı istemek veya arzu etmek, vaaz/konuşma/nutuk vermek.
4يَاسَامِرِيُّyā sāmiriyyuEY/HEY/AH SamiriNida Edatı+Özel İsimس م رGece sohbeti yapmak, gece uykusuz kalmak, gece eğlenmek, kahverengi olmak, esmer olmak, çivi çakmak