Kehf Suresi 101. Ayet — Elfaz
(100-101) O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!
1اَلَّذِينَ(e)lleƶīneonlar kiİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
2كَانَتْkānetidiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müennes Gaibeك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
3اَعْيُنُهُمْeǎ'yunuhumgözleriİsim+Zamirع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.
4فِيfīiçindeHarf-i Cer
5غِطَاءٍğiTā'inperdeİsimغ ط وÖrtmek, kaplamak, üstünü örtmek, saklamak, gizlemek, maskelemek, kapatmak
6عَنْǎnkarşıHarf-i Cer
8وَكَانُواve kānūve idilerBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
9لَاlāHarf-i Nefi
10يَسْتَطِيعُونَyesteTīǔnetahammül edemezMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.
11سَمْعًاsem'ǎn(Kur'an'ı) dinlemeğeİsimس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak