Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.

وَرَبُّكَ اَعْلَمُ بِمَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلَقَدْ فَضَّلْنَا بَعْضَ النَّبِيِّنَ عَلٰى بَعْضٍ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُورًا

ve rabbuke eǎ'lemu bi men fī s-semāvāti ve l-erDi ve leḳad feDDelnā beǎ'De n-nebiyyīne ǎlā beǎ'Din ve āteynā dāvūde zebūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَرَبُّكَve rabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükve Rabbin
2اَعْلَمُeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamedaha iyi bilir
3بِمَنْbi menolanları
4فِي
5السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göklerde
6وَالْاَرْضِve l-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yerde
7وَلَقَدْve leḳadve andolsun ki
8فَضَّلْنَاfeDDelnāف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmekbiz üstün kıldık
9بَعْضَbeǎ'Deب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazkimini
10النَّبِيِّنَn-nebiyyīneن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberkastedilen/bilinen nebiler
11عَلٰىǎlāüzerine
12بَعْضٍbeǎ'Dinب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazkimi
13وَاٰتَيْنَاve āteynāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve verdik
14دَاوُ۫دَdāvūdeداودDavud'a da
15زَبُورًاzebūranز ب رKuyuyu kaplamak, iç duvar, bir parçanın diğerinin üzerine inşası, kontrol etmek/kısıtlamak/yasaklamak, engellenmek/alıkonulmak/tutulmak, iyi/ustalıkla/sağlam yazmak, okumak/ezberden okumak, büyük/cesur/yiğit olmak (insan), ortaya çıkmak, taşlar, anlayış/kısıtlama/akıl, yazılı bir şey, mezmurlar, Davut'un Kitabı, Musa/Davut/Muhammed'in kitapları birlikte, demir parçası, örs, sırtın üst kısmı, güçlü/iri, siyah çamurZebur'u

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Rabbin pek iyi bilir ne varsa göklerde ve yeryüzünde. Andolsun ki bâzı peygamberleri bâzısından üstün ettik ve Dâvûd'a Zebûr'u verdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Rabbin pek iyi bilir ne varsa göklerde ve yeryüzünde. Andolsun ki bâzı peygamberleri bâzısından üstün ettik ve Dâvûdʼa Zebûrʼu verdik.

Adem Uğur

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Davud'a da Zebur'u verdik.

Ahmed Hulusi

Rabbiniz, semalarda ve arzda bulunan varlıklarda olarak, daha iyi bilir. . . Andolsun ki, biz Nebilerin bazısını bazısına üstün kıldık (özellikleri yönünden)! Davud'a da Zebur (hikmetler ihtiva eden BİLGİ) verdik.

Ahmet Tekin

Rabbin göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıkların hepsini iyi bilir. Gerçekten biz, lütufta bulunarak peygamberlerin bir kısmını, diğerlerine üstün kıldık. Dâvûd’a da, Zebûr’u verdik.

Ahmet Varol

Rabbin göklerde ve yerde olanları daha iyi bilir. Andolsun biz peygamberlerin bazılarını bazılarına üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.

Ali Bulaç

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun, biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık ve Davud'a da Zebur verdik.

Ali Fikri Yavuz

Rabbin, göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir, (onlardan dilediğine Peygamberlik verir.) Muhakka ki, biz, peygamberlerin bazısını (faziletçe) bazısına üstün kıldık. Dâvud’a da (ahir zaman peygamberinin faziletini bildiren) Zebûr’u verdik. (Bu âyet-i kerime, “Ebû Tâlib’in yetimi nasıl peygamber olabilir? diyen Kureyş kâfirlerini reddetmektedir.)

Ali Rıza Safa

Efendin, göklerde ve yeryüzünde kim varsa bilir. Gerçek şu ki, peygamberlerin bir bölümünü, diğerlerine üstün yaptık; Davut'a da Zebur'u verdik.

Bayraktar Bayraklı

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.

Bekir Sadak

Goklerde ve yerde olan kimseleri Rabbin daha iyi bilir. And olsun ki peygamberleri birbirinden ustun kilmis ve Davud'a zebur vermisizdir.

Celal Yıldırım

Ve Rabbin göktekileri ve yerde olan kimseleri daha iyi bilir. And olsun ki, peygamberlerin bir kısmını brr kısmından üstün kıldık; Davud'a da Zebur'u verdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Göklerde ve yerde olanları en iyi bilen senin rabbindir. Doğrusu biz peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.

Diyanet İşleri

Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.

Diyanet İşleri (eski)

Göklerde ve yerde olan kimseleri Rabbin daha iyi bilir. And olsun ki peygamberleri birbirinden üstün kılmış ve Davud'a Zebur vermişizdir.

Diyanet Vakfi

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Davud'a da Zebur'u verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Rabbin göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun ki, peygamberlerin bir kısmını bir kısmından üstün kıldık ve Davud'a da Zebur'u verdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem rabbın Göklerde ve Yerde kim varsa hepsine a'lemdir, celalim hakkı için Peygamberlerin de ba'zısını ba'zısına tafdıl ettik ve Davuda bir Zebur verdik

Erhan Aktaş

Göklerde ve yeryüzünde kimlerin olduğunu Rabb'in daha iyi bilir. Ant olsun ki Biz Nebilerin kimini kiminden, kimi nitelikleriyle üstün kıldık. Davud'a Zebur'u verdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Göklerde ve yeryüzünde kimlerin olduğunu Rabb'in daha iyi bilir. Ant olsun ki Biz nebilerin kimini kiminden, kimi nitelikleriyle üstün kıldık. Davud'a Zebur'u verdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Göklerde ve yeryüzünde kimlerin olduğunu Rabb'in daha iyi bilir. Ant olsun ki Biz nebilerin kimini kiminden, kimi nitelikleriyle üstün kıldık. Davud'a Zebur'u verdik.

Fizilal-il Kuran

Rabbin gerek göktekileri (melekleri) ve gerekse yerdekileri (insanları) herkesten iyi bilir.

Gültekin Onan

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun, biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık ve Davud'a da Zebur verdik.

Hamdi Döndüren

Rabbin, göklerde ve yerde olanları daha iyi bilir. Andolsun, biz peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. Nitekim Davud’a da Zebur’u verdik.

Hasan Basri Çantay

Rabbin göklerde ve yerde olan kimseleri en iyi bilendir. Andolsun ki biz peygamberlerin kimini kiminden üstün kılmışızdır. Davuda da Zebur verdik.

Hasib Asutay

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Andolsun biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kılmışızdır. Davud'a da Zebur'u verdik.

Hayrat Neşriyat

Rabbin, göklerde ve yerde olan kimseleri de en iyi bilendir. And olsun ki, peygamberlerin bazısını bazısına üstün kıldık; Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.

İbni Kesir

Rabbın göklerde ve yerde olanları daha iyi bilendir. Andolsun ki; Biz, peygamberlerden bir kısmını bir kısmına üstün kıldık, Davud'a da Zebur'u verdik.

Mehmet Okuyan

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi çok iyi bilendir. Yemin olsun ki biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına (farklı oldukları noktalarda) üstün kıldık; Davud’a da Zebur’u verdik.

Muhammed Esed

çünkü, göklerde ve yerde bulunan her varlığı her bakımdan bilen senin Rabbindir. Fakat şu da bir gerçektir ki, Biz bazı nebilere diğerlerine göre daha büyük bir yücelik tevdi etmişizdir; tıpkı Davud'a (rahmetimizin bir belirtisi olarak) ilahi hikmetle dolu bir kitap verdiğimiz gibi.

Mustafa İslamoğlu

Zira, göklerde ve yerde bulunan her varlığı Rabbin çok iyi bilmektedir; dahası Rabbin peygamberlerden her birine diğerinden farklı olarak üstün nitelikler vermiştir: Nitekim, Davud'a (hükümdarlıkla birlikte) hikmet yüklü sayfalar verdiğimizi (hatırlayın).

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Rabbin göklerde ve yerde olanları pek ziyâde bilendir. Andolsun ki, peygamberlerin bazılarını bazıları üzerine tafdil ettik ve Dâvud'a Zebur'u verdik.

Ömer Öngüt

Rabbin göklerde ve yerde olanları en iyi bilendir. Andolsun ki biz peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Davut'a da Zebur'u verdik.

Suat Yıldırım

Hem senin Rabbin, göklerde ve yerde olan kim varsa hepsini pek iyi bilir. Biz nebîlerden bazısını bazısına üstün kıldık, nitekim Davud’a da Zebûr’u verdik.

Süleyman Ateş

Rabbin, göklerde ve yerde olan kimseleri daha iyi bilir (O, peygamber olmağa kimi layık görürse onu seçer). Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık, Davud'a da Zebur'u verdik.

Süleymaniye Vakfı

Göklerde ve yerde kimlerin olduğunu da en iyi Rabbin bilir. Biz, nebilerden kimini kimine üstün kıldık; Davud'a da bir zebur /kitap verdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Göklerde ve yerdeki kimseleri en iyi Rabbin bilir. Biz, nebilerin kimini kiminden üstün kıldık ve Davud'a da Zebur'u verdik.

Şaban Piriş

Rabbin, göklerde ve yerde olan kimseleri en iyi bilendir. Bazı peygamberleri de diğerlerinden üstün kılmışızdır. Davud'a Zebur verdik.

Tefhim-ul Kuran

Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun, biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık ve Davud'a da Zebur verdik.

Ümit Şimşek

Göklerde ve yerde kim varsa, Rabbin onların hepsini pek iyi bilir. Peygamberlerden kimini Biz diğerlerinden üstün kıldık; Davud'a da Zebur'u verdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Rabbin, göklerdeki ve yerdeki kimseleri de daha iyi bilir. Yemin olsun biz, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kılmışızdır. Davud'a da Zebur'u verdik.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Rəbbiniz göylərdə və yerdə olanları çox yaxşı tanıyır. Biz peyğəmbərlərin bəzisini digərlərindən üstün etdik və Davuda Zəbur verdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Rəbbin göylərdə və yerdə olanları (Özünün bütün yaratdıqlarını) çox gözəl tanıyır. Biz peyğəmbərlərin bəʼzisini digərlərindən üstün etdik və Davuda Zəbur verdik.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Dein Herr weiß genau um die Bewohner der Himmel und der Erde. Wir haben einige Propheten den anderen vorgezogen. David haben wir bevorzugt und ihm das Zabûr-Buch herabgesandt.

Almanca — Der Edle Quran

Und dein Herr kennt diejenigen sehr wohl, die in den Himmeln und auf der Erde sind. Und Wir haben ja einige der Propheten vor anderen bevorzugt. Und Dawud haben Wir ein Buch der Weisheit gegeben.

Almanca — M. A. Rassoul

Und dein Herr kennt jene am besten, die in den Himmeln und auf der Erde sind. Und wahrlich, Wir erhöhten einige der Propheten über die anderen, und David gaben Wir ein Buch.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Allah, your Creator, knows best all creatures, the animate and the inanimate in the heavens and on earth and We invested some prophets with more privileges than we invested others and We gave David the Psalms.

Abdul Haleem

Your Lord knows best about everyone in the heavens and the earth. We gave some prophets more than others: We gave David a book [of Psalms].

Abdullah Yusuf Ali

And it is your Lord that knoweth best all beings that are in the heavens and on earth: We did bestow on some prophets more (and other) gifts than on others: and We gave to David (the gift of) the Psalms.

Abul A'la Maududi

Your Lord knows all who dwell in the heavens and the earth. We have exalted some Prophets over others, and We gave the Psalms to David.

Aisha Bewley

My Lord knows best everyone in the heavens and earth. We favoured some of the Prophets over others. And We gave Dawud the Zabur.

Al-Hilali & Khan

And your Lord knows best all who are in the heavens and the earth. And indeed, We have preferred some of the Prophets above others, and to Dâwûd (David) We gave the Zabûr (Psalms).

Ali Quli Qarai

Your Lord knows best whoever is in the heavens and the earth. Certainly We gave some prophets an advantage over others, and We gave David the Psalms.

Amatul Rahman Omar

And your Lord knows best those that are in the heavens and on the earth. And most surely We have exalted some of the Prophets above others, and it is We Who gave David the Zabûr (- the Psalms).

Arthur John Arberry

And thy Lord knows very well all who are in the heavens and the earth; and We have preferred some Prophets over others; and We gave to David Psalms.

Bijan Moeinian

Know that your Lord knows about anything in the heavens and on the earth. I have showered My Prophets differently. To David (for example, ) I granted Psalms.

E. Henry Palmer

And thy Lord best knows who is in the heavens and the earth; we did prefer some of the prophets over the others, and to David did we give the Psalms.

Edip-Layth

Your Lord is fully aware of who is in the heavens and the earth. We have preferred some prophets over others, and We gave David the Psalms.

George Sale

Thy Lord well knoweth all persons in heaven and on earth. We have bestowed peculiar favours on some of the prophets, preferably to others; and We gave unto David the psalms.

Hamid S. Aziz

And your Lord is best aware of all who are in the heavens and the earth. We preferred (or bestowed on) some of the prophets more (and different gifts) than on others, and to David did We give the Psalms.

Mahmoud Ghali

And your Lord knows best whomever are in the heavens and the earth; and indeed We have readily graced some Prophets over others; (Literally: over some "others") and We brought Dawûd (David) a Scripture (Zabûr, the psalms).

Marmaduke Pickthall

And thy Lord is Best Aware of all who are in the heavens and the earth. And we preferred some of the prophets above others, and unto David We gave the Psalms.

Mohamed Ahmed - Samira

Your Lord knows whoever is in the heavens and the earth. We exalted some of the prophets over the others; and to David We gave the Book of Psalms.

Muhammad Asad

seeing that thy Sustainer is fully aware of [what is in the minds of] all beings that are in the heavens and on earth. But, indeed, We did endow some of the prophets more highly than others -just as We bestowed upon David a book of divine wisdom [in token of Our grace]

Mustafa Khattab

Your Lord knows best all those in the heavens and the earth. And We have surely favoured some prophets above others, and to David We gave the Psalms.[1] 

Progressive Muslims

And your Lord is fully aware of who is in the heavens and the Earth. And We have preferred some prophets over others, and We gave David the Psalms.

Sahih International

And your Lord is most knowing of whoever is in the heavens and the earth. And We have made some of the prophets exceed others [in various ways], and to David We gave the book [of Psalms].

Sam Gerrans

And thy Lord best knows who is in the heavens and the earth. And We have preferred some prophets over others; and We gave to David Psalms.

Shabbir Ahmed

And your Lord is best Aware of all beings who are in the Highs and the Lows. (In this, Our Infinite Knowledge, did We send Our Messengers). But, indeed, We caused some Prophets to excel the others, however, you should understand that they were all one in Purpose, so make no distinction among them on that account (2:62), (2:136), (2:253). (You O Prophet, are given the Perfected Eternal Message). To David We gave a Book of Wisdom, (the Psalms, as well as a kingdom that was matchless in its times (21:79), (34:10), (38:19-20)).

Syed Vickar Ahamed

And it is your Lord Who knows best all beings that are in the heavens and on earth: And indeed, We have preferred some prophets over others: And to Dawood (David), We gave the Psalms (Zabur),

Taqi Usmani

Your Lord knows best about all those in the heavens and the earth, and We have certainly granted excellence to some prophets over some others, and We gave Dawūd the Zabūr (the Psalms).

The Monotheist Group

And your Lord is fully aware of who is in the heavens and the earth. And We have preferred some prophets over others, and We gave David the Psalms.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ton Seigneur est plus Connaisseur de ceux qui sont dans les cieux et sur la terre. Et parmi les prophètes, Nous avons donné à certains plus de faveurs quʹà dʹautres. Et à David Nous avons donné le ʺZabûrʺ.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En jouw Heer kent wie er in de hemelen en op de aarde zijn het best. Wij hebben sommige profeten boven andere verkozen en aan Dawoed hebben Wij een Zaboer gegeven.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Uw Heer kent alle personen, in den hemel en op aarde. Wij hebben sommige profeten bijzondere gunsten boven andere geschonken, en wij gaven David de psalmen.

Hollandaca — Siregar

En jouw Heer weet beter over wie er in de hemelen en (op) de aarde is. En Wij hebben sommige Profeten bevoorrecht boven andere Profeten, en Wij gaven Dâwôed de Zabôer

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Господь твой лучше знает тех, кто в небесах и на земле. И вот уже Мы (по Своей мудрости) дали преимущество одним пророкам над другими [даровав какую-то особенность [[Аллах Всевышний избрал пророка Ибрахима близким другом, с пророком Мусой говорил без посредника, пророку Сулейману даровал великую власть, пророка Мухаммада поднял на седьмое небо и сделал господином первых и последних,...]], по количеству последователей, ниспосланием Писания,...] и даровали Мы (пророку) Дауду Псалтырь.

Rusça — Osmanov

Твой Господь лучше всех знает тех, кто на небесах и на земле. Мы прежде отдали предпочтение одним пророкам над Другими и даровали Дауду Псалтырь.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Din Herre har full kunskap om alla som befolkar himlarna och jorden. Och Vi har gett några profeter företräde framför andra - och Vi skänkte David en skrift fylld av visdom.