Ta-Ha Suresi 65. Ayet — Elfaz
Sihirbazlar: "Ey Musa! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz" dediler.
1قَالُواḳālūdediler kiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2يَامُوسَىٰyā mūsāEY/HEY/AH MusaNida Edatı+Özel İsim
3اِمَّٓاimmāyaTafsîl Edatı
4اَنْen(ki)Masdar Harfi
5تُلْقِيَtulḳiyesen atMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.
6وَاِمَّٓاve immāyahutBağlaç+Tafsîl Edatı
7اَنْen(ki)Masdar Harfi
8نَكُونَnekūnebiz olalımMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
10مَنْmenkimseİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11اَلْقٰىelḳāatanMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.