Ta-Ha Suresi 117. Ayet — Elfaz
Biz de şöyle dedik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun."
1فَقُلْنَاfe ḳulnādedik kiİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2يَاادَمُyā ādemuEY/HEY/AH AdemNida Edatı+Özel İsim
3اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
4هٰذَاhāƶābuİşaret Zamiri
6لَكَlekesenaHarf-i Cer+Zamir
7وَلِزَوْجِكَve li zevcikeve eşineBağlaç+Harf-i Cer+İsim+Zamirز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/koca
8فَلَاfe lāsakınİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
9يُخْرِجَنَّكُمَاyuḣricennekumāsizi çıkarmasınMuzari Fiil+Nun-u Te'kid+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmak
10مِنَmine-tenHarf-i Cer
11الْجَنَّةِl-cenneticennet-Marife (Belirlilik Takısı)+Özel İsimج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık
12فَتَشْقٰىfe teşḳāsonra yorulursunSebep Eki+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabش ق وMutsuz olmak, bedbaht olmak, sıkıntı çekmek, eşkıyalık yapmak, haydutluk yapmak, kötü yola düşmek, zorbalık yapmak, sefil olmak, sefalete düşmek