Bakara Suresi 43. Ayet — Elfaz
Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
1وَاَقِيمُواve eḳīmūve doğrulunBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
2الصَّلٰوةَS-SalāteNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.Marife (Belirlilik Takısı)+İsimص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükran
3وَاٰتُواve ātūve verinBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
5وَارْكَعُواve rkeǔve eğilinBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabر ك عEğilmiş, bükülmüş, eğmek, alçakgönüllülük, kendini alçaltmak, başını eğmek, yüzüstü düştü, sendeledi
6مَعَmeǎberaberHarf-i Cer
7الرَّاكِعِينَr-rākiǐyneeğilenlerleMarife (Belirlilik Takısı)+İsimر ك عEğilmiş, bükülmüş, eğmek, alçakgönüllülük, kendini alçaltmak, başını eğmek, yüzüstü düştü, sendeledi