Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.

وَاِنْ كَادُوا لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ الْاَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا وَاِذًا لَا يَلْبَثُونَ خِلَافَكَ اِلَّا قَلِيلًا

ve in kādū le yestefizzūneke mine l-erDi li yuḣricūke minhā ve iƶen lā yelbeṧūne ḣilāfeke illā ḳalīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِنْve inve
2كَادُواkādūك و دneredeyse, az daha (?)neredeyse
3لَيَسْتَفِزُّونَكَle yestefizzūnekeف ز زUzaklaştırmak, kışkırtmak, kovmak, huzursuz etmek, korkutup kaçırmak, uzaklaştırmak, ürküttürmek. İstafazza (fiil 10) - heyecanlandırmak, aktif hale getirmek, aldatmak, huzursuz etmek, uzaklaştırmak, kovmak, yıkıma sürüklemek, aşağılayarak zayıflatmak, vatandaşlık hakkının kaybına neden olmak.seni tedirgin edeceklerdi
4مِنَmine
5الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyurdundan
6لِيُخْرِجُوكَli yuḣricūkeخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkarmak için
7مِنْهَاminhāoradan
8وَاِذًاve iƶeno takdirde
9لَا
10يَلْبَثُونَyelbeṧūneل ب ثGeciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak.kalamazlar
11خِلَافَكَḣilāfekeخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememeksenin ardından
12اِلَّاillāancak
13قَلِيلًاḳalīlenق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.pek az

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, nerdeyse seni yurdundan çıkarmak için tacîz edip duracaklar, fakat sen çıktıktan sonra arkandan onlar da pek az bir müddet kalacaklar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, nerdeyse seni yurdundan çıkarmak için tacîz edip duracaklar, fakat sen çıktıktan sonra arkandan onlar da pek az bir müddet kalacaklar.

Adem Uğur

Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için nerdeyse dünyayı başına dar getirecekler. O takdirde, senin ardından kendileri de fazla kalamazlar.

Ahmed Hulusi

Seni oradan (Mekke'den) çıkarmak için taciz edeceklerdi. . . İşte o takdirde onlar da senin ardından (dünyada) pek az kalacaklardı. (Bunu yaptılar ve Bedr'de öldürüldüler. A. H. )

Ahmet Tekin

Seni yurdundan, Mekke’den çıkarmak için, huzursuz hale getirerek, neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O zaman, sana muhalefet ettikleri için, senin ardından, kendileri de orada fazla kalamayacaklar.

Ahmet Varol

Neredeyse seni bu yerden çıkarmak için tedirgin edeceklerdi. O durumda kendileri de senden sonra ancak az (bir süre) kalabilirler.

Ali Bulaç

Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm), yakında seni bu Mekke’den çıkarmak için muhakkak ki, seni rahatsız edecekler ve o takdirde kendileri de arkandan pek az kalacaklar (helâk olacaklardır).

Ali Rıza Safa

Bu yerden çıkarmak için seni sıkıştırıyorlar. İşte o zaman, senden sonra kendileri de az bir süreden başka kalamazlar.

Bayraktar Bayraklı

Yine onlar seni yurdundan çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde senin ardından kendileri de fazla kalamazlar.

Bekir Sadak

Memleketinden cikarmak icin seni nerdeyse zorlayacaklardi. O takdirde senin ardindan onlar da pek az kalabilirlerdi.

Celal Yıldırım

Yakında seni bu yerden çıkartmak için seni rahatsız edip dururlar. O takdirde kendileri de senin ardından pek az bir süre kalıp (sonra da) yok olup giderler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için neredeyse sana dünyayı dar etmişlerdi. Ama senden sonra kendileri de fazla kalamayacaklar!

Diyanet İşleri

Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada pek az kalırlardı.

Diyanet İşleri (eski)

Memleketinden çıkarmak için seni nerdeyse zorlayacaklardı. O takdirde senin ardından onlar da pek az kalabilirlerdi.

Diyanet Vakfi

Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için nerdeyse dünyayı başına dar getirecekler. O takdirde, senin ardından kendileri de fazla kalamazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Ey Muhammed!) Yakında seni yurdundan çıkarmak için, muhakkak ki rahatsız edecekler ve o takdirde onlar da senin ardından pek az kalacaklardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Az daha seni bu yerden çıkarmak için rahatsız edeceklerdi ve o takdirde kendileri de senin ardından pek az kalacaklardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve az daha seni bu Arzdan çıkarmak için iz'ac edeceklerdi ve o takdirde kendileri de arkandan pek az kalacaklardı

Erhan Aktaş

Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Neredeyse seni bulunduğun yerden çıkman için tedirgin etmeyi başaracaklardı. Eğer öyle olsaydı, onlar da senin ardından ancak az bir süre kalabilirlerdi.

Fizilal-il Kuran

Gerçi müşrikler seni tedirgin ederek, bıktırarak Mekke'den çıkarmak amacındadırlar, ama o takdirde senden sonra orada ancak kısa bir süre kalabilirler.

Gültekin Onan

Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.

Hamdi Döndüren

Onlar neredeyse seni yurdundan çıkarmak için tedirgin edecekler! Ancak o takdirde kendileri de senin ardından (orada) pek az kalabilirlerdi!

Hasan Basri Çantay

Yakında seni, neredeyse, bu yerden çıkarmak için her halde rahatsız edecekler, (fakat) o takdirde kendileri de arkandan pek az kalacaklardır.

Hasib Asutay

Neredeyse seni o yerden (Mekke'den) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi. O takdirde, kendileri de senin ardından pek az kalacaklardı.

Hayrat Neşriyat

Yine nerede ise seni bu yerden (Mekke’den) çıkarmak için gerçekten rahatsız edeceklerdi; hâlbuki o takdirde (kendileri de) senin ardından (orada) ancak pek az kalacaklardır.

İbni Kesir

Neredeyse seni memleketten çıkarmak için zorlayacaklardı. O zaman, senin ardından onlar da ancak çok az kalabilirler.

Mehmet Okuyan

Onlar, seni o yerden (yurdundan) çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde senin ardından kendileri de (Mekke’de) fazla kalamayacaklar.

Muhammed Esed

Ve (seni ikna edemediklerini görünce, bu sefer) aralarından büsbütün çıkarıp atmak için (doğduğun) toprakta seni tedirgin etmeye çalışıyorlar. Ama, sen ayrıldıktan sonra, onların kendileri de pek fazla kalamayacaklar.

Mustafa İslamoğlu

Fakat (bunun imkansız olduğunu gören) berikiler, bu kez oradan çıkarmak için (senin) toprağında ısrarla seni taciz ve tedirgin etmeye çalışıyorlar. Ama (seni çıkardıkları) zaman, senin ardından onlar da pek fazla kalamayacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve az kaldı seni yurttan çıkarmak için rahatsız edeceklerdi. O halde onlar da senden sonra pek az kalacaklardır.

Ömer Öngüt

Resulüm! Onlar seni bu yerden söküp atmak için rahatsız edip dururlar. O takdirde kendileri de senden sonra yurtlarında pek az kalabilecekler.

Suat Yıldırım

Onlar yurdundan çıkarmak için seni tedirgin edip dururlar. O takdirde kendileri de senden sonra pek az kalır, sonra da yok olur giderler.

Süleyman Ateş

Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için tedirgin edeceklerdi. O takdirde kendileri de senin ardından pek az kalabilirler.

Süleymaniye Vakfı

Seni o topraklardan (Mekke'den) çıkarmak amacıyla neredeyse yerinden edecekler. Bunu yaparlarsa onlar da senin ardından orada fazla kalamazlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Seni bu topraklardan çıkarmak için yerinden oynatmak üzereler. Çıkarırlarsa senden sonra burada fazla kalamazlar.

Şaban Piriş

Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için zorlayacaklar. O zaman, onlar da senin ardından çok az bir zaman kalabilirler.

Tefhim-ul Kuran

Neredeyse seni (bu) yerden (yurdundan) çıkarmak için tedirgin edeceklerdi; bu durumda kendileri de senden sonra az bir süreden başka kalamazlar.

Ümit Şimşek

Seni yurdundan çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. Lâkin senden sonra kendileri de orada fazla kalmazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Az kalsın bu topraktan çıkarmak için seni sıkıştıracaklardı. Böyle bir durumda onlar orada senin arkandan çok az bir süre kalacaklardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Müşriklər az qala səni bu torpaqdan sıxışdırıb çıxaracaqdılar. Lakin səni qovduqdan sonra özləri də orada ancaq az bir müddət qala bilərdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Müşriklər) səni oradan (Məkkədən) çıxartmaq üçün az qalmışdı ki, səni o yerdə fitnəyə salsınlar (narahat eləsinlər, dünyanı başına dar etsinlər). Əgər onlar belə etsəydilər, səndən sonra (Məkkədə) yalnız az bir müddət qala bilərdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie haben dich fast aus dem Land verdrängt und wollten dich daraus vertreiben. Hätten sie es getan, wären sie nach dir nur kurz geblieben, und es wäre um sie geschehen gewesen.

Almanca — Der Edle Quran

Und beinahe hätten sie dich fürwahr aus dem Land aufgestört, um dich daraus zu vertreiben; aber dann würden sie nach dir nur ein wenig verweilen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und in der Tat hätten sie dich fast aus dem Lande verscheucht, indem sie dich daraus vertreiben wollten; dann aber wären sie nach dir nur eine kurze Zeitspanne (dort) geblieben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und beinahe hätten sie dich doch im Lande bedrängt, damit sie dich daraus vertreiben können. Und dann würden sie nach dir nur kurz (heil) zurückbleiben,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They were resolved to impel you to the feeling of fear to make you resolve to quit the land and depart from Macca. But then they would have been allowed to remain only for a short while to come to the end of their rope wherefore We vanquish them and reduce them into a useless form.

Abdul Haleem

They planned to scare you off the land, but they would not have lasted for more than a little while after you.

Abdullah Yusuf Ali

Their purpose was to scare thee off the land, in order to expel thee; but in that case they would not have stayed (therein) after thee, except for a little while.

Abul A'la Maududi

They were bent upon uprooting you from this land and driving you away from it. But were they to succeed, they would not be able to remain after you more than a little while.

Aisha Bewley

They were very near to scaring you from the land with the object of expelling you from it. But had they done so they would only have remained there a short time after you.

Al-Hilali & Khan

And verily they were about to frighten you so much as to drive you out from the land. But in that case they would not have stayed (therein) after you, except for a little while.

Ali Quli Qarai

They were about to hound you out of the land, to expel you from it, but then they would not have stayed after you but a little.

Amatul Rahman Omar

They had spared nothing in unsettling you from the land (of Makkah), that they might drive you out from it. But in that case they (themselves) would not have stayed after you except for a little while.

Arthur John Arberry

Indeed they were near to startling thee from the land, to expel thee from it, and then they would have tarried after thee only a little --

Bijan Moeinian

The disbelievers frightened you so much that you almost decided to flee. If it would have happened (as it happened a year later), they would not have stayed in power for a long time (as it took only eight years that Mohammad triumphantly returned to Mecca and after years everyone embraced Islam.)

E. Henry Palmer

And they well-nigh enticed thee away from the land, to turn thee out therefrom; but then - they should not have tarried after thee except a little.

Edip-Layth

They nearly enticed you to drive you out of the land. But in that case, they would have shortly been destroyed after you were gone.

George Sale

The unbelievers had likewise almost caused thee to depart the land, that they might have expelled thee thence: But then should they not have tarried therein after thee, except a little while.

Hamid S. Aziz

And they wished to scare you away from the land, to drive you forth there from; but then they would not have stayed after you except a little while.

Mahmoud Ghali

And decidedly they were indeed almost about to startle you from the land, to drive you out of it; and they would have not lingered even to succeed you except a little.

Marmaduke Pickthall

And they indeed wished to scare thee from the land that they might drive thee forth from thence, and then they would have stayed (there) but a little after thee.

Mohamed Ahmed - Samira

They had nearly expelled you from the land and driven you away from it. But then, they too would have stayed but a little after you.

Muhammad Asad

And [since they see that they cannot persuade thee, ] they endeavour to estrange thee from the land [of thy birth] with a view to driving thee away from, it-but, then, after thou wilt have left, they themselves will not remain [in it] for more than a little while:

Mustafa Khattab

They were about to intimidate you to drive you out of the land ˹of Mecca˺, but then they would not have survived after you ˹had left˺ except for a little while.

Progressive Muslims

And they nearly frightened you to drive you out of the land. But in that case, they would have shortly been destroyed after you were gone.

Sahih International

And indeed, they were about to drive you from the land to evict you therefrom. And then [when they do], they will not remain [there] after you, except for a little.

Sam Gerrans

And they had almost driven thee out of the land, to turn thee out therefrom; and then would they not have tarried after thee save a little.

Shabbir Ahmed

Since they saw that they could not persuade you, they wished to drive you out (of Madinah as well. ) If they had done that, (they would have lost the stabilizing force of your presence), and would have annihilated one another in a short while.

Syed Vickar Ahamed

And verily, their purpose was to frighten you so much as to drive you away from the Land; But in that case, they would not have stayed (therein) after you, except for a short time.

Taqi Usmani

And they were likely to harass you in the land, so that they could expel you from there, and in that case, they will have not lived (there) after you, but a little.

The Monotheist Group

And they nearly intimidated you so they could drive you out of the land. But then they would have been destroyed shortly after you were gone.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

En vérité, ils ont failli tʹinciter à fuir du pays pour tʹen bannir. Mais dans ce cas, ils nʹy seraient pas restés longtemps après toi.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Nêzîk bû ku ew dinyayê li te teng bikin da ku te ji wê (Mekkeyê) derxin. Wê çaxê piştî te, ew jî ji wextekî kurt pê ve dê li wê nemana (û dê helak bibûna).

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En bijna hadden zij jou door afschrikking het land uitgejaagd om je er zo uit te verdrijven, maar dan zou het na jouw vertrek voor hen nog maar kort duren,

Hollandaca — Siregar

En bijna hadden zij jou vanuit het land opgejaagd, om jou eruit te verdrijven, maar dan zouden zij er na jou niet gebleven zijn, behalve weinigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И они [многобожники] стали близки к тому, чтобы вытеснить тебя (о, Пророк) с (этой) земли [Мекки], чтобы вывести [изгнать] тебя из нее. И тогда [[Однако, Аллах Всевышний удерживал многобожников от того, чтобы они изгнали Пророка Мухаммада из Мекки до тех пор, пока Он Сам не повелел ему переселиться в Медину.]] [если бы они сделали это] пробыли бы они (там) после тебя лишь немного [недолго].

Rusça — Osmanov

Они чуть было не изгнали тебя из [этой] земли. Но в таком случае они сами после твоего изгнания оставались бы [там] лишь недолго, -

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Med sina skrämselmetoder var de på väg att driva bort dig från (ditt) land; hade de lyckats, skulle de inte ha fått bli kvar (där) efter din avfärd mer än en kort tid.