Kehf Suresi 55. Ayet — Elfaz
İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab'lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur.
1وَمَاve māşeyBağlaç+Harf-i Nefi
2مَنَعَmeneǎalıkoyanMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibم ن عEngellemek, alıkoymak, durdurmak, önlemek, engelleyici olmak, yasaklamak, reddetmek veya geri çevirmek, aynı zamanda korumak veya savunmak veya muhafaza etmek, tartışmak veya itiraz etmek, direnmek veya dayanmak, güçlendirmek veya tahkim etmek, bir şeyi erişilemez veya yaklaşılamaz veya erişimi zor hale getirmek.
3النَّاسَn-nāseinsanlarıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
4اَنْenMasdar Harfi
5يُؤْمِنُواyu'minūinanmaktanMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
6اِذْiƶzamanZaman Zarfı
7جَاءَهُمُcā'ehumukendilerine geldiğiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
8الْهُدٰىl-hudāhidayetMarife (Belirlilik Takısı)+İsimه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.
9وَيَسْتَغْفِرُواve yesteğfirūve istiğfar etmektenBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek
10رَبَّهُمْrabbehumRablerineİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
11اِلَّٓاillāancakHasr Edatı
12اَنْenMasdar Harfi
13تَأْتِيَهُمْte'tiyehumkendilerine de gelmesidirMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
14سُنَّةُsunnetuyasasınınİsimس ن نYol, metot, kural, davranış biçimi, adet, tarz, gelenek, görenek, kalıp, gidişat, alışkanlık
15الْاَوَّلِينَl-evvelīneevvelkilerinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç
16اَوْevyahutBağlaç
17يَأْتِيَهُمُye'tiyehumukarşılarına gelmesidirMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
18الْعَذَابُl-ǎƶābuazabınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12