İsra Suresi 24. Ayet — Elfaz
Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: "Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı."
1وَاخْفِضْve ḣfiDve indirBağlaç+Emir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabخ ف ضAlçaltmak, çöktürmek, aşağılamak, üstesinden gelmek, kolay/sakin/nazik olmak, sakin/kolay ve bereketli bir yaşam sürmek, ses tonu yumuşak veya nazik olmak
2لَهُمَاle humāonlaraHarf-i Cer+Zamir
4الذُّلِّƶ-ƶulliküçülmeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimذ ل لAlçak olmak, aşağı sarkmak, bir şeyin en alt kısmı, sessiz/sakin, nazik, alçaltmak, kolay, itaatkar, uysal, tabi olmak, mütevazı, tevazu, önemsiz, şefkatten kaynaklanan teslimiyet kanatları, merhametle davranmak
5مِنَminedolayıHarf-i Cer
6الرَّحْمَةِr-raHmetiacımadanMarife (Belirlilik Takısı)+İsimر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.
7وَقُلْve ḳulve de kiBağlaç+Emir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
8رَبِّrabbiRabbimİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
9ارْحَمْهُمَاrHamhumāsen de bunlara acıEmir Fiil+ZamirEmir · Müfred Müzekker Muhatabر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.
10كَمَاke māHarf-i Cer+Masdar Harfi
11رَبَّيَانِيrabbeyānībeni nasıl yetiştirdilerseMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Tesniye Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıر ب وArtmak, yükselmek, çoğalmak, şişmek, büyümek, nefes nefese kalmak, solumak. Tefecilik yapmak, faiz almak, aşırı artış göstermek, normal alınması gerekenden fazlasını elde etmek. Rabiyatun - sürekli artan, şiddetli. Arba (karşılaştırmalı form) - daha çok, daha fazla artmış.