Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin.

وَلَا تَأْكُلُوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ وَتُدْلُوا بِهَا اِلَى الْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا فَرِيقًا مِنْ اَمْوَالِ النَّاسِ بِالْاِثْمِ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

ve lā te'kulū emvālekum beynekum bi l-bāTili ve tudlū bihā ilā l-Hukkāmi li te'kulū ferīḳan min emvāli n-nāsi bi l-iṧmi ve entum teǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lā
2تَأْكُلُواte'kulūا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryemeyin
3اَمْوَالَكُمْemvālekumم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.mallarınızı
4بَيْنَكُمْbeynekumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaranızda
5بِالْبَاطِلِbi l-bāTiliب ط لBoş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmakbatıl (sebepler) ile
6وَتُدْلُواve tudlūد ل وBir kovayı kuyuya sarkıtmak, indirmek, kova.ve atmayın
7بِهَاbihāonları
8اِلَىilā
9الْحُكَّامِl-Hukkāmiح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hakimler(in önün)e
10لِتَأْكُلُواli te'kulūا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryemeniz için
11فَرِيقًاferīḳanف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.bir kısmını
12مِنْmin
13اَمْوَالِemvāliم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.mallarından
14النَّاسِn-nāsiن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanların
15بِالْاِثْمِbi l-iṧmiا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadıgünah bir biçimde
16وَاَنْتُمْve entumve siz
17تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebildiğiniz halde

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Mallarınızı aranızda boş yere yemeyin. İnsanların bir kısım mallarını da günah ederek yemek için bile-bile hâkimlere mal vermeyin.

Adem Uğur

Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin.

Ahmed Hulusi

Mallarınızı, aranızda, gerçeklerle bağdaşmayan şekilde yemeyin. Ve bilip durduğunuz halde insanların mallarından haksız yere yemek için hükmedicilere koşmayın.

Ahmet Tekin

Birbirinizin mallarını aranızda haksız, meşrû olmayan sebeplerle yemeyin. Bile bile günaha girerek insanların mallarının bir kısmını yemek için hâkimlere, idarecilere, hükümetlere, iktidardakilere mallarınızı rüşvet olarak vermeyin. Bu tür malları alarak başkalarına zulmettiğinizi bile bile bunları yapmayın.

Ahmet Varol

Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin ve insanların mallarının bir kısmını yemek için bile bile bunları günah olan bir şekilde hakimlere aktarmayın.

Ali Bulaç

Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın.

Ali Fikri Yavuz

Aranızda birbirinizin mallarını hırsızlık, kumar ve gasp gibi haksız (bâtıl) sebeplerle yemeyin ve insanların mallarından bir kısmını bile bile yalan şahitliği gibi günahla yemek için, o malları rüşvet olarak hâkimlere aktarmayın.

Ali Rıza Safa

Birbirinizin mallarını haksızlıkla aranızda yemeyin. İnsanların mallarından bir bölümünü bilerek haksızlıkla yemek için, onları yargıçlara rüşvet olarak vermeyin.

Bayraktar Bayraklı

Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyiniz. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollarla yemeniz için o malları rüşvet olarakhakimlere vermeyiniz.

Bekir Sadak

Aranizda mallarinizi haksizlikla yemeyin; bildiginiz halde gunaha girerek insanlarin mallarindan bir kismini yemek icin onu hakimlere aktarmayin. *

Celal Yıldırım

Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin ; insanların mallarından bir kısmını bile bile günah işleyerek yemeniz için onu hâkimlere (rüşvet yolu) aktarmayın.

Diyanet İşleri

Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin.

Diyanet İşleri (eski)

Aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin; bildiğiniz halde günaha girerek insanların mallarından bir kısmını yemek için onu hakimlere aktarmayın.

Diyanet Vakfi

Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de aranızda mallarınızı haksız sebeplerle yemeyin, insanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için o malları hakimlere sarkıtmayın (dava konusu yapmayın.)

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeble yemeyin nasın emvalinden bir kısmını bile bile günah ile yemek için o malları hakimlere sarkıtmayın

Erhan Aktaş

Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin. Günah olduğunu bildiğiniz halde, başkasının bir kısım mallarına haksız yere sahip olabilmek için hukuki hileye başvurmayın.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin. Günah olduğunu bildiğiniz halde, başkasının bir kısım mallarına haksız yere sahip olabilmek için hukuki hileye başvurmayın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin. Günah olduğunu bildiğiniz halde, başkasının bir kısım mallarına haksız yere sahip olabilmek için hukuki hileye başvurmayın.

Fizilal-il Kuran

Birbirinizin mallarını haksız yollardan yemeyin. İnsanların bir kısım mallarını günah olacak biçimde bile bile yemek için hakimlere peşkeş çekmeyin.

Gültekin Onan

Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın.

Hamdi Döndüren

Bir de aranızda mallarınızı batıl yollarla yemeyin ve insanların mallarından bir bölümünü, bile bile günaha girerek yemek için, hâkimlere rüşvet olarak vermeyin!

Hasan Basri Çantay

Aranızda (birbirinizin) mallarınızı haksız sebeblerle yemeyin ve kendiniz bilib dururken insanların mallarından bir kısmını günah (ı mucip suretler) le yemeniz için onları (o malları) haakimlere aktarma etmeyin.

Hasib Asutay

(Ey müminler!) Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Bile bile, günâha girerek insanların mallarından bir kısmını yemeniz için onu hâkimlere (rüşvet olarak) aktarmayın. (68) (68. Bu âyet ile her çeşit rüşvet yasaklanmış, aldatma ve hile ile elde edilen her çeşit kazanç haram kılınmıştır.)

Hayrat Neşriyat

Hem mallarınızı aranızda bâtıl (haram yollar)la yemeyin ve insanların mallarından bir kısmını kendiniz (haksız olduğunuzu) bile bile (rüşvet veya yalancı şâhidlik gibi) günah ile yemeniz için onları(n hükmünü) hâkimlere (bırakıp) aktarmayın!

İbni Kesir

Mallarınızı aranızda batıl ile yemeyin. Ve insanların mallarından bir kısmını, siz bildiğiniz halde günahla yemek için onları hakimlere aktarmayın.

Mehmet Okuyan

Mallarınızı aranızda batıl sebep(ler)le yemeyin! İnsanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için (haram olduğunu) bile bile onları (malları) hâkimlere (rüşvet olarak) vermeyin!

Muhammed Esed

Birbirinizin mallarını haksız şekilde yiyip tüketmeyin ve başkalarına ait meşru mallardan hiçbirini bilerek haksızlıkla tüketmek için hukuki hilelere başvurmayın.

Mustafa İslamoğlu

Birbirinizin mallarını gayr-ı meşru bir biçimde yemeyin ve günaha girerek bile bile insanların hakkını yemek için o malları kullanarak yetkililere ulaşmayın!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve mallarınızı aranızda bâtıl sebeple yemeyiniz. Ve nâsın mallarından bir kısmını siz bildiğiniz halde günah ile yemek için o malları hakîmlere düşürmeyiniz.

Ömer Öngüt

Aranızda birbirinizin mallarını haksız sebeplerle yemeyin; bildiğiniz halde insanların mallarından bir kısmını günah yollarla yemeniz için onu hâkimlere (rüşvet yollu) aktarmayın.

Suat Yıldırım

Bir de, birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin. Halkın mallarından bir kısmını, bile bile haksız yere yemek için, rüşvetlerle hâkimlere koşmayın.

Süleyman Ateş

Mallarınızı, aranızda batıl (sebepler) ile yemeyin; bile bile insanların mallarından bir kısmını günah bir biçimde yemeniz için onları hakimler(in önün)e atmayın (hakimlere götürmeyin veya onlara rüşvet vermeyin).

Süleymaniye Vakfı

Mallarınızı aranızda batıl /Kur'an'a aykırı yollarla yemeyin. Ayrıca, insanların mallarının bir kısmını yemek için, bile bile günaha girerek onu yetkililere (rüşvet olarak) vermeyin!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Bile bile günaha girip insanların mallarını yemek için malınızı (rüşvet olarak) yetkililere vermeyin.

Şaban Piriş

Aranızda birbirinizin mallarını haksız sebeplerle yemeyin ve bildiğiniz halde insanların mallarından bir kısmını günahı gerektirecek şekilde yemek için onu hakimlere (rüşvet olarak) aktarmayın.

Tefhim-ul Kuran

Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve siz, bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü, yemeniz için onları hakimlere aktarmayın.

Ümit Şimşek

Birbirinizin malını haksız yere yemeyin. Halkın bir kısım malını bilerek günah yollardan yemek için hâkimlere başvurmayın.

Yaşar Nuri Öztürk

Mallarınızı aranızda haksız ve uydurma yollara baş vurarak yemeyin; bilip durduğunuz halde insanların mallarından bir kısmını günaha saparak yemek için onları yargıçlara aktarmayın.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Mallarınızı öz aranızda haqsızlıqla yeməyin və camaatın malının bir qismini bilə-bilə günah yolu ilə yeyəsiniz deyə hakimləri ələ almağa çalışmayın.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr sollt einander nicht widerrechtlich um Hab und Gut bringen und die Machthaber damit bestechen, um sich wissentlich, ohne Recht, den Besitz anderer oder einen Teil davon anzueignen.

Almanca — Der Edle Quran

Und zehrt nicht euren Besitz untereinander auf nichtige Weise auf und bestecht nicht damit die Richter, um einen Teil des Besitzes der Menschen in sündhafter Weise zu verzehren, wo ihr (es) doch wißt.

Almanca — M. A. Rassoul

Und verschlingt nicht euren Besitz untereinander in ungerechter Weise und bietet ihn nicht den Behörden an, um einen Teil vom Besitz der Menschen in sündhafter Weise zu verschlingen, wo ihr doch wisset.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und eignet euch euer zwischen einander (vorhandenes) Vermögen nicht durch das als nichtig Erklärte an und bringt dieses nicht vor den Richtenden, um euch damit einen Teil des Vermögens von Leuten durch Sündhaftes anzueignen, während ihr es wisst.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And do not usurp others’ possessions unlawfully and present bribes to their judges to sway their discernment so that you sinfully devour a part of peoples’ possessions being aware of your evil doings.

Abdul Haleem

Do not consume your property wrongfully, nor use it to bribe judges, intending sinfully and knowingly to consume parts of other people’s property.

Abdullah Yusuf Ali

And do not eat up your property among yourselves for vanities, nor use it as bait for the judges, with intent that ye may eat up wrongfully and knowingly a little of (other) people's property.

Abul A'la Maududi

Do not usurp one another’s possessions by false means, nor proffer your possessions to the authorities so that you may sinfully and knowingly usurp a portion of another’s possessions.

Aisha Bewley

Do not devour one another’s property by false means nor offer it to the judges as a bribe, trying through crime to knowingly usurp a portion of other people’s property.

Al-Hilali & Khan

And eat up not one another’s property unjustly (in any illegal way e.g. stealing, robbing, deceiving, etc.), nor give bribery to the rulers (judges before presenting your cases) that you may knowingly eat up a part of the property of others sinfully.

Ali Quli Qarai

Do not eat up your wealth among yourselves wrongfully, nor proffer it to the judges in order to eat up a part of the people’s wealth sinfully, while you know [that it is immoral to do so].

Amatul Rahman Omar

Do not appropriate one another's property with inequity (and by false means) nor seek to gain access thereby to the authorities so that you may appropriate a portion of (other) people's property by sinful means (and bribery) and that (too) knowingly (that you have no right to do so).

Arthur John Arberry

Consume not your goods between you in vanity; neither proffer it to the judges, that you may sinfully consume a portion of other men's goods, and that wittingly.

Bijan Moeinian

Do not devour each others’ property illicitly neither bribe a judge to make an unjust decision in your favor; you know very well that it is wrong.

E. Henry Palmer

Devour not your wealth among yourselves vainly, nor present it to the judges that ye may devour a part of the wealth of men sinfully, the while ye know.

Edip-Layth

Do not consume your money between you unjustly by bribing the decision-makers so that you may consume a part of the other people's money sinfully while you know!

George Sale

Consume not your wealth among your selves in vain; nor present it unto judges, that ye may devour part of men's substance unjustly, against your own consciences.

Hamid S. Aziz

Devour not your wealth among yourselves vainly, nor present it to the judges that you may devour a part of the wealth of other men sinfully and knowingly.

Mahmoud Ghali

And do not eat up your riches among yourselves untruthfully and do not proffer them to the judges, that you may viciously eat up some (i. e. a portion; literally a group) of other men's riches, (while) you know (it).

Marmaduke Pickthall

And eat not up your property among yourselves in vanity, nor seek by it to gain the hearing of the judges that ye may knowingly devour a portion of the property of others wrongfully.

Mohamed Ahmed - Samira

And do not consume each other's wealth in vain, nor offer it to men in authority with intent of usurping unlawfully and knowingly a part of the wealth of others.

Muhammad Asad

AND DEVOUR NOT one another's possessions wrongfully, and neither employ legal artifices with a view to devouring sinfully, and knowingly, anything that by right belongs to others.

Mustafa Khattab

Do not consume one another’s wealth unjustly, nor deliberately bribe authorities in order to devour a portion of others’ property, knowing that it is a sin.

Progressive Muslims

And do not consume your money between you unjustly by bribing the decision makers so that you may consume a part of the other people's money sinfully while you know!

Sahih International

And do not consume one another's wealth unjustly or send it [in bribery] to the rulers in order that [they might aid] you [to] consume a portion of the wealth of the people in sin, while you know [it is unlawful].

Sam Gerrans

And consume not your wealth among yourselves in vanity, neither offer it to the authorities that you might consume part of the property of the people through sin, when you know.

Shabbir Ahmed

(When you abstain from the Permissible during the annual training period, you empower yourselves to easily refrain from the forbidden. ) So, devour not the wealth and property of one another unjustly, nor bribe the officials or the judges to deprive others of their possessions. Know that this kind of behavior drags down the individual and collective potential of the society.

Syed Vickar Ahamed

And do not eat up one another's property among yourselves for show or pettiness, and do not use it as bribe for the judges, with intent that you may eat up wrongfully and knowingly (even) a little of (other) peoples property.

Taqi Usmani

Do not eat up each other’s property by false means, nor approach with it the authorities to eat up a portion of the property of the people sinfully, while you know (that you are unjust in doing so).

The Monotheist Group

And do not consume your money between you unjustly by bribing the decision makers so that you may consume a part of the money of other people sinfully while you know!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ne dévorez pas mutuellement et illicitement vos biens; et ne vous en servez pas pour corrompre des juges pour vous permettre de dévorer une partie des biens des gens, injustement et sciemment.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Malên hev di navbera xwe de bi neheqî nexwin û pê xwe negihînin fermandaran ji bo ku hûn hinekî ji malên mirovan bi gunehkarî û şadezorî bixwin, digel ku hûn dizanin guneh e jî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Verteert niet onderling door bedrog elkaars bezittingen en gebruikt ze niet om ermee de rechters te beïnvloeden, om een deel van de bezittingen van de mensen willens en wetens in zonde te verteren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Verteert uw vermogen niet onder u in ijdele zaken; besteekt den rechter niet daarmede, om het vermogen van uwe naasten onrechtvaardig, tegen uw eigen geweten, te bekomen.

Hollandaca — Siregar

En eet niet onderling van jullie bezittingen op onwettige wijze door deze (bezittingen op misleidend wijze) voor de rechters te brengen, zodart jullie op zondige wijze van een gedeelte van de bezittingen van de mensen kunnen eten, terwijil jullie het weten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не поедайте ваши имущества между собой незаконно [пусть одни из вас не посягают на имущество других, не имея на это права] и не обращайтесь с ней [с тем имуществом] к судьям, (чтобы они вынесли решение в вашу пользу и) чтобы (затем) съесть часть из имущества людей (будучи) в грехе, в то время как вы знаете (что это запрещено).

Rusça — Osmanov

Не присваивайте незаконно имущества друг друга и не подкупайте этим [имуществом] судей, чтобы намеренно присвоить часть собственности [других] людей грешным путем.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

INKRÄKTA inte utan fog på varandras egendom och erbjud inte domarna förmåner för att med orätt, i fullt medvetande (om vad ni gör), tillskansa er något av andras egendom.