Meryem Suresi 29. Ayet — Elfaz
Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler.
1فَاَشَارَتْfe eşāratbunun üzerine işaret ettiİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibe · İf'âl Bâbıش و رToplamak, çıkarmak, sergilemek, göstermek, teşhir etmek, incelemek, danışmak, tartışmak, öğüt vermek, tavsiye etmek, duyurmak, bildirmek, kumanda etmek, emir vermek, emretmek
2اِلَيْهِ۠ileyhionaHarf-i Cer+Zamir
3قَالُواḳālūdediler kiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
4كَيْفَkeyfenasılSoru Ekiك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne halde
5نُكَلِّمُnukellimukonuşuruzMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · Tef'îl Bâbıك ل مKonuşmak, ifade etmek.
6مَنْmenkimseyleİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
7كَانَkāneolanMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
8فِيfīHarf-i Cer
9الْمَهْدِl-mehdibeşikteMarife (Belirlilik Takısı)+İsimم ه دbeşik, uyku yeri, yatak, hazırlık, yerleşim yeri, temelleri atmak, yer açmak