Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz." demişler. Allah da, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" demişti.

وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنِّي جَاعِلٌ فِي الْاَرْضِ خَلِيفَةً قَالُوا اَتَجْعَلُ فِيهَا مَنْ يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ اِنِّٓي اَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

ve iƶ ḳāle rabbuke li l-melāiketi innī cāǐlun fī l-erDi ḣalīfeten ḳālū e tec'ǎlu fīhā men yufsidu fīhā ve yesfiku d-dimā'e ve neHnu nusebbiHu bi Hamdike ve nuḳaddisu leke ḳāle innī eǎ'lemu mā lā teǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶbir zamanlar
2قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
3رَبُّكَrabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
4لِلْمَلٰٓئِكَةِli l-melāiketiم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.meleklere
5اِنِّيinnīşüphesiz ben
6جَاعِلٌcāǐlunج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakyaratacağım
7فِي-nde
8الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzü-
9خَلِيفَةًḣalīfetenخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekbir halife
10قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler (melekler)
11اَتَجْعَلُe tec'ǎluج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakmi yaratacaksın?
12فِيهَاfīhāorada
13مَنْmenkimse
14يُفْسِدُyufsiduف س دyozlaşmak/bozulmak, geçersiz, çürümüş, kötü/taze olmayan/kirlenmiş, yanlış, kötü niyetli, hileli iş yapmak veya kötülük yapmak. fasad - yozlaşma/şiddet.bozgunculuk yapan
15فِيهَاfīhāorada
16وَيَسْفِكُve yesfikuس ف كDökmek, kan akıtmak, akan kan, akıtmak, kan dökmekdöken
17الدِّمَاءَd-dimā'eد م وKan akmak, Kanamak, Kan gelmek, Kanatmak, Kan dökmek, Yaralamak, Kanını akıtmakkan
18وَنَحْنُve neHnuoysa biz
19نُسَبِّحُnusebbiHuس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmektesbih ediyor
20بِحَمْدِكَbi Hamdikeح م دBirini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak.seni överek
21وَنُقَدِّسُve nuḳaddisuق د سSaf, kutsal, lekesiz olmak. Kudsun - saflık, kutsallık. El Kuddüs - kutsal olan, tüm kötülüklerin üstünde ve karşısında olan, olumlu iyilikle dolu olan. Mukaddes - kutsal. Toprak veya ahşap kap.ve takdis ediyoruz
22لَكَlekeseni
23قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
24اِنِّٓيinnīşüphesiz ben
25اَعْلَمُeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilirim
26مَاşeyleri
27لَاdeğilsiniz
28تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamesiz biliyor

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hani Rabbin meleklere, ben yeryüzünde mutlaka bir halife yaratacağım demişti. Demişlerdi ki: Orada bozgunculuk edecek ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? Biz, sana hamd ederek noksan sıfatlardan arılığını söylemede, seni kutlamadayız ya; ben, sizin bilmediğinizi bilirim demişti.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hani Rabbin meleklere, ben yeryüzünde mutlaka bir halife yaratacağım demişti. Demişlerdi ki: Orada bozgunculuk edecek ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? Biz, sana hamd ederek noksan sıfatlardan arılığını söylemede, seni kutlamadayız ya; ben, sizin bilmediğinizi bilirim demişti.

Adem Uğur

Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi.

Ahmed Hulusi

Rabbin meleklere: "Ben arzda (bedende) bir halife (Esma mertebesinin farkındalığıyla yaşayan şuur sahibi) meydana getireceğim" dedi. Onlar da: "Orada fesat çıkarıp kan döken birini mi meydana getireceksin; biz seni hamdinle (bizde açığa çıkardığın varlığını değerlendirme haliyle) tespih (her an yeni hale dönüşen isteğine kulluk ederek) ve kudsiyetini (her türlü eksiklikten beri oluşunu) dillendirmiyor muyuz?" dediler. (Buyurdu): "BEN sizin bilmediklerinizin Aliymiyim!. . "

Ahmet Tekin

Hani Rabb’in meleklere; 'Ben yeryüzünde dünya düzeni kurmaya, ilâhi hükümleri icraya, yeryüzünü imâra yetkili halifeler hazırlayıp yerleştireceğim' demişti. Melekler: 'Orada bozgunculuk yapacak, karışıklık çıkaracak, kan dökecek birilerini mi hazırlayıp yerleştireceksin? Oysa biz sana hamdederek zikrediyor, seni tesbih ediyoruz. Senin kutsallığını biliyor, kabul ediyor, Seni takdis ediyoruz' dediler. Rabbin: 'Ben, sizin bilmediklerinizi biliyorum' buyurdu.

Ahmet Varol

Hani Rabbin meleklere: 'Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim' demişti. [4] Melekler de: 'Sen orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin! Oysa biz senin yüceliğinden övgü ile söz etmekte (seni hamd ile tesbih etmekte) ve senin bütün eksikliklerden uzak, ulu sıfatların sahibi olduğunu dile getirmekteyiz' demişlerdi. Allah da, 'ben sizin bilmediklerinizi bilirim' demişti.

Ali Bulaç

Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Habîbim), o vaktı hatırla ki, Rabbin Meleklere: “-Ben yer yüzünde (hükümlerimi yerine getirecek) bir halife (bir insan) yaratacağım.” demişti. Melekler de: “- Biz seni hamdinle tesbih ve noksanlıklardan tenzih etmekte olduğumuz halde, orada fesad çıkaracak ve kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın?” demişlerdi. Allah: “-Ben, sizin bilemiyeceğiniz şeyleri bilirim.” buyurdu.

Ali Rıza Safa

Efendin, meleklere, şöyle demişti: "Aslında, yeryüzünün yeni yöneticisi olacak birisini atayacağım!" Dediler ki: "Orada bozgunculuk yapacak ve kan akıtacak birisini mi atayacaksın? Oysa biz, övgülerle Seni yüceltiyoruz ve kutsuyoruz!" Dedi ki: "Kuşkusuz, Ben, sizin bilmediklerinizi bilirim!"

Bayraktar Bayraklı

Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" dediği vakit melekler, "Biz seni överek anarken ve yüceltip dururken, orada fesat çıkaracak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?" dediler. Allah, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" diye cevap verdi.

Bekir Sadak

Rabbin meleklere «Ben yeryuzunde bir halife var edecegim» demisti; melekler, «Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akitacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni overek yuceltiyor ve Seni devamli takdis ediyoruz» dediler; Allah «Ben suphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim» dedi.

Celal Yıldırım

Rabbin (ezelî irâdesi Âdem'i var kılmayı murad ettiğinde) meleklere : «Ben yeryüzünde herhalde (emirlerimi yerine getirecek, Benim adıma konuşacak) bir halîfe var kılacağım» demişti. (Melekler de) «Orada fesad çıkaracak, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın ?! Oysa biz Seni hamdinle tesbîh ve Seni takdîs ediyoruz» demişlerdi. (Allah), «Şüphesiz ki Benim bildiğimi siz bilmezsiniz» demişti.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hani rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Biz seni övgü ile tesbih ederken ve senin kutsallığını dile getirip dururken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah “Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim” buyurdu.

Diyanet İşleri

Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz." demişler. Allah da, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" demişti.

Diyanet İşleri (eski)

Rabbin meleklere 'Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim' demişti; melekler, 'Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni överek yüceltiyor ve Seni devamlı takdis ediyoruz' dediler; Allah 'Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim' dedi.

Diyanet Vakfi

Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir zamanlar Rabb'in meleklere: «Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım» demişti. (Melekler): «A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz» dediler. (Rabb'in): «Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Düşün ki, Rabbin meleklere: "Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife tayin edeceğim." dediği vakit, "Biz seni tesbih ve takdis edip dururken orada fesat çıkaracak ve kanlar akıtacak bir yaratık mı yaratacaksın?" dediler. "Her halde Ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim!" buyurdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve düşün ki rabbin melaikeye "Ben Yerde muhakkak bir halife yapacağım" dediği vakıt "A!.. Orada fesat edecek ve kanlar dökecek bir mahluk mu yaratacaksın?. biz hamdinle tesbih ve seni takdis edip dururken" dediler. "Her halde ben sizin bilemiyeceğiniz şeyler bilirim" buyurdu

Erhan Aktaş

Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim." demişti. Melekler: orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz Seni övgü ile yüceltip kutsuyoruz." dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim." demişti. Melekler: orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz Seni övgü ile yüceltip kutsuyoruz." dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim." demişti. Melekler: "Seni övgü ile yüceltip kutsayan bizler dururken orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi yönetici yapacaksın?" dediler. Allah da: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

Fizilal-il Kuran

Hani Rabb'in, meleklere «Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım» demişti. Melekler «Ya Rabbi sen yeryüzünde kargaşalık çıkaracak, kanlar dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor, takdis ediyoruz» dediler. Allah meleklere «Ben sizin bilmediklerinizi bilirim' dedi.

Gültekin Onan

Rabbin, meleklere şöyle demişti: "Yeryüzüne bir halife yerleştireceğim / Yeryüzünde bir halife varedeceğim / Yeryüzünde (birisini) halife yapacağım (caılün)". Melekler de: "Orada bozgunculuk yapacak (yüfsidü), kan akıtacak (yesfiküddima) birisini mi yerleştireceksin / var edeceksin / (halife) yapacaksın? Halbuki biz seni hamdinle yüceltiyor (nüsebbihu) ve kutsuyoruz (nükaddisu)" dediler. "Sizin bilmediğinizi / bilmediklerinizi / bilemeyeceklerinizi ben bilirim" dedi.

Hamdi Döndüren

Hani bir zamanlar Rabbin meleklere, “Ben, yeryüzünde bir halîfe yaratacağım.” dedi. Onlar, “Biz seni överek tesbih ve takdis edip dururken, Sen orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah da onlara, “Hiç kuşkusuz, Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” demişti.

Hasan Basri Çantay

Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben yer yüzünde (benim emirlerimi tebliğ ve infaza me'mur) bir halife (bir insan, adem) yaratacağım" demişdi. (Melekler) de: "Biz seni hamdinle tesbih ve seni takdis (ayıblardan, eş koşmakdan, eksikliklerden tenzih) edib dururken (yerde) orada bozgunculuk edecek, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın?" demişlerdi. Allah (da) "Sizin bilemeyeceğinizi her halde ben bilirim" demişdi.

Hasib Asutay

Hani Rabbin meleklere, 'Muhakkak ben yeryüzünde bir halife (12) yaratacağım' demişti. Onlar da 'Biz seni hamdinle tesbih ve takdis edip dururken, orada (yeryüzünde) fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın' dediler. O da 'Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim ' dedi. (12. Halife, temsilci demektir. Allah yeryüzünde idaresini temsil etmek üzere insanı yaratmış ve orada ilâhi hükümranlığını gerçekleştirme görevini ona vermiştir.)

Hayrat Neşriyat

(Ey Habîbim!) Bir zaman Rabbin, meleklere: 'Şübhesiz ki ben, yeryüzünde (insanı)bir halîfe kılacak olanım' buyurmuştu; (melekler:) 'Orada fesad çıkaracak ve orada kanlar dökecek bir kimse mi kılacaksın? Hâlbuki biz, hamdin ile (seni) tesbîh ediyoruz ve seni takdîs ediyoruz' dediler. (Rabbin de onlara:) 'Sizin bilemeyeceğiniz şeyleri, şübhesiz ki ben bilirim!' buyurdu.

İbni Kesir

Hani Rabbın meleklere: Ben, yeryüznde bir halife yaratacağım, demişti de melekler: Biz seni hamd ile tesbih, takdis eder dururken yeryüzünde fesad çıkarıp, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın? demişlerdi. Allah da: Sizin bilmediklerinizi ben bilirim, buyurmuştu.

Mehmet Okuyan

Hani Rabbin meleklere “Ben yeryüzünde bir halife (sorumlu) görevlendireceğim” demişti. Onlar “Biz seni hamdinle (övgüyle) tesbih ediyor (yüceltiyor) ve kutsallıkla anıyorken, orada (yeryüzünde) bozgunculuk çıkarmakta ve kan dökmekte olanı (insanı) mı (halife olarak) görevlendiriyorsun?” demişlerdi. (Allah da onlara): “Şüphesiz ki sizin bilemeyeceğiniz şeyleri ben bilirim.” demişti.

Muhammed Esed

İşte o zaman Rabbin meleklere: "Bakın, Ben yeryüzünde ona sahip çıkacak birini yaratacağım!" demişti. Onlar: "Seni övgüyle yüceltip takdis eden bizler dururken, orada bozgunculuğa ve yozlaşmaya yol açacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. (Allah) "Sizin bilmediğiniz (çok şey var, onları) Ben bilirim!" diye cevapladı.

Mustafa İslamoğlu

Hani, senin Rabbin melaikeye "Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim" dediği zaman da şöyle sormuşlardı: Yeryüzüne fesat çıkaran ve kan dökmekte olan birini mi atayacaksın; üstelik biz seni hamd ile tesbih ve takdis edip dururken?" (Allah) cevap verdi: "Şu kesin ki, ben sizin bilmediğiniz şeyleri de bilirim."

Ömer Nasuhi Bilmen

Yâd et o zamanı ki, Rabbin meleklere «Ben yeryüzünde muhakkak bir halife kılacağım» diye buyurmuştu. Melekler de, «Yeryüzünde fesad çıkaracak, kanlar dökecek kimseyi mi yaratacaksın? Bizler ise Sana hamd ile tesbih eder, Seni takdîs eyleriz» demişlerdi. «Şüphe yok ki sizin bilmeyeceğiniz şeyleri Ben bilirim,» diye buyurmuştur.

Ömer Öngüt

Bir zamanlar Rabbin meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım. ” demişti. Onlar: “Yeryüzünde bozgunculuk yapacak, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor, devamlı takdis ediyoruz. ” dediler. Allah da onlara: “Ben sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim. ” buyurdu.

Suat Yıldırım

Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" dediği vakit onlar: "Â! Oradaki nizamı bozacak ve yeryüzünü kana bulayacak bir mahlûk mu yaratacaksın? Oysa biz sana devamlı hamd, ibadet yapıp, Sen’i tenzih etmekteyiz!" dediler. Allah: "Ben, sizin bilmediğiniz pek çok şey bilirim" buyurdu.

Süleyman Ateş

Bir zamanlar Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yapacağım," demişti. (Melekler): "Orada bozgunculuk yapan, kan döken birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz?" dediler. (Rabbin): Ben sizin bilmediklerinizi bilirim," dedi.

Süleymaniye Vakfı

Rabbin bir gün meleklere: "Yeryüzünde bir halife /muhalif varlık oluşturuyorum." dedi. Melekler: "Orada düzeni bozacak ve kan dökecek birini mi oluşturuyorsun? Her şeyi mükemmel yaptığın için sana yine de boyun eğeriz. Senden dolayı onu kutsal sayarız." dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sahibin (Rabbin) bir gün meleklere, "Yeryüzünde bir muhalif varlık yaratıyorum." dedi. Melekler, "Orada tabii düzeni bozacak ve kan dökecek bir varlık mı oluşturuyorsun? Ama sen yaptığını güzel yaparsın, sana içten boyun eğmemiz bundandır. Senden dolayı onu değerli sayarız." dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!" dedi.

Şaban Piriş

Rabbin meleklere: -Ben yeryüzünde bir yönetici yaratacağım, demişti. Melekler de: -Yeryüzünde bozgunculuk edecek, kan dökecek birilerini mi yaratacaksın? Oysa biz seni durmadan hamd ile tesbih ve takdis ediyoruz, dediler. -Sizin bilmediğiniz şeyleri ben bilirim, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Hani Rabbin, Meleklere: «Muhakkak ben, yer yüzünde bir halife var edeceğim» demişti. Onlar da: «Biz seni övüp yüceltir ve (sürekli) takdis edip dururken, orada fesat çıkaracak ve orada kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?» dediler. (Allah:) «Şüphesiz, sizin bilmediğinizi ben bilirim.» dedi.

Ümit Şimşek

Hani Rabbin meleklere 'Yeryüzünde bir halife yapacağım' buyurmuş, onlar da şöyle demişlerdi: 'Biz Seni hamdinle tesbih ve takdis edip dururken, orada bozgunculuk edip kan dökecek birisini mi yaratacaksın?' Rabbin ise, 'Ben sizin bilmediğinizi bilirim' buyurmuştu.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım." demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: "Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz." Allah şöyle dedi: "Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sənin Rəbbin mələklərə: “Mən yer üzündə bir canişin bərqərar edəcəyəm!”– dedikdə, onlar: “Biz Səni həmd-səna ilə təriflədiyimiz və Səni müqəddəs tutduğumuz halda, Sən orada fəsad törədib qan salacaq bir kəsmi yerləşdirəcəksən?”– söylədilər. O dedi: “Şübhəsiz ki, Mən sizin bilmədiklərinizi bilirəm!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Sənin Rəbbin mələklərə: ″Mən yer üzündə bir xəlifə (canişin) yaradacağam″, - dedikdə (mələklər): ″Biz Sənə şükür etdiyimiz, şəʼninə təʼriflər dediyimiz və Səni müqəddəs tutduğumuz halda, Sən orada (yer üzündə) fəsad törədəcək və qan tökəcək bir kəsmi yaratmaq istəyirsən?″- söylədilər. (Allah onlara:) ″Mən bildiyim şeyi siz bilmirsiniz!″ – buyurdu.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Einst sprach dein Herr zu den Engeln: ʺIch setze auf der Erde jemanden ein, dem ich die Herrschaft darüber verleihe.ʺ Die Engel erwiderten: ʺSetzt Du dorthin einen, der Unheil stiftet und Blut vergießt, während wir Dich preisen und Deine Heiligkeit rühmen?ʺ Gott sprach: ʺIch weiß, was ihr nicht wißt!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und als dein Herr zu den Engeln sagte: ʺIch bin dabei, auf der Erde einen Statthalter einzusetzenʺ, da sagten sie: ʺWillst Du auf ihr etwa jemanden einsetzen, der auf ihr Unheil stiftet und Blut vergießt, wo wir Dich doch lobpreisen und Deiner Heiligkeit lobsingen?ʺ Er sagte: ʺIch weiß, was ihr nicht wißt.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und als dein Herr zu den Engeln sprach: ʺWahrlich, Ich werde auf der Erde einen Nachfolger einsetzenʺ, sagten sie: ʺWillst Du auf ihr jemanden einsetzen, der auf ihr Unheil anrichtet und Blut vergießt, wo wir doch Dein Lob preisen und Deine Herrlichkeit rühmen?ʺ Er sagte: ʺWahrlich, Ich weiß, was ihr nicht wisset.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (erinnere daran), als dein HERR zu den Engeln sagte: ʺGewiß, ICH setze auf der Erde einen Khalifa ein.ʺ Sie sagten: ʺSetzt DU etwa darauf ein, wer darauf Verderben anrichtet und Blut vergießt, während wir Dich mit Deinem Lob rühmen und uns für Dich rein halten?ʺ ER sagte: ʺGewiß, ICH weiß, was ihr nicht wißt.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

For once Allah made a proclamation, to the angels of a great event; He said to them: "I am inducting a Vicegerent* on earth. " The angels said: "Will You assign the earth to someone who shall make mischief therein, create discord and shed blood, while we adore Your Eternal Name and to You we express our feelings of warm approbation and extoll Your glorious attributes!" "But I am," said Allah, "AL-'Alim, Who knows what you do not know."

Abdul Haleem

[Prophet], when your Lord told the angels, ‘I am putting a successor on earth,’ they said, ‘How can You put someone there who will cause damage and bloodshed, when we celebrate Your praise and proclaim Your holiness?’ but He said, ‘I know things you do not.’

Abdullah Yusuf Ali

Behold, thy Lord said to the angels: "I will create a vicegerent on earth." They said: "Wilt Thou place therein one who will make mischief therein and shed blood?- whilst we do celebrate Thy praises and glorify Thy holy (name)?" He said: "I know what ye know not."

Abul A'la Maududi

Just think when your Lord said to the angels: "Lo! I am about to place a vicegerent on earth," they said: “Will You place on it one who will spread mischief and shed blood while we celebrate Your glory and extol Your holiness?” He said: “Surely I know what you do not know.”

Aisha Bewley

When your Lord said to the angels, ‘I am putting a khalif on the earth,’ they said, ‘Why put on it one who will cause corruption on it and shed blood when we glorify You with praise and proclaim Your purity?’ He said, ‘I know what you do not know. ’

Al-Hilali & Khan

And (remember) when your Lord said to the angels: "Verily, I am going to place (mankind) generations after generations on earth." They said: "Will You place therein those who will make mischief therein and shed blood, - while we glorify You with praises and thanks and sanctify You." He (Allâh) said: "I know that which you do not know."

Ali Quli Qarai

When your Lord said to the angels, ‘Indeed I am going to set a viceroy on the earth,’ they said, ‘Will You set in it someone who will cause corruption in it, and shed blood, while we celebrate Your praise and proclaim Your sanctity?’ He said, ‘Indeed I know what you do not know. ’

Amatul Rahman Omar

And (recall) when your Lord said to the angels, `I am (according to My usual practice) going to appoint a supreme religious head in the land (to convey My Message to human beings and to execute My will in the universe). ' They said, `Will You create (also) therein such (people) as will cause disorder in it and shed blood while we already glorify You with Your true praise and extol Your holiness.' He (- God) answered, `I know that which you do not know.'

Arthur John Arberry

And when thy Lord said to the angels, 'I am setting in the earth a viceroy. ' They said, 'What, wilt Thou set therein one who will do corruption there, and shed blood, while We proclaim Thy praise and call Thee Holy?' He said, 'Assuredly I know that you know not.'

Bijan Moeinian

Your Lord said to the angles: "I am going to place man as my representative on earth. " They said: “Will you place on earth the one who will make mischief and shed blood? You know that we sing Your praises and glorify You [would you kindly explain the rational behind this decision of yours?]

E. Henry Palmer

And when thy Lord said unto the angels, 'I am about to place a vicegerent in the earth,' they said, 'Wilt Thou place therein one who will do evil therein and shed blood? we celebrate Thy praise and hallow Thee. ' Said (the Lord), 'I know what ye know not.'

Edip-Layth

Your Lord said to the controllers, "I am placing a successor on earth." They said, "Would You place in it he who would corrupt it, and shed blood, while we sing Your glory, and praise You?" He said, "I know what you do not know."

George Sale

When thy Lord said unto the angels, I am going to place a substitute on earth; they said, Wilt thou place there one who will do evil therein, and shed blood? But we celebrate thy praise, and sanctify Thee. God answered, verily I know that which ye know not;

Hamid S. Aziz

And when your Lord said unto the angels, "I am about to place a Vicegerent (Agent, Successor, Inheritor) in the earth," they said, "Will you place therein one who will do evil therein and shed blood? While we celebrate Thy praise and glorify Thee. " Said (the Lord), "I know what you know not."

Mahmoud Ghali

And (remember) as your Lord said to the Angels, "Surely I am making in the earth a successor. " They said, "Will You make therein one who will corrupt in it and shed blood (Literally: bloods) while we (are the ones who) extol (with) Your praise and call You Holy? Literally: hallow for you)" He said, "Surely I know whatever you do not know."

Marmaduke Pickthall

And when thy Lord said unto the angels: Lo! I am about to place a viceroy in the earth, they said: Wilt thou place therein one who will do harm therein and will shed blood, while we, we hymn Thy praise and sanctify Thee? He said: Surely I know that which ye know not.

Mohamed Ahmed - Samira

Remember, when your Lord said to the angels: "I have to place a trustee on the earth," they said: "Will You place one there who would create disorder and shed blood, while we intone Your litanies and sanctify Your name?" And God said: "I know what you do not know. "

Muhammad Asad

AND LO! Thy Sustainer said unto the angels: "Behold, I am about to establish upon earth one who shall inherit it. " They said: "Wilt Thou place on it such as will spread corruption thereon and shed blood -whereas it is we who extol Thy limitless glory, and praise Thee, and hallow Thy name?" [God] answered: "Verily, I know that which you do not know."

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when your Lord said to the angels, "I am going to place a successive ˹human˺ authority on earth." They asked ˹Allah˺, “Will You place in it someone who will spread corruption there and shed blood while we glorify Your praises and proclaim Your holiness?” Allah responded, “I know what you do not know.”[1]

Progressive Muslims

And your Lord said to the Angels: "I am placing a successor on Earth. " They said: "Would You place in it he who would corrupt in it, and spill blood, while we sing Your glory, and praise You" He said: "I know what you do not know."

Sahih International

And [mention, O Muúammad], when your Lord said to the angels, "Indeed, I will make upon the earth a successive authority. " They said, "Will You place upon it one who causes corruption therein and sheds blood, while we declare Your praise and sanctify You?" Allah said, "Indeed, I know that which you do not know."

Sam Gerrans

And when thy Lord said to the angels: “I am placing in the earth a successor,” they said: “Wilt Thou place therein one who will do harm therein, and shed blood, while we give glory with Thy praise and hallow Thee?” He said: “I know what you know not.”

Shabbir Ahmed

He announced His Plan to the angels (the Universal physical Laws), "Behold, I am about to place a creation in the earth that will inherit it. " They exclaimed, "Will you place on it such creation as will cause disorder therein and shed blood! Whereas we strive to establish Your glory in the Universe and make it manifest that You Lord are Impeccable!" He answered, "Behold, I know that which you know not." ((15:27), (16:49-50)). Human evolution: ((6:2), (7:189), (22:5), (23:12-13), (25:54), (32:7-9), (35:11), (37:11), (71:17)).

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when your Lord said to the angels; "I will create a vicegerent on earth. " They said: "Will You place in there, one who will make mischief and shed blood in there? While we (indeed) celebrate Your Praises and glorify Your Holy (Name)?" He said: "I do know what you do not know."

Taqi Usmani

(Remember) when your Lord said to the angels, "I am going to create a deputy on the earth!" They said, “Will You create there one who will spread disorder on the earth and cause bloodshed, while we proclaim Your purity, along with your praise, and sanctify Your name?” He said, “Certainly, I know what you know not.”

The Monotheist Group

And your Lord said to the angels: "I am placing a successor on the earth." They said: "Will You place in it he who would make corruption in it, and spill blood; while we praise by Your glory, and exalt to You?" He said: "I know what you do not know."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Lorsque Ton Seigneur confia aux Anges: ʺJe vais établir sur la terre un vicaire ʺKhalifaʺ. Ils dirent: ʺVas-Tu y désigner un qui y mettra le désordre et répandra le sang, quand nous sommes là à Te sanctifier et à Te glorifier?ʺ - Il dit: ʺEn vérité, Je sais ce que vous ne savez pas!ʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê dema Xwedayê te ji melayîketan re got: Birastî ez ê li ser erdê xelîfeyekî (ku yek têkeve şûna yê din) biafirînim; (Melayîketan) got: “Ma Tu yê mexlûqên ku li erdê fesadiyê bikin û xwînê birêjin, biafirînî?” Hal ev e ku em hemdê te dikin û Te pak didêrin. (Xwedê) got: “Birastî ya ku hûn pê nizanin ez dizanim.”

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen jouw Heer tot de engelen zei: ʺIk ga op aarde een plaatsvervanger aanstellenʺ, zeiden zij: ʺGaat U daar iemand aanstellen die er verderf brengt en bloed vergiet, terwijl wij U lofprijzen en Uw heiligheid eren?ʺ Hij zei: ʺIk weet wat jullie niet weten.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen God tot de engelen zeide: ʺIk wil een stadhouder op aarde plaatsen,ʺ zeiden zij: ʺZult Gij er een plaatsen, die daar wanorde sticht en bloed vergiet? Wij echter zingen Uw lof en heiligen U.ʺ Hij zeide echter; ʺIk weet wat gij niet weet.ʺ

Hollandaca — Siregar

En toen jouw Heer tot de Engelen zei: ʺVoorwaar, Ik zal op aarde een gevolmachtigde aanstellen,ʺ zeiden zij: ʺGaat U daarop iemand aanstellen,ʺ zeiden zij: ʺGaat U daarop iemand aanstellen die verderf zal zaaien en bloed zal vergieten, terwijl wij U roemen met de lofprijzing die U toekomt en wij U heiligen?ʺ Hij zei: ʺVoorwaar, Ik weet wat jullie niet wetenʺ.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот, сказал Господь твой ангелам: «Я установлю на земле наместника [людей, которые будут жить на ней]». (Ангелы) сказали: «(О, Господь наш, сообщи нам какова мудрость того, что) Ты установишь на ней того [людей], кто будет там (также) [некоторые из них] сеять беспорядок и проливать кровь (проявляя несправедливость и тиранию), а мы (покорны Тебе и) восславляем (Тебя) вознося хвалу Тебе и святим Тебя?» Он [Аллах] сказал: «Поистине, Я знаю то [мудрость, почему Я создаю людей], чего вы не знаете!»

Rusça — Osmanov

И сказал твой Господь ангелам: ʺЯ поставлю на земле наместникаʺ. Они спросили: ʺПоставишь ли Ты на земле того, кто будет грешить и проливать кровь, тогда как мы прославляем Тебя хвалой и святим Тебя?ʺ Аллах ответил: ʺВоистину, Я ведаю о том, что вам неведомоʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH SE, din Herre sade till änglarna: ʺJag skall tillsätta en ställföreträdare på jorden.ʺ (Änglarna) sade: ʺSkall Du tillsätta någon som stör ordningen där och sprider sedefördärv och (till och med) utgjuter blod, medan det är vi som sjunger Ditt lov och prisar Ditt heliga namn?ʺ (Gud) svarade: ʺJag vet vad ni inte vet.ʺ